kapat
12.06.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ


TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ŞANS&OYUN
ACİL TEL


HINCAL ULUÇ


Ya sizin ayıbınız Aziz Bey?.. Ya sizin ayıbınız!..

Kendi sözünü unutmak, kendi tükürdüğünü yalamak gibi bir büyük ayıbı hiç ama hiç çekinmeden, hiç ama hiç yüzü kızarmadan işleyen Aziz Yıldırım Efendi Hazretleri (Türk Spor medyasında konumu budur. Bu kadar pervasız olmasının sebebi de budur.) susturmayı başaramadığı ender kalemlerden biri, beni, "Ayıp etmekle" itham etti, televizyon ekranlarında.. Daum ile sözleşmeye Fenerbahçe adına imza attıktan sonra..

Ve hiç utanmadan, hiç sıkılmadan dedi ki..

"İnsanlar suç işlemiş olabilir. Ama adaletin verdiği bir beraat kararı varsa, bunun üzerinde yorum yapmak, bunu yapanların ayıbıdır."

Bunu ben, sadece ben, yoğun şekilde bir tek ben yaptığıma göre bu ayıp da en başta benim, öyle değil mi, Aziz Bey..

Değil.. Öyle değil.. Çünkü yalan söylüyor, çünkü saptırıyorsunuz..

Baştan bakalım mı?..

3 haziran Salı günlü Türkiye yani bu ülkede kontrol edemediğiniz, etkiniz altına alamadığınız tek gazete, bir tam sayfa yaptı..

"Bu ayıp senin Aziz Yıldırım" başlığı ile..

Bu sayfanın göbeğine de bir belge koydu..

Fenerbahçe Spor Kulübü antetli bir kağıt bu..

Yazı da resmi.. Fenerbahçe karar defterine geçmiş..

Tarih 23. 10. 2000..

Sayı 1327..

Altında kocaman bir imza var..

"Aziz Yıldırım

Başkan"

Fenerbahçe kulübünün resmi yazısında ne diyor başkan..

"Kokain içmekle suçlanan bir kişinin büyük camiamızın başına getireleceğini yazmanız sizin bir ayıbınızdır."

Ne diyor Aziz Yıldırım, bir daha okuyalım, açık seçik..

"Kokain içmekle suçlanan birinin büyük camiamızın başına getireleceğini yazmanız, sizin bir ayıbınızdır.."

Yazdığınızı okuyor, okuduğunuzu anlıyor musunuz Aziz Bey..

Ayıp için "Suçlanmak" yeterli.. Suçlu bulunmak değil.. Bu aynen sizin ifadeniz..

Daum'u Fenerbahçe'nin başına getirmeyi geçin, getirileceğini yazmak dahi ayıp.. Aynen böyle dediniz. Tarih, numara ile Fenerbahçe antetli kağıda yazdığınız yazı aynen bu..

Siz kokain içen değil, içmekle suçlanan bir kişiye tahammül edemiyorsunuz, Fenerbahçe'nin onurlu, şerefli adı, tarihi geçmişi ve bu ülkedeki benzersiz konumu dolayısı ile..

Doğrusu bu.. Fener başkanına yakışan bu.. Alkışa layık olan bu..

Sonra Daum beraat ediyorsa, yani kokain kullanmadığı anlaşılıyorsa, onu değil Fener'in milli takımın başına getirmekte tabii mahzur yok..

Ama durum öyle mi Aziz Yıldırım..

Durum öyle mi?..

Kendi vicdanınızı karartabilir, kendi beyninizi kandırabilir, ama gerçekleri değiştiremezsiniz.. Siz kazı çevirmeyi bile başaramıyorsunuz, Fenerbahçe'yi bu yıl Avrupa'da oynatmayı bile başaramadığınız gibi..

Daum kokain içmek suçundan beraat etmedi..

Daum kokain içtiğini kabul ederek ceza davasından kurtuldu.

Belki aklınız ermez.. Batı hukukunda davaları uzatmamak için savcı ile davalı pazarlık yaparlar..

Daum hakkında kokain içmek ve kokain satışlarına aracılık etmekten hem de birden fazla vaka ile yapılan suçlamalar vardı. Hatırlarsınız o zaman Beşiktaş'ın başındaki Daum her Salı Almanya'ya uçardı.. Davalar uzayınca, savcılık bir teklif yaptı..

"Kokain kullandığını kabul edersen ki saç tahlilleri ile kullandığı zaten belgelenmişti- satıcı suçlamalarını kaldırırız."

Daum kokain kullandığını itiraf etti. Satıcı suçlamaları geri alındı. Kullanma suçundan ona para cezası verildi, dosya kapandı..

Yani Aziz Yıldırım beyefendi hazretleri.. "Kokain içmekle suçlanan bir kişinin büyük camiamızın başına getireleceğini yazmak dahi ayıptır" dediğiniz Daum, kokain içmek suçundan beraat etmedi, tam tersine suçunu kabul etti.

"Suçlanmasını" bile ayıp ilan ettiğiniz Daum, suçu kabul etti..

Türkiye gazetesine yazdığınız yazı, attığınız balgam, artık yerde durmuyor.. Peki nerde?.

Bay Aziz Yıldırım, Fenerbahçe'nin başına yakışmıyorsunuz..

****

Daum kokain kullanmıştır. Kullandığı saç tahlilleri ve kendi itirafı ile sabit olmuştur.

Daum kokain kullandığı için Bayer Leverkusen'den kovulmuş, Alman milli takımı ile sözleşmesi feshedilmiştir.

Siz Bay Aziz Yıldırım, "Suçlanmayı" bile Fener'e yakıştıramazken, şimdi kullandığı kesin birini Türk gençliğinin önüne, kurtarıcı, idol, ilah diye diktiniz. Anıtlaştırdınız..

Bugünden itibaren kokaine başlayacak her gençten artık siz de sorumlu olacaksınız Aziz Bey..

Çalınan minareye kılıf arayan Türk Emniyeti..
Emniyet'in görevi Türk insanının malını, canını, sağlığını korumak, bunlara yönelen tehditleri önlemek, suçluları yakalamaktır değil mi?..

Kağıt üzerinde öyle..

İşin içine siyasiler girince, bazan bizdeki gibi çalınan minareye kılıf bulma görevini de yerine getirirler.. Minareyi çalanı yakalayıp adalete teslim etmek yerine..

Kokain içicisi Daum Beşiktaş'la anlaşırken çalışma izninin nasıl verileceğini sormuştum gene.. Zamanın İçişleri Bakanı Sadettin Tantan beni aradı. Ben aramadım.. O beni aradı, suret-i haktan görünmek için..

"Arkadaşlar gerekeni yapacaklar. Merak etme" dedi. Ben de merak etmedim. O zaman kafamda çok farklı bir Tantan imajı vardı çünkü..

Arkadaşları, yani Emniyet Genel Müdürlüğü gerekeni yaptı. İzin verildi.

Minare kılıfa nasıl uyduruldu bilir misiniz?.

Bizim Emniyet Alman Emniyetine sordu, "Sizce mahzur var mı" diye.. "Yok" dediler. Bizimkiler de izin verdi..

"Türkiye sömürge mi?.. Özgür devlet olmak, hükümran devlet, egemen devlet olmaktır. Türk devleti, kendi ülkesi, kendi vatandaşlarını doğrudan ilgilendiren bir kararı nasıl Almanlardan sorar.. Utanmıyor musunuz, sıkılmıyor musunuz" dedim. Tantan ve arkadaşları kös dinlediler.. Popülist medya çıt çıkarmadı. İş bitti. Kimse demedi ki..

Yahu Alman Emniyeti kendi vatandaşı hakkında özel bilgileri Türk devletine niye versin.. Başından defettiği bir kokain kullanıcısı Türkiye'de iş bulmuşsa niye engel olsun?.. Gerzek mi bunlar?.. Elle gelen düğün bayram..

"Bu bilgiler kişiye özeldir, size veremeyiz" dediler..

Benim Emniyet Genel Müdürüm de Tantan'a koştu.. "Öraka.. Öreka bakanım.. Formülü bulduk. Almanya belge vermiyor. Belge olmayınca engel de kalmıyor.."

Verdiler..

Bugün Emniyet Genel Müdürlüğü gene ayni formülü uyguluyor. Konuştuğum bir üst düzey yetkilisi "Alman Emniyetine sorduk. 'Size bilgi veremeyiz' dedi. Bu durumda, hık mık.."

Yani.. Gene ayni oyun.. Ayni tezgah.. Ayni kılıf..

Yuh olsun.. Bin kere yuh olsun, bu sömürge zihniyetine.. Emniyet Genel Müdürü derhal istifa etmeli aslında..

Yahu, çalışmayı bırakın turist vizesi için o ülkenin Emniyetine sorma diye bir adet var mı?..

Alman, Fransız, Amerikalı, İngiliz, İspanyol, Yunanlı bizim vize isteğimizi reddederken Türk Emniyet Müdürlüğünden belge mi istiyor, belge mi soruyor?..

"Kaşının üstünde gözün var, seni sevmedim, vermem" diyor, tamam..

Devletler Hukuku bu..

Ancak köle devletler, kararlarını, kölesi oldukları devletlere sorarlar..

Türk Emniyeti minareye kılıf bulma uğruna, Türk devletini ne duruma düşürüyor görün..

Yahu Usame Bin Laden gelip iş istese, kime soracaksınız?.

Soracak kimse yok.. Belge de yok.. O zaman gelsin Usame İstanbul Belediyesi yol çalışmalarında Dinamit uzmanlığı yapsın..

Güldürmeyin beni.. Kandırmayın milleti..

"Biz emir kuluyuz" deyin, sadece kendiniz küçük düşün hiç değilse, koskoca Türkiye Cumhuriyeti devleti değil..

Alman polisi nasıl kıs kıs gülüyordur, sizin yazılarınızı aldıkça..

****

Türk polisi Daum kimliğinden habersizse yuh olsun onlara.. Zaten gaflet uykusundalar. Dünyanın bildiğinden habersiz bir polisle narkotik savaşı yapacağız öyle mi?.

Diyelim habersiz.

Öğrenme yeri, Alman Polisi değil, Almanya'daki Türk temsilcilikleridir. Dışişleri görevlileri.. Bu teşkilatta çalışan gizli, açık polisler.. Oradaki Türk sivil toplum örgütleri.. Onlar.. Sadece onlar..

Onurlu, şerefli, haysiyetli, saygın ülke olmak budur.

Sorarsın..

Onu da mı beceremiyorsun?..

İnternet diye bir şey duydunuz mu?..

www.google.com diye bir adres var.. Arama adresi bu.. Açın o sayfayı.. Yazın içine "Daum Cocain" diye.. Önünüze gelen belgeleri okumanız üç gün sürer.. O kadar çok..

Türk Emniyeti, Ankara'da kaybettiği gururunu, Berlin'de arıyor. Orada bulamayacağını bile bile..

Niye?..

Bulunması gereken yerde ararsa, minareye kılıf olmaz.. Tam tersine hırsızların peşine düşmek zorunda kalır.. O da işine gelmez..

Mesele işte tam bu..

Onlar ve bizler..
Daum'un kokain içiciliği ortaya çıkınca, Alman medyası onu yerin dibine soktu. Alman gençliğine ibret olsun, kimse ondan özenmesin diye.. Bunlar o devirde çıkan karikatürlerden ikisi..

The New Daum Syndrom/ Yeni Daum Sendromu alt yazılı olanı aynen böyle poster haline geldi, klasikleşti. "İşte Daum'un çalıştırdığı takımın hali" diyor poster.. Alaya bakın..

İkincisi de poster oldu..

Burada Daum'un yalancılığı vurgulanıyor.. Hani "Hayır kullanmadım.. İkinci tahlil istiyorum" diye kıyameti koparmıştı ya.. Bu karikatürün altında o yazıyor işte.. "İkinci saç tahlili istiyorum.."

Bu sorumlu, bu onurlu, bu ülkesine, insanına ve gencine sahip medya olduğu içindir ki, Daum anında Leverkusen'den kovuldu. Anında Alman Milli takımı ile sözleşmesi feshedildi.

Bir de benim medyama bakın.. Daum'u daha şimdiden efsane ilan ettiler. Göklere çıkarıp, kokain reklamı yapıyorlar..

.. ve itiraz eden tek kişiye dahi tahammül edemeyip, Daum'u ve Aziz Yıldırım'ı değil beni yargılıyorlar.

Yuh olsun size.. Yuh olsun be!..

(Al sana bir Şallak Mallak yazı daha Savaş..)


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
TEMA
Sarı Sayfalar


Sizinkiler
ArboMedia

Copyright © 2002, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır