kapat
18.06.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ


TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ŞANS&OYUN
ACİL TEL


ALİ KIRCA


Ben demiştim..

Bir gazeteci için en büyük mutluluk, kimsenin üzerinde durmadığı bir gelişmeyi herkesten önce fark edebilmek ve yazabilmektir..

Bir gazeteci için en büyük mutluluk "öngörü"lerinin gerçek olmasıdır..

Yani, gün gelip "Ben demiştim!"diyebilmektir..

Hangi konuda, hangi alanda olduğu da fark etmez..

İster siyasette, ister ekonomide, ister savaşların geleceğinde..

İsterse, futbol sahalarının yeşil çimlerinde..

Diyelim ki, söz konusu olan 3 Kasım seçimleridir..

Türkiye'nin son 30-40 yılına damgasını vurmuş bütün politikacıların, siyaset sahnesinden silinip gideceğini yazmışsanız ve bu öngörünüz 4 Kasım sabahında gerçek olmuşsa, tarihi ve toplumu iyi okumuşsunuz demektir..

Seçimleri izleyen günlerde, farklı gazetelerde çok sayıda "köşe yazarı" bu sonucu öngördüğünü belirten yazılar kaleme aldı.. Ki haklıydılar!.. Ki bilmiştiler!.. (Ki hasbelkader biz de vardık aralarında!..)

Söz gelimi... Ekonomi dünyasında kalem oynatan kalem erbabı; Şubat krizinin geleceğini önceden haber vermişse, sabit kurun gün gelip felakete yol açacağını yazmışsa, tekerlek kırılmadan yol göstermişse, görevlerini "iyi yapmışlar" demekti.. (Sözleri dinlenmese de!..)Ki biz yoktuk içlerinde!.. Çünkü uzmanlık alanımıza girmezdi hesap-kitap işleri..

Mesela.. Irak'taki savaşın çok çabuk biteceğini, ancak Ortadoğu'da yaratacağı depremin yıllarca süreceğini yazmışsanız, hangi sınıfa girecektiniz peki? Yani, "On günde biter, on yılda bitmez" demişseniz attığınız başlıkta, biraz daha beklemek gerekecektir "meş'um" kehanetiniz için bir yargıya varmadan önce..

Yani, bundan üç yıl önce "Bu Galatasaray dünyanın en büyük takımlarından biri!"demişseniz "pervasız" bir iddiayla ve bu iddianız "taraftarlık ön yargısı"nın gölgesi altında "bıyıkaltı" tebessümle karşılanmışsa; lâkin aynı yılın yaz ayında, sadece "dünyanın en büyük takımları"nın müzesine giden "Süper Kupa", Florya'da yerini almışsa, gururlanmaz mısınız yazdıklarınızdan?

****

Oysa bugünkü yazının konusu bunlar değil!..

2001 kış aylarında, Ercan Arıklı "Aktüel" dergisi için yine ilginç bir proje geliştirmişti.. Medyada,bizim gibi bilinen isimler, kendi ilgi alanları dışındaki "popüler" isimlerle röportajlar yapacaktı.. Öteki meslekdaşlarım "çok ünlü" kişiler seçmişlerdi proje için.. Ben röportaj yapmak için önerimi söylediğimde ise, dergi yönetiminden "O da kim?" diye soranlar oldu.. Israr ettim. Fotoğraflar çekildi.. Röportaj gerçekleşti.. Aktüel'e "İşte İkinci Sultan"diye kapak oldu.. Ve röportajın girişinde kaleme aldığım şu satırlar yer aldı

"Çok daha ünlü isimler vardı bu röportajı yapabileceğim. Ama siz onları zaten biliyordunuz.

Nurgül Yeşilçay ise çok fazla tanımadığınız, ama bir gün mutlaka hepinizin adını ve hayatını ezbere bileceği bir genç kadındı. O benim yıldız adayımdı.

Türk sinemasının yıllardır bir türlü boşluğunu dolduramadığı "Kadın Yıldız" tahtına adaydı...

Tiyatro eğitimi alan, çekirdekten yetişen; hem de sinemada, dünyada dahi az bulunur bir 'yüz'e sahip olan Yeşilçay, bana göre tahtın yegâne vârisiydi. Üstelik geride bıraktığı yaşamı da 'film gibi'ydi.

Ben sinema eleştirmeni filan değilim. Sıradan bir seyirciyim. Beş yıl sonra Nurgül'e dair 'uç' kehanetim tutmazsa bir şey olmaz. Bu röportajı kimse hatırlamaz. Ama öngörüm gerçekleşirse, beş yıl sonra beni kimse susturamaz.. Bu röportaj aslında 'beş yıl' sonrasının röportajıdır.

Demişti, dersiniz!"

****

Önce akşam; Asmalı Konak'ın finalinde, havaaanındaki "o" veda sahnesinde, Nurgül'ün "olağanüstü bir gerçeklik"le yansıttığı o "habersiz hüzün" yüreğimize işlerken, içimden sessizce teşekkür ettim "yıldız" adayıma..

Beni beş yıl bile bekletmediği için..


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
TEMA
Sarı Sayfalar


Sizinkiler
ArboMedia

Copyright © 2002, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır