|
 |
|

MEHMET TEZKAN
Bürokrasiyi kimse yenemez..
Başbakan Erdoğan'ın yüzde yüz haklı olduğu bir konu var..
Türkiye'nin önünü bürokratik oligarşi tıkıyor..
Son 10-15 yıla bakın..
Türkiye her türlü iktidarı denedi..
Merkez sağ da iktidar oldu, merkez sol da..
İslamcı parti de iktidara geldi, milliyetçi-muhafazakar MHP de..
Hatta sağ ile sol evlilik bile yaptı..
Hangisi başarılı oldu?
Hiçbiri..
Birbirlerinden farkları var mıydı?
Hayır..
Neden?
Ülkeyi bürokratik oligarşi yönetiyor da ondan.. Ama sonunda fatura siyasal iktidarlara kesiliyor.. Biri gidiyor, diğeri geliyor..
Bürokrasi hiç değişmiyor..
Düne kadar siyasetle bürokrasi işbirliği içindeydi.. Biri devlet kaynaklarını dağıtmayı, kendine verilmiş hak olarak görüyordu.. Diğeri, kendini devletin sahibi olarak tanımladığı için, Hazine'yi cüzdanı zannediyordu..
Bu iki gücün ittifakı, Türkiye'yi duvara toslattı.. Ağır hasar gören taraf siyaset oldu.. Bürokrasi dimdik ayakta kaldı.. Siyaset kurumu zayıfladığı için daha da güçlendi.. Siyasetçiyi iş yapamaz hale getirdi..
Erdoğan ne diyor?
"Sistem, hükümet olmaya fırsat veriyor ama iktidar olmaya vermiyor" diyor..
Bunun anlamı şu İstediklerimizi yapamıyoruz.. Bürokratlar elimizi ayağımızı bağlıyor.. Gece gündüz çalışsak da, değişimi yakalasak da nafile.. İş dönüp dolaşıp bürokraside tıkanıyor..
Haksız mı?
Haklı.. Peki bunun yolu ne? Kadrolaşmak değil.. Mevcut kadroları bir kenara itip kendi adamlarını doldurmak değil.. Bugüne kadar yapılan hep buydu.. Herkes kendi adamını getirince, ortaya dev bir bürokrasi sınıfı çıktı..
Bürokratik oligarşi doğdu..
Artık şu belli Bürokratın sağcısı, solcusu, islamcısı olmuyor..
Bürokrat önce bürokrasiyi düşünüyor, bürokrasiyi kolluyor.. Kendi sınıfının ayakta kalması için elinden geleni yapıyor..
Yapılacak şey belli..
Devleti küçültmek.. Memur sayısını azaltmak, lojmanları, arabaları satmak.. İsrafın önünü kesmek..
Ama bunun için de yine bürokrasiyi ikna etmesi gerekiyor..
Özal'dan beri başbakanlık koltuğuna oturan tüm liderler hep devleti küçültmekten söz etti ama nedense devlet her geçen gün büyüdü..
Küçük bir örnek..
Sizi, 1991 yılına, ekonomik krizin had safhada olduğu günlere götüreceğim.. Yerli-yabancı uzmanlar oturdu, haftalarca çalıştı..
'Böyle gitmez' dediler.. 'Bu ülke bu yükü taşıyamaz.'
Ne olacak?
Devlet küçülecek?
İşe araçlardan başladılar.. Devletin 25 bini makam, 90 bin aracı vardı..
Maliye, zorunlu olanlar dışında araçları satmaya karar verdi.. Genelge yayınlayarak bütün kurumlardan araçları geri istedi..
Maliye'ye kaç araç teslim edildi biliyor musunuz?
300.. Onların da çoğu hurdaya çıkmıştı.. Demek ki 89 bin 700 araç zorunluymuş.. Olmazsa işler yürümezmiş..
Bürokrasiyle başa çıkılır mı?
Sahi araç satma kampanyası ne oldu?
Eminim, biz yine satmak için yola çıkıp yenilerini almışızdır.
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|