|
 |
|

Beni de Arafat gibi yapacaklar
ABD, İsrail'le barış için Filistin liderine aradan çekilmesini şart koştu. Aynı şey KKTC'de olur mu? Denktaş'a göre uluslararası camia ve muhalifler aynı şeyi yapmayı deneyecek
Avrupa Birliği'nin Yunanistan'ın ev sahipliğinde düzenlenen Selanik Zirvesi'nde en önemli konulardan biri Türk-Yunan ilişkileri. İlk sıradaki madde de Kıbrıs sorunu. Zirve öncesi KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'la beklentilerini, barış sürecini, siyasi planlarını ve Aralık ayındaki genel seçimlerden çıkabilecek olasılıkları görüştük. Ortadoğu'da barış için ABD ve diğer arabulucuların Filistin lideri Yaser Arafat'a yeni bir müzakereci atama şartı koştuğunu hatırlatıp aynı şartın bir gün kendisine de koşulup koşulamayacağını sorduk. Yanıtı açıktı Arafat egemenlik için 40 yıldır uğraşıyor, kan döküyor. Biz bu mücadeleyi verdik. Arafat modeli uygulamak için her şeyi yapacaklar...
ANNAN İÇERİKTEN HABERSİZ
* Selanik Zirvesi'nden beklentiniz nedir? Sonuca doğru önemli bir adım atılmasını bekliyor musunuz?
Biz Rumlar'ın yıktığı bir ortaklığı yeniden kuralım diyoruz. Eğer ABD, İngiltere ve benzeri devletler Rumlar'a "(KKTC'yi) Eşit kabul edin. Aksi taktirde onları tanımak zorunda kalabiliriz" demiş olsalardı, Rumlar'a bizimle eşit şartlarda konuşmak için motivasyon vermiş olacaklardı. Bizim muhalefet de masada olanı destekleyeceğine, "İmzala ya da istifa et" diyor.
* Madem KKTC halkının zararına, muhalifler neden ısrarla kabul etmenizi istiyor?
Herkesin ayrı çıkarları olmuştur. Bazıları için AB ve İngiltere'den el altından gelen paralar söz konusu. Bizim Ticaret Odası Başkanı. Tuğla fabrikası var. Göçmenlere ev inşa edecek, tuğlaları satıp milyarder olacak gibi hesaplar var. Muhalifler planın ilk sayfasını okuyup "Kabul et, bu en iyisi" dedi. İkinci plan geldiğinde her biri 20-30 değişiklik istedi. Peki bu tadilatları istiyorsunuz da, halka nasıl "En güzeli bu, kabul et" diyorsunuz dediğimde cevap şu oldu Bunların değişmesi için ısrar edersiniz. Değiştiremezseniz dahi kabul ederseniz. Çünkü kabul etmezseniz felaket olur... Annan Kıbrıs'a geldiğinde kendisine "Senin bu planın eksik. Bizim istediklerimizi kapsamıyor. 100 bin insanımızı göçmen yapacak" dedik. Şaştı. De Soto'ya dönüp "Öyle mi?" dedi. De Soto da kekeleyip "100 bin değil ama o civarda" dedi.
VAZGEÇTİM DİYEBİLİRİM
* KKTC için müzakereci cumhurbaşkanı mıdır?
Görüşmeci cumhurbaşkanı olarak seçildik. Ama bu değişmez değil. Bugün desem ki "Artık vazgeçtim. Görüşmeci seçin", Rum tarafının da bir görüşmeci seçmesi lazım. Seviyeyi düşürebiliriz eşitlik olması için. Bunlar tabii derhal uluslararasında etki yapar.
* Seçimlerden çıkacak iktidar partisi görüşmeciyi değiştirir mi?
Ben meclisin verdiği siyaseti yürütüyorum. O yeni siyaset ortaya koyar, ben kabul etmezsem "Devam et" deseler de etmem. Ama öyle bir değişiklik olacağını sanmıyorum. Bunların (muhalifler) çoğunlukla meclise geleceğini tahmin etmiyorum.
* BM, Arafat modelini Kıbrıs'a da şart koşar mı?
Bize tümüyle bu düşüncede olanlar çekilsin, aksi düşüncede olanlar gelsin demeleri lazım namuslarıyla. Arafat ayrı devlet kurmak için 40 yıldır kan döküyor. Biz bu mücadeleyi verdik, devletimizi kurduk. Arafat modeli uygulamak için her şeyi yapacaklar. Bir arkadaşımın kızı ikinci defa Rum kesimine geçti. Oradaki polis soruyor, "Barış ister misin" diye. Kız da "İsterim" deyince Rum polis de şöyle diyor O zaman biz burada Papadopulos'u bum bum, siz de orada Denktaş'ı bum bum... Düşünce bu işte. Dünyaya da "Denktaş olduğu sürece bu iş halledilmez" diyorlar. Orada da Papadopulos'u engel olarak görüyorlar.
Erdoğan, beyanatlarında birlik çizgisini koruyor
* Yerinize oğlunuzu hazırladığınız söyleniyor...
Cumhurbaşkanı, başbakan halk tarafından seçilir. Hazırlama diye bir şey nasıl olabilir. Serdar kendi yolunu çizmiştir. Milli bir yoldadır Allah'a çok şükür. Partisine sahip çıkmış, partisinde başka görüşte insanlar varsa bir orta yol bulmaya çalışarak yürüyor.
* AKP iktidarı Kıbrıs'taki barış sürecini nasıl etkiler?
Sayın Erdoğan başbakan olmadan ve zannederim tam bir brifing almadan yapmış olduğu beyanatlar "Bu hükümet Kıbrıs meselesinde gereken her tavizi verecek. Yeter ki AB kapısı açılsın. Denktaş'ın siyaseti artık çökmüştür" diyebilmiştir. Başbakan olduktan sonra Kıbrıs meselesinin ne olduğu, nereye götürülmek istendiği hakkında iyice bilgiler verilmiş olmalı ki, yaptığı tüm beyanatlarda birliği çizgiyi korumakta bulduğunu görüyoruz.
* 2004'e kadar bir yere varılamazsa neler bekliyor Kıbrıs'ı?
Rum tarafı birliğe üye olacaktır. Biz, Türkiye'nin girmesini bekleyeceğiz. Türkiye "Ben girinceye kadar Yunanistan, Kıbrıs üzerinde AB haklarını kullanmayacak" ya da "Ben AB üyesi olmuşum gibi Yunanistan'la eşit haklar kullanmaya sahip olacağım" gibi anlaşmalar yapamazsa Kıbrıs'ın AB'ye girme hakkı yoktur. Benim imzamla Türkiye'nin bu hakkını ortadan kaldırmak isteyenler daha çok bekler.
ARAFAT NEDEN DENKTAŞ'A GIPTA EDİYOR?
"Ölürsem gömülecek toprağım yok, senin var"
Arafat'a bir gün "Artık BM'de yerin var, konuşma yapabiliyorsun" demiştim. Hayretle yüzüme baktı. "Denktaş Bey, hakikaten gıpta mı ediyorsun?" dedi. "Ediyorum" dedim. O da "Ben ölsem gömülecek toprağım yok Denktaş Bey. Senin bir devletin oluştu ve Türkiye gibi bir devlet de seni kucaklıyor. Benim Türkiye gibi bir tane Arap devletim olsa ben de senin durumuna gelirdim. Asıl ben sana gıpta ediyorum" dedi.
Türkiye'ye engel değil, neden oluruz
AB Türkiye'yi istemediği için Kıbrıs'ı öne sürüyor. Türkiye'nin Kıbrıs'ı feda edemeyeceğini biliyorlar. Biz Türkiye'nin daha erken AB'ye alınması için engel değil, neden oluruz. Yeter ki Rumlar'a gerçekler söylensin. Eğer onlar demezse, bu iş böyle gider... Annan planı suya düşünce Papadolupos'a mektup yazıp "Güven artırıcı önlemler alalım, sana şunları teklif ediyorum" dedim. Kabul etmedi. Papadopulos 4'üncü maddeye takmıştı. Türkiye'nin referandumdan çıkacak sonucu kabul edeceğini garanti etmesini istiyordu. Türkiye de bunu yapamadı. İki taraf da kendi nedenleriyle referanduma gidemiyor ama suçlu yine ben. Niçin?
Türkiye'ye güvenip hep kolaya kaçtık
* KKTC'nin ekonomik açıdan güçlenmesi, müzakerelerde elini güçlendirmez mi? Rum kesimiyle gelir farkı neredeyse 3 kat.
Biz yıllardır ambargoların arkasına saklanarak işin kolaycılığına kaçtık. Türkiye'den gelen yardımları da yatırıma, reel ekonominin gelişmesine değil; kamu giderlerine kullandık. Fonların kaldırılmasıyla önemli bir adım atıldı. Avrupa'ya, Türkiye'ye, güney komşumuza göre bizim burada daha ucuz ve farklı bir pazar yaratmamız gerekir. Bunun yanında da bir vergi cenneti haline gelmemiz gerekir.
Bu sayede Türkiye'den bugüne kadar Kıbrıs'a bakıp da "Buz üstüne yazı yazmam" diyen yatırımcıları dahi buraya çekebiliriz. Biraz atak ve cesur olmamız lazım. AB dışı ülkelerden buraya mal getirip burada bir pazar oluşturmayı, insanları da bu pazara çekmeyi hedefliyoruz. Dubai ve benzeri ülkelere Türkiye ve Avrupa'dan birçok insan sırf alış veriş için gidiyor. Aynı şeyi burada da yapmak istiyoruz.
OĞUL DENKTAŞ, BABASININ MAKAMINA OTURACAK AĞIRLIĞI OLMADIĞINI SÖYLÜYOR
Cumhurbaşkanlığı hedefim yok
Cumhurbaşkanı Denktaş'tan sonra KKTC Başbakan Yardımcısı ve Turizm Bakanı Serdar Denktaş'la biraraya geldik. Demokrat Parti başkanı olarak KKTC'de koalisyonun ortağı konumundaki oğul Denktaş, Aralık'taki genel seçimlere hazırlanıyor. Partisinin en önemli gündemi, adada barışın sağlanması. "Ben Kıbrıs'ta tıkanıklık var diye düşünmüyorum. Tersine oldukça iyimserim" diyen Denktaş'a sorduk
* Aynı iyimserlik babanızda yoktu. Rum yönetiminde aynı zihniyetin devam ettiğini söylüyor..
Rum tarafında henüz bizim iyi niyetli yaklaşımlarımıza karşılık yok... Eski yaklaşımlarını, sürdürüyorlar. Ben bu tutuma rağmen iki halkın da artık gerçekleri yaşayarak görmesinin getirdiği bir iyimserlik içindeyim.
* Seçimlerde partinizin şansı nedir?
Durumumuz oldukça iyi. Partimizin ortaya koyacağı yeni politikalar ve seçim propagandası bizi daha da iyi bir duruma getirecektir. Realist bakarsak, şu an görünen koalisyon olacağıdır.
* Siz koalisyonun büyük ortağı olarak çıkarsanız Kıbrıs'ta baba-oğul Denktaş dönemi başlamış olacak. Bu tablo Kıbrıs'ı nereye götürür?
Yıllardan beri Cumhurbaşkanı ve Başbakan Yardımcısı olarak iyi yürüttük ilişkilerimizi. Baba-oğul olmanın getirdiği bir avantaj da şu. Basının veya toplumun önünde sorunları tartışmak yerine, kapalı kapılar ardında çözebiliyoruz. Bu, halka olumsuzluk olarak yansımıyor. Cumhurbaşkanıyla aynı soyadı taşımam bir KKTC vatandaşı olarak benim önünü kesmemeli.
* Muhalifler iktidara gelir de müzakereciyi değiştirmek isterse?
Meclis çoğunluğunun böyle bir girişimde bulunma hakkı tabii ki var. Ancak müzakereciyi böyle bir ortamda değiştirmek o kadar da kolay değil. Tek başımıza hareket etmediğimizi de unutmamak lazım. Bu davayı yıllardan beridir Türkiye'yle birlikte yürütüyoruz. Aynı şekilde ortak olmayı amaçladığımız Rum tarafı da Yunanistan'la birlikte yürütüyor. Ana vatanlık meselesi var. Türkiye'den ayrı Kıbrıs'ta çözüm bulunacağı inancı olamaz.
* Siyasette hedefiniz nedir? Önce başbakanlık, sonra da cumhurbaşkanlığı olabilir mi?
Siyasette uzun vadeli planlar yapmak çok doğru bir yaklaşım değil. Sizi bugün öven halk yarın küfür etmeye başlar. Benim tek istediğim güçlü bir şekilde iktidara gelmemiz, ki bu sefer olacağına inanıyoruz. Bizde cumhurbaşkanlığı makamı, anayasal olarak son derece kısıtlı yetkilerle donatılmış bir protokol mevkii olmanın dışında bir şey değil. Cumhurbaşkanlığı makamı Denktaş'ın o karizmatik ağırlığı nedeniyle bir önem arz ediyor. Yoksa benim gibi bir insanın o protokol mercisinde pek yeri yok.
Burcu YAKAR
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|