kapat
12.06.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ


TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ŞANS&OYUN
ACİL TEL


İLKER SARIER


Yolsuzluklara esastan yaklaşmak ve "çakal" kadrosu

Yolsuzluklara Araştırma Komisyonu, "dinleme faaliyetlerine" devam ediyor.

Böyle bir komisyonun kurulmuş olması bile, "iyiye işaret!"

Ancak, bu sürecin "kişisel şov"a ve kahraman yaratmaya dönüşmesi tehlikesi de yok değil...

Daha şimdiden, Komsiyon Başkanı Ateş, haddinden fazla vitrine çıkmaya başladı, dikkat ederseniz...

Hergün gazetecileri toplayıp, şu şunu söyledi bu bunu söyledi diye beyanat vermekle yolsuzluklar çözülemez.

Türkiye'de yolsuzlukların üzerine gitmek, Haydarpaşa'dan trene binip Gebze'ye gitmeye de benzemez.

Bir araştırma, hukuki sonuç üretmedikçe, neye yarar?..

Komisyon üyeleri, etkin siyaset ve bürokrasi simalarını dinliyorlar.

Sorular soruyor cevaplar alıyorlar.

Medya da kapı dışında kameralar ve teyplerle bekliyor.

Evet içerden manşetlik malzemeler çıkabilir. Çıkıyor da...

Korkmaz Yiğit'in Bank Ekspres'ine, "hukuktan yoksun" subjektif dayanaklarla el konulduğu, işte böyle manşet oldu.

Önceki gün, devlet eski bakanlarından Recep Önal dinlendi.

Döneminde sayısız bankaya el konulan eski bakan, "Bürokratlar önüme dosyaları getirdiler, imzaladım. İnceleme yapmam olanaksızdı" dedi.

Bu sözler, aslında bütün bir yolsuzluklar sürecinin ruhunu anlatıyor ama ne işe yarayacak? Komsiyonun hukuki yaptırım erki nereye kadar ilerleyebilir?

Davet edilen BDDK eski başkanı Zekeriya Temizel'e de, "hangi bankaya hangi gerekçelerle el koyduğu meselesi" herhalde sorulacaktır.

Bir sürü bankaya çatır çatır el konulurken, şartları eşit olduğu halde, başka bazı bankaların niye "tehir" edildiği, bunlardan bazılarının 300 trilyon liralık offshore hesaplarının ana bankaya niçin ve nasıl transfer edildiği, Hazine'ye bindirilen milyonlarca dolarlık ekstra yükün sorumlusunun kimler olduğu, herhalde sorulması gereken noktalardır.

Murakıplardan, "sipariş raporlar" istenmiş midir?

Müfettiş raporları henüz "tekemmül etmediği" halde, savcılıklara "suç duyurularında bulunulmuş" mudur, bazı banka sahipleri için bulunulmuşsa, ötekiler için niçin bulunulmamıştır?

Bu ayrımcılığın sebebi nedir, ilgili bürokratlar hangi anlayış ve ilişkilerle bu şekilde yön tayin etmişlerdir?

Aslında, "batan bankaların", nasıl batırıldığı ne kadar önemli bir soru ise, aynı bankaların nasıl özelleştirildiği, bir facia zemininin nasıl hazırlandığı da aynı önemde bir sorudur.

Bankaların "satılmasında" dönen entrika ve dolaplarla, batırılmasında ve el konulmasında dönen entrika ve dolaplar, birbirinden ayrılmaz helezonlar gibidir.

Birini çözmeden diğerini çözemezsiniz.

Bunları çözmek için de, "bürokrasiyi çözmek" zorundasınız.

Ankara'da, devasa bir bürokratik çark dönmektedir.

Bu çark, çoğu zaman siyasilere de hükmeder, üzerine gitmeye kalkarsanız da ufalayabilir. Reformcu Özal, bir noktaya kadar ilerleyebilmiş sonra durmuştu. Çiçeği burnunda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da daha 6'ncı ayda, aynı sorundan muzdarip görünüyor.

Büyük bir idari reform başlatmadan yolsuzlukların üzerine gidilemez. Gene yapılsa yapılsa "çene çalma" etkinlikleri yapılır.

Bizim medyanın, kendilerine "batık paralar" konusunda "aşırı hassas" süsü veren "çakal" tayfası, dikkat ederseniz yolsuzluklara bizim yaklaştığımız gibi "esastan" yaklaşamıyor. Çünkü gözleri ve yürekleri parlak bir toplumsal gelecekte değil, sadece kendi geleceklerinde...


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
TEMA
Sarı Sayfalar


Sizinkiler
ArboMedia

Copyright © 2002, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır