|
 |
|

MEHMET BARLAS
Arka sokaklar da, birgün mutlaka ana cadde olur!.
İstanbul'un yolları, şu ya da bu nedenle delik-deşik ya.. Örneğin TEM'in Kavacık Kavşağı'ndan Rumelihisar'a inen yol, bu yıl içinde üçüncü veya dördüncü defa delinmeye başlandı..
Ya İGDAŞ, ya İSKİ, ya Telekom ya da başka bir kurum, aynı yerden aynı kazıyı yapıyor.. Sonra yol kapatılıp, asfalt dökülüyor.. Aradan kısa bir süre geçince, o asfalt da delinip, yol yine kazılıyor..
Neyse.. Söylemek istediğim bu değil..
Bu konuda bir şey yapamayız ki..
Canı isteyen, yolları kazıp, sokakları, caddeleri, geçişe kapatacak..
Aynı anda bütün alt yapı işleri birden yapılıp, yollar bir kez kazılsa ve asfalt bir kez döşense, o zaman burası Türkiye olmazdı.
Benim anlatmak istediğim konu farklı..
Bu yollar ve bazı ana caddeler tıkanınca, ister istemez trafik yan sokaklara akıtılıyor..
Daracık yan sokaklar bir anda ana cadde kadar işlek hale geliyor..
Belki yüz yıldır arka sokak olarak yaşanılan bu dar yollardaki esnaf da, insanlar da, yeni konumlarına uyum gösteremiyorlar..
Çocuklar evlerinin kapısından sağa sola bakmadan fırlayıp, sokağın karşısına geçerken, ezilmek tehlikesi ile karşılaşıyorlar..
Sokağın üzerine sandalyesini atıp oturan esnaf, binlerce aracın yanı başlarından geçmesinden hem rahatsız oluyor, hem de sandalyeyi kaldırmamak için direniyor..
Pijama ile bakkala ekmek almaya giden, terlikle manava uğrayan, pencereden ip uzatıp sepet sarkıtan ev halkı, sokaktaki yabancı trafik karşısında şaşırıyor.
Halide Edip'in "Sinekli Bakkal Sokağı" kadar küçük bir dünyanın kaynaşmışlığını yansıtan pekçok arka sokak, birden kendilerini, büyük kentin zorunlu ana arterlerinden biri haline gelmiş olarak buluyor.
Artık, karşıdan karşıya dikkatli geçmek, caddeye sandalye atmamak, gecelikle sokağa çıkmamak gerekmekte.. Pencereden halı silkmek, yola ters taraftan girmek, sokak ortasında kavga etmemek, ana cadde üzerinde yaşamanın temel kuralları.
Çünkü "Bizim Sokak", artık "Herkesin ortak yolu" olmuş durumda..
Ülkeler de böyle değil mi?
Bir döneme kadar, "Ulusal Egemenlik" ve "Bağımsızlık" gibi kavramları, dünyanın dışında yaşamak için kullanabiliyorsunuz..
Yönetimler, meşruiyetlerine dayanarak, kendi halklarına eziyet etmeyi, o halkı yoksul ve baskı altında tutmayı, hakları olarak görüyorlar..
Sonra dünyadaki değişim, birden o ülkeleri global iletişimin ana arterlerinden biri haline getiriyor..
Bir anda, o ülkelerdeki milliyetçiliğin aslında ırkçılık olduğu, ideolojik rejimin, özünde bir oligarşinin toplumu sömürmesine yarayan araç biçiminde kullanıldığı, ortaya çıkıyor..
Yugoslavya'da böyle olmadı mı?
Irak'taki Saddam rejiminin ardından, binlerce insanın gömüldüğü toplu mezarlar bulunmadı mı?
Burma'daki askeri rejim Suu Kyi'yi, Zimbabwe'nin Mugabe'si de Morgan Tsvangirai'yi, bu anlayışla hapislerde süründürmüyorlar mı?
Eskiden, yani 1970'lere kadar İspanya da, Portekiz de, Yunanistan da, kendilerini arka sokak olarak görmezler miydi?
Türkiye de bir ana cadde artık.. Avrupa'nın, Amerika'nın, Ortadoğu'nun bütün kavram ve kurumlarının, yoğun bir trafik içinde üzerinden geçtiği bir ana arter artık Türkiye..
ÅžAKA
Bugün git, bir daha gelme!.
Vatandaşın biri, her gün devlet dairesine gidip, bir memura, sorununu anlatıyormuş..
Memur da, sorunu çözmek yerine, her gün, "Bugün git, yarın gel" diyormuş..
Sonunda sıkılmış memur,
- Bugün git, gelecek sene gel, demiş..
Vatandaş boynunu bükmüş, sormuş,
Saat kaçta geleyim?
NOT- Başbakan Erdoğan AK Parti grup toplantısında, "Kamu personeli, kimseye, bugün git-yarın gel diyemeyecek" şeklinde konuşmuş..
İSTANBUL İÇİN
Justinyen ve Kanuni elele olmalı!.
Sokaklarda, caddelerde "Ben İstanbul'luyum" denilen afişler var..
İstanbul'un her fetih yıldönümünde, her kesim, kendince Fatih Sultan Mehmet'i anıp, teşekkür ediyor..
Yani, bir "İstanbul Olayı" var hem tarih, hem sosyoloji, hem coğrafya açısından..
Tabii ki İstanbul "Bizim" malımız..
Bir Türk kenti İstanbul..
Ancak aynı zamanda, İstanbul "Dünyalı" da..
Tarihi, coğrafyası, doğası ve sahip olduğu eserleri ile, İstanbul insanlığa da ait..
Biraz bunu vurgulamaya başlasak, hem Türk toplumunun kültüründe daha geniş açılar açabiliriz, hem de dünyalılar biz Türklere daha yakın hissederler kendilerini..
Daha önce Bedrettin Dalan Belediye Başkanı iken de seslendirmiştim.
İstanbul, tarihteki en büyük kanunlaştırma (kodifikasyon) hareketini yapan İmparator Jüstinyen'in de, Türk tarihinin "Kanuni" adı ile bilinen Padişah'ı 1'inci Süleyman'ın da kenti..
Jüstinyen ve Kanuni'nin elele heykellerini yapıp, Liman'a koysak..
Bizim, kökü mazide, gözü atide olan, büyük bir dünya görüşüne sahip olduğumuzu vurgulasak.
Mesajlarınız için:
mbarlas@sabah.com.tr
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|