|
 |
|

AHMET HAKAN
Düğün salonunu ikiye bölme olayı
Benim favori şairlerimin başında gelen Edip Cansever'in "Mendilimde Kan Sesleri" adlı şiirinin, meraklıları tarafından sıklıkla tekrarlanan bir dizesi vardır "Bir mendil niye kanar?" Şiir okumayı tirat attırmak sananların abartılı vurgularla okudukları bu dizeyi şöyle değiştirebilir miyiz "Bir düğün salonu niye paravanla ikiye bölünür?".
Evet.. Olay şu Samsun'da bir düğün salonunda erkekler ve kadınlar ayrı ayrı yerlere oturtulmuşlar ve araya bir paravan konmuş... Nikah masası kadınlar bölümünün hemen önünde yer aldığı için o bölüme girmesine izin verilen tek erkek damat olmuş.
Üç gündür bu olay var gündemde...
Tepkiler her zaman olduğu gibi iki türlü Bazıları "Yuh! Bu çağda bu kafa!"nın ötesine geçemeyen yazılar döşeniyor, bazıları da "Ne var bunda?" diyerek savunma egzersizleri yapıyorlar.
Yani ülkemizin yorumcuları da tıpkı o düğün salonu gibi ikiye bölünmüş durumda. Arada ise başka türlü paravanlar var...
Peki birinci gruptakilerden "küçük bir anlama çabası", ikinci gruptakilerden de "kendine çeki düzen verme gayreti" beklemek, boşuna bir bekleyiş midir?
****
Ben her şeyi göze alarak olaya farklı bir açıdan yaklaşmayı deneyeceğim Kişisel olarak kadınlar ve erkeklerin ayrı ayrı yerlerde oturmaları gerektiğine inanmıyorum. Ancak böyle düşünüyorum diye, farklı düşünenleri kınamam. Bazıları dinden bunu anlıyorsa, onlara müdahale etmeyi ve kınamayı aklımdan bile geçirmem. Yani farklı dindarlık anlayışları olabilir. Ama bu anlayışta olmam, ortadaki sorunu görmeme engel değil...
Ortadaki sorun şu Bu farklı dindarlık anlayışı, maalesef estetiğini bulamamış...
O düğün salonundaki manzara, gözü tırmalayan ve yadırgatıcı bir manzara. Hoş bir tablo değil. Ortaya konan ucube paravan gözü tırmalıyor! Yapılan ayrıma karşın damadın kadınlar bölümünde yer alabilmesi gülünç. Daha da önemlisi bir kutlama böyle mi yapılır? O düğün salonundaki kutlamanın coşkulu, hoş ve estetik olduğunu kim iddia edebilir?
Benim söylemek istediğim şu Hangi anlayıştan olursanız olun, önemli olan anlayışınızın üslubudur! Ve bizler, o insanların farklı dindarlık anlayışlarını değil, dindarlıklarının estetik olmayan tezahürünü eleştirmeliyiz...
****
Bir de 'en çağdaş' yazarlarımızın, hem 'düğün salonu olayı'nda, hem de benzer olaylarda gösterdikleri tepkiler var ele almamız gereken.
Onların yazdıklarına baktığımızda şunu görüyoruz Çağdaşlık Batılı gibi görünmektir! Batılı gibi görünürseniz sorun yok! Yani olayı şekle indirgemiş bir yaklaşım tarzı. Estetik ya da üslup kaygısından çok, şekil kaygısı!
Oysa çağdaşlık, her şeyden önce, başkalarının yaşam tarzlarına saygı göstermek iddiasında değil midir?
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|