|
 |
|

ALİ KIRCA
Biz kime yazıyoruz?
Biz gazeteciler, biz televizyoncular, her gün işimizin başına geldiğimizde masamızın üzerinde Türkiye'de yayınlanan hemen bütün gazeteleri bulabiliyoruz..
Sabah saatleri gazetelere göz atmakla geçiyor..
Ancak, yine de her haberi, her yorumu, her köşe yazısını okumak mümkün olamıyor, fırsatımız varken..
Ya fırsatı olmayanlar?
Ya günde yalnızca bir; bilemediniz iki gazete "alma ve okuma" imkanı bulabilenler?
Eğri oturup doğru konuşalım
Türkiye'de gazete tirajları, içine girmeye çalıştığımız Avrupa Birliği standartlarının çok gerisinde..
Bir hesap yapın ve toplam tirajı gazete sayısına bölün..
Yani büyük-küçük gazete demeden, eşit sayıda satıldığını varsayarak bölün..
Sonra çıkacak rakamı da Türkiye'deki köşe yazarı sayısına bölün..
Sonra o rakamı da,bir gazetenin niçin alındığına dair yapılmış araştırmalarda ortaya çıkan "yüzde"lerle oranlayın..
Gazetelerin daha çok haber için alındığını, köşe yazısı okuma ihtiyacının daha gerilerde kaldığını da düşünün..
Bir köşe yazarı olarak, sizin hanenize ya da kısmetinize düşecek okur sayısının "hazin ve düşündürücü" bir sayı olarak önünüze geleceğinden şüpheniz olmasın..
Ama dahası da var
Türkiye'nin nüfus yapısı homojen değil..
Yani bütün yaş grupları nüfusa eşit olarak dağılmıyor..
Bu ülke genç bir nüfusa sahip..
Köşe yazarı okuyanların sayısıyla ilgili oran, bir darbe de "genç nüfus"tan alıyor..
Özellikle de "gündelik siyaset" yazısı yazan ve "politika yorumu" yapan yazarlar açısından..,
Çünkü son aylarda, üniversite öğrencileri arasında yapılan bütün araştırmalar, gençlerin büyük bölümünün "siyaset"e ilgi duymadığını gösteriyor..
Siyasetle ilgili konulara, yazılara, tartışmalara da.. (Kendimizden biliyoruz Adında "siyaset" olan bir program yapıyoruz yıllardır.. İzlenme oranlarının analitik değerlendirmesinde, gençlerden en sıcak ilgiyi, genelde "siyaset dışı"konularda görüyor bizim meydan.. Biz de 'düz başkent siyaseti'nin dışında duruyoruz çoğu zaman, belki de o nedenle..)
Gazi'den sonra İstanbul Üniversitesi'nin araştırması da benzer sonuçları veriyor
Gençlerin yüzde 60'ı siyaseti düşünmüyor..Yüzde 46'sı herhangi bir partiyi desteklemiyor.. Yüzde 24'ünün,yani dörtte birininse "hiç" politik görüşü yok..
Siyasete ilgi duyulmayınca, siyaset yazılarına neden ilgi duyulsun ki?
Yıllardır gençlerin elinden ödül alıyoruz, ödül törenlerine katılıyoruz
Çoğunda kategori olarak "en sevilen köşe yazarı" da yer alıyor..
Ancak birkaç istisna dışında, düz "başkent siyaseti" yazan ve yorumlayan meslekdaşlarımızın adına rastlayamadık o kürsülerde..
"Hayatın izi"ni sürenlerin peşinden gidenlerse gırlaydı..
(Ve de aşkın!..)
****
Bu satırları tartışma açmak için yazmadık.. Bizimkisi bir gözlem yalnızca.. Belki de yanılıyoruzdur.. Ama, yine de; ortada duran sonuçlara göre, siyaseti yapanların ve yazanların biraz durup düşünmeleri gerekir diye düşündük.. İlgilenmeyen ve okumayan gençleri suçlamadan önce..
Sonuçta "siyaset" herkese lâzım!. Aşk kadar, şarkılar kadar!
Ama, ona en çok ihtiyacı olanlar uzağında duruyorsa şayet, ilk adımı kimin atması gerekir sizce?
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|