|
 |
|

ABDURRAHMAN YILDIRIM
IMF, Türkiye'de olmayacaksa denetim işini kim yapacak?
Konuyu başbakan Recep Tayyip Erdoğan gündeme getirdi. 2004'ten sonra IMF ile yola devam etmeyeceklerini açıkladı. Keşke böyle olabilse. Türkiye kendi ayakları üzerine durabilse, kamu gelir ve gideri arasında denge kurabilse, kendisine borç verenleri doğru işler yaptığına inandırabilse, IMF olmadan ekonominin çarklarını çevirebilse. Bütün bunları yapacak olan da Başbakan'ın kendisi.
Mevcut durumda IMF sadece Türkiye'ye kredi açan bir kurum değil. Aynı zamanda Türkiye'de yapılanların denetleyicisi durumunda. Hazine'nin borcu fazla. Piyasalar denetçi arıyor. Yatırdıkları paranın doğru yere gittiğini, paralarını geri alıp alamayacaklarını görmek istiyorlar. Bu görevi IMF'ye yaptırıyorlar. IMF'nin rolü bu.
Yabancılar IMF'ye bakarak Türkiye hakkında karar veriyorlar. Eğer 2004 sonundan itibaren IMF Türkiye'de olmayacaksa bu kurumun fonksiyonunu başka kurumun veya kişinin üstlenmesi gerekiyor. Çünkü Türkiye'nin borçları hemen düşmüyor. Bu borçları çevirirken de böyle bir denetleyici son derece önemli.
* Başbakana düşen- Bu fonksiyonu yerine getirebilecek en ideal konum Başbakanlık. Yani başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan. Başbakan öyle inandırıcı işler yapacak ki, yabancılar ve elbette yerli piyasalar ve tasarruf sahipleri, IMF gibi bir deneticiye gerek duymadan Hazine'ye borç vermeye ve iş yapmaya devam etsinler. Unutmayalım bu yıl 94 milyar dolarlık bir iç ve dış borcu çevireceğiz. Rakam 2004 yılında da, 2005 yılında da azalmıyor, artıyor. Bu borçları IMF'siz çevirmek için hükümetin, Başbakan'ın kredibilitesinin yüksek olması gerekiyor.
Bu noktada IMF ve ortakları olan ülkeler Türkiye'den politika yapma biçiminin değiştirilmesini istiyor. Kaynağı olmayan, borçlanmayla yapılan popülizme dayalı siyaset yerine; daha az harcayan, harcamaları sağlam kaynaklarla finanse eden bir siyaseti işbaşında görmek istiyorlar. Devleti, ekonomiyi ve siyaseti bu yönde yeniden yapılandıranın inandırıcılığı yükselir. Ancak o zaman IMF'nin denetimine kalmadan Türkiye borçlarını çevirebilir hale gelebilir.
* Yapılması gerekenler- Burada da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a büyük iş düşüyor.
* Hemen önündeki kamu kesimi maaş ve ücret artışlarını program çerçevesinde tutmak.
* IMF ile gözden geçirmeyi daha fazla gecikmeden tamamlamak.
* 2004 hedeflerini ortaya koymak ve seçimlerde popülizm yapmayacağını açıklamak.
* 2004 sonunda müzakere sürecini başlatmak için AB reformlarını gerçekleştirerek Türkiye'ye yönelik sermaye akışını hızlandırmak.
* Sadece AB sürecinin gerektirdiği düzenlemeler değil, IMF programının gerektirdiği yasaları da çıkarmak.
* Sorun siyasette- Bunları yaparsa hem IMF ile programı rahat yürütür hem de 2004 sonrasına iyi hazırlık yapmış olur. Hükümet ve başbakan büyük bir ınandırıcılık kazanır. Hem içeridekiler hem de dışarıdakiler, başbakana ve hükümete inanırlar, yaptıklarına güvenirlerse IMF'nin deneticiliğine gerek duymadan Türkiye'ye borç vermeye devam ederler, burada yatırım yapmaya gelirler. İstenen de bu değil mi?
Aksi taktirde 2004 sonrasında IMF'yi gönderseniz bile, arkasından yeniden ve çok daha zor şartlarda çağırmak zorunda kalırsınız. Eski tip siyaset tarzı devam ettikçe, IMF'nin deneticiliği ve stand-by anlaşmaları da devam eder.
* Sonuç- "Diken eken yalınayak gezmez" İtalyan Atasözü
Dışarıdan kaynak girişi var
Yılın ikinci çeyreğinde oluşan portföy hareketlerinde henüz bir değişme yok. Banka dışı kesimin bonoya olan talebi azalarak da olsa sürüyor. TL mevduat artmıyor. Döviz mevduatı dolar bazında aynı ancak kur düşüşünden dolayı TL bazında ciddi bir kayıp söz konusu. Banka dışı kesimin elindeki bono miktarının artmasına ise asıl sistem dışından gelen kaynaklar yol açıyor. Sisteme kaynağı bilinmeyen bir döviz girişi söz konusu. Asıl hareketi yaratan da bu.
Mesajlarınız için:
ayildirim@sabah.com.tr
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|