|
 |
|

ALEKSIS PAPAHELAS
İddiayı kazanın
Yıllar önce bir radyonun haberlerini dinliyordum. Bayan spiker ekonomi haberlerini şu cümlelerle sunmuştu "Size bir iyi, bir de kötü haberim var. Kötü haber, Yunanistan'daki iç borçların, iyi haberse Türkiye'deki enflasyon oranının dramatik bir biçimde artmış olması."
Bu hadise başlı başına önemli olmayabilir. Ancak biz Yunanlılar'ın bir zamanlar, Türkiye ile ilgili herşeye nasıl baktığımızı gösteriyor. Yani, Türk çıkarlarına aykırı olan bir şeyin Yunan çıkarlarına hizmet ettiğini düşünüyorduk. Yunan-Türk ilişkileriyse Anglosaksonlar'ın deyimiyle "Zero Sum" düzeyindeydi. Kimsenin kazançlı çıkamayacağı bir oyundu. Aradan geçen zaman içinde iki ülke Kardak kayalıkları nedeniyle savaşın eşiğine geldi.
Ağzımızda acı bir tat var
Ancak Yunan kurulu düzeni pek de popüler olmayan büyük bir risk almaya karar verdi.. Başbakan Kostas Simitis, (her ne kadar garipseyecekseniz de) Pangalos (dönemin Dışişleri Bakanı Teodoros) ve şimdiki Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu, Yunan kamuoyunu, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyeliğinin ve Avrupa perspektifine demir atmasının kendi çıkarına olduğunu ikna etme görevini üstlendi. O andan itibaren diplomasiden, defilelere ve Avrupa Konseyi'nde Atina'nın Türkiye'nin AB adaylığını desteklemesine kadar bir çok gelişme kaydedildi..
Buna karşın, Ankara'nın Yunan hükümetinin her niyet gösterisini olağan kabul etmesi ve hiçbir karşılık vermek zorunda olmadığı yolundaki görüşlerini hisseden sade bir Yunan vatandaşının ağzında acı bir tat kalıyor. Örneğin, Heybeli'deki Ruhban Okulu'nun açılmasına bile izin verilmemesi gibi, Yunan vatandaşının, hiçbir konuda ilerleme kaydedilemediğine inanmasına ve hayal kırıklığına uğramasına yol açıyor. Evet, kabahat belki bürokside, belki İstanbul Valiliği'nin karanlık bir memurundan kaynaklanıyor.. Önemli değil.. Ancak önemli olan günün sonunda Heybeli'deki okulun kapalı kalmasıdır. Bu arada Ege'deki ihlaller sürmekte, Kıbrıs sorunu konusunda da Türk tarafının görüşlerinde bir santim bile değişiklik gözlenmemektedir.
Güven ağları örülüyor
Atina'dan baktığımızda, Türkiye'deki toplumun geçirdiği şu aşamayı, Yunanistan'ın 1963-64 dönemlerinde geçirdiğine benzetiyoruz. O dönemin popüler ismi Başbakan Yorgo Papandreu, (bugünkü Dışişleri Bakanı'nın dedesi) büyük çoğunlukla iktidara gelmişti. Halkın verdiği mesaj gayet açıktı
Halkın bütün kesimleri "sisteme" dahil olmalı. Ve o zamana kadar kritik birer rol oynayan ordu ile Kraliyetin kenara itilmesiydi. Operasyon başarısızlıkla sonuçlanmıştı. Başbakan Papandreu'nun hem yetersiz hem de güçsüz olduğu, diğer yandan ordunun ve Kraliyetin kontrolündeki derin devletin kendine güvensiz ancak aynı anda gücünü koruduğu kanıtlanmıştı. Bunun sonucunda her ikisinin de trajik bir yenilgiye uğramış olmasıyla ülke, yeni bir diktatörlük macerasına girecek ve 10 yılını daha yitirmiş olacaktı..
Belki bizler kendi açımızdan Türkiye'deki gerçekleri basitleştiriyoruz. Ancak görüyoruz ki Türkiye, kendisiyle büyük bir iddiaya girmiştir. Biz bu iddiayı kazanmanızı istiyoruz. Karşımızda Avrupa ülkesi-üyesi bir devlet daha görmek istiyoruz. Diğer yandan, Ege'de eski günleri anımsatan saldırganlık reflekslerini, Kıbrıs'ı, hatta yeni ve eski siyasi güçlerin, statükonun esiri olduklarını gördükçe son derece huzursuz oluyoruz.
Önümüzdeki aylar, hem Türkiye hem de Yunanistan için kritik olacaktır. Kıbrıs ve Ege sorunlarına bir çözüm bulunacağını, her iki tarafın da halklarımıza iyi niyet gösterileriyle "uğraşılarımıza değdiğini" söyleyebilecek bir konuma gelmemizi ümit ediyoruz. Ancak bu böyle olmasa bile iki ülke halkı Ege'de öyle bir güven ağı örmüş bulunuyor ki, varsın politikacılar bunun üzerinde istedikleri akrobatik hareketi yapsın!
YARIN;
* To Vima gazetesi Dış Politika Yazarı Stathis Efstahides'in yazısı...
* Belçika temsilcimiz Fikret Aydemir'in Dış İlişkiler Bakanı'yla röportajı...
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|