kapat
11.06.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ


TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ÅžANS&OYUN
ACİL TEL


Gerçek ekmek teknesi

Ailesi Almanya'da işçi olan Mehmet Taylan, Türkiye'ye izne geldiğinde denizin kokusunu içine çekip kendisini Ayvansaray'da bulmuş. İlk teknesini üç milyona satıp sermaye yapmış. 1982'den bu yana ortdireğe de sosyeteye de tekne yapıyor

Almanya'da yaşayan işçi bir ailenin çocuğu Mehmet Taylan. O ülkenin vatandaşı olmasına rağmen kurulu düzenini bırakıp hayallerinin peşinden koşmayı tercih etmiş. Taylan'ın hikayesi ise çıplak bir tekneyi alıp yeniden yaratmakla başlamış. 18'li yaşların verdiği dolu dizginlik haliyle, Almanya'dan Türkiye'ye bir aylık izne geldiği sırada kendine bir tekne satın almış. Tek hayali kendi teknesiyle Ege Denizi'nin sularında bir ay boyunca yabancı turistleri gezdirip para kazanmakmış. Yılın geri kalan zamanını ise kendine ayırmayı planlamış. Bu nedenle Ayvansaray'da karşısına çıkan ilk dükkana girip "Yanınızda bir ay boyunca parasız staj yapıp tekne yapmayı öğreneceğim" demesiyle yaşamında yepyeni ve heyecan dolu bir sayfa açılıvermiş. Taylan Yatçılık'ın sahibi Mehmet Taylan, ilk teknesini de yanında çalıştığı Kadir Usta'dan satın almış. Motorsuz, dümensiz ve şanzımansız bir teknedir bu. Babası yaptığına kızmasına rağmen bütün eksiklerini tamamlamış. Adını da kızının adı Leyla koymuş. Ve üç yıl sonra 3 milyona satıp kendine sermaye yapmış.

HERKESİN ZEVKİ BAŞKA
Bir zamanlar Almanya'da inşaat elektrikçiliği yapan Taylan, Tuzla'daki yerinde 1982'den beri tekne-yat üretimi yapıyor. Şimdilerde 1200 metrekarelik bir fabrikanın sahibi olan Taylan, Hollanda, İspanya, İrlanda ve Cezayir'e tekne satıyor. "Avrupa Standartlarına Uygun" belgeli teknelerinin fiyatı ise 450 dolardan ve 200 bin dolara kadar çıkıyor. Amacının orta direk denilen sınıfa da hitap etmek olduğunu belirten Taylan, ilginç müşterilerinden de söz ediyor. "Ben sıradan vatandaşa da balıkçılara da gezicilere satış yapıyorum. Çünkü fiyatlarımız çok uygun. 450 dolara bile tekneler satıyoruz. Müşterilerimiz genelde mütevazi insanlardır ama bazen ilginç tiplerle de karşılaşabiliyoruz. Alman bir müşterim 15 metre boyunda motor bir tekne yaptırmıştı. Kapı kollarını altından istemişti. Ortaya yüklü bir maliyet çıkmıştı haliyle. Bu tamamen kişisel zevk tabii."

2004'te dünya turuna çıkacak
Onun, en büyük hayali bir tekneyle uçsuz bucaksız denizlere yelken açıp, dalgaların sesini daha yakından duyabilmek. Daha önce bir iki denemesi olmasına rağmen sonuca ulaşamamış. Neden mi? Sorunun cevabını şöyle anlatıyor "Kendime dünyayı gezmek için bir tekne yapmıştım. Teknemde bir yemek vermiştim ve bir beldenin belediye başkanı da davetliydi o yemeğe.

Adam tekneden içeri adımını atar atmak benimle pazarlığa oturdu. Onu satmayı düşünmüyordum ama o kadar ısrar etti ki kıramadım. Böylece dünya turu hayalim de suyu düştü. Şimdi ise bir yelkenli yapıyorum ve üç arkadaş kısmet olursa 2004 yılında dünya turuna çıkacağız. Umarım bunu da satmak zorunda kalmam."

Dünyanın ilk yüzer diskosunu yaptı
22 sene önce Bodrum'a tatil için giden Mustafa Özkalay, aldığı bir iş teklifiyle yat üreticiliğine soyunmuş. Ege Üniversitesi Deniz Bilimleri Fakültesi'nde 1.5 yıl master yapıp, Piri Reis Gemisi'nde araştırma görevlisi olarak çalışmaya başlayan Özkalay, "Ailemizde bu alanda çalışan kimse yoktu.

GURUR DUYUYOR
Benimle başlayan bir süreç olduğu için övünüyorum. Devam edeceğini umuyorum. Dünyadaki en iyi boat showları gezerek en doğru konsepti yarattığıma inanıyorum. Saç tekne yapan firmalardan ilkiyiz. Başladığımızda bize gülmüşlerdi ama çok tuttu. Saçın üzerini ahşap kaplıyoruz. Yatın ahşap olduğunu sadece makine dairesine girince anlayabiliyorsunuz. Bu konsept artık yaygınlaştı" diyor.

MERKEZ BODRUM
Türkiye'de babadan oğula geçen tekne ve yat inşasını eleştiriyor. Ona göre bu alanda bir araya gelen farklı kuşaklar, ciddi yatırımlar yapmıyor ve yıllarca aynı sistemde üretim yapıyor. Bildiği herşeyi tecrübeyle öğrendiğini anlatarak şöyle konuşuyor "M & M diye 37 metre uzunluğunda bir katamaran yaptık. Dünyanın ilk yüzer diskosuydu. Bu bizim için önemli bir sınavdı.

Bodrum'da pek çok aile bu işten ekmek yediği için orada işler daha ciddi yapılıyor. Yat imalatını yönlendiren Bodrum'dur. Güney bölgesi, asıl ticaretin yapıldığı yer. Bodrum'un dezavantajı tersanelerin bir yerde toplanmaması. 7 sene içinde yatçılık İstanbul'dan güneye kayacak ve İstanbul eskiden olduğu gibi gemicilikle devam edecek."

YARIN
* Teknelerden nefret eden bir babanın oğlu olan Denzi Yatçılık'ın sahibi Rupen Meyhanecioğlu, bir yılda 120 tekne üreterek dünyanın en yatçılarıyla yarışıyor.

* Viking Marin'in sahibi Ali Sirkecioğlu, Kral Faysal ailesinin özürlü bir mensubuna altın muslukları olan büyük bir yat yaptı.

Pervin METİN - Güngör KARAKUŞ


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
TEMA
Sarı Sayfalar


Sizinkiler
ArboMedia

Copyright © 2002, Bilgin Elektronik Yayıncılık ve İletişim A.Ş. - Tüm hakları saklıdır