kapat
07.06.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ


TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ÅžANS&OYUN
ACİL TEL


SAVAÅž AY


Gazetecilik ve kırıcılık üzerine...

Kerameti kendinden menkul değerlendirmem sonucu, "kırıcı 3 kalemşör" sayabilirim basında. "Kırıcıyı" kalp kırıcı, umut kırıcı anlamında kullanıp, yapıyorum bu değersiz saptamayı. Biri Hıncal Uluç, diğeri Fatih Altaylı üçüncüsü ise Engin Ardıç. Şimdi bu adlarda sondan başa giderek anlatmaya çalışayım meramımı.

Engin Ardıç mesela
Yazılarını Nokta'nın efsane döneminde okurdum ilk. Hani voleybolda sıkı küt iniciler vardır ya. Nedense hep öyle bir his kaplardı içimi onu okurken. Adam maçta ustaca paslaşan el topçular gibi, yazının içinde sözcükleri bir o yana bir bu yana savuruyor, finale doğru birden yükselip, küüt diye indiriyordu son cümleyi. Sonra gazetelere de yazmaya başladı Ardıç. Her döneminde yine izledim, keyiflendim onu okumaktan. Kalın camlı gözlükleri ardından fır dönen gözleriyle TV yorumu yaptığında da iyiydi, yılan dili bıçak timsali kullandığı dili ve kalemini oynatırken de.

Behey dangalak adam
Derin bilgi birikimi, katmer katmer kültürü vardı. Allah için okumuş, okuduğunu iyi anlamış, iyi de anlatan çocuktu. Lâkin hep bir hat kaçağı vardı yazar-okur iletişimimizde. O severek okuduğum yazılarının lezzeti damağımda taptazeyken bile, sanki satırların arasından çıkıp, kafama bir şaplak atacak, ya da ne bileyim, yüzüme doğru haykırıp "Hişşt!.. Ağzını öyle gergef gibi yayarak gülme dangalak adam. Sen de dahilsin o yazıda kastettiklerime" deyip, saklamaya çalıştığım ne kadar kelek tarafım varsa yüzüme vuracak gibi gelirdi.

Sus ve korkuluk ol!..
Ama bu dediğim, dürüstlüğünün, açık sözlülülüğünün değil de, kendi dışındaki tüm canlıları sebepli-sebepsiz zehirlemeye koşullanmış bir cangıl böceğinin icraatıydı sanki. Böyle düşündüğüm zamanlarda yine de dönüp kendime bozuk çaldım. "İşkillisin de, o nedenle dingilliyorsun" dedim kendi kendime. Ama geçen gün Ercan Bey'in ardından yazdıklarını okuyunca... Peeeh!..

Altay'dan gelen yiÄŸit
Kalp kırma, umut yıkma konusunda uzman saydığım bir diğer kalem erbabı da Fatih Altaylı. Haşin, sert, acımasız bir üslubu var onun da. Lâkin asla bu özelliklerini düşünerek söylemiyorum kırıcılığını. Onunki de tarifsiz bir hoyratlık sanki. Hani yazdığı sütuna ampulü dokundursan yanacakmış gibi elektirik yüklü. Yani hissettiklerimin dahasını anlatmaya kalkışsam, hem anlamı, hem şiddeti düşecek yarattığı durumun. Bir de; her meslekte olduğu gibi, bizde de sadece meslek erbabının duyumsayacağı bir sanal frekans vardır. İşte o frekanstan algılıyoruz ki, Fatih ne yazarsa yazsın, kafası, bedeni, ruhu, düşüncesi hep bir tarifsiz hezeyanın, eksikliğin, hırsın ve gelecek endişesinin kerpeteninde. Saçmaladım gibi mi geliyor size? Öyle diyorsanız öyle olsun.

Ortasını kim bulacak?..
Ve nihayet Hıncal Abi. Sohbeti, dostluk etmesi, birlikte oturup kalkması kıyak bir insan o. Yazıları da yaman oluyor çoğunlukla. Vizyonu, alternatif düşünce sistematiği, aksine ve aykırı yazabilme mahareti ve üstün vitrinleme meziyeti var. Genellikle de övücü yanı ağır basar gözüküyor. Hem öyle böyle de değil, yazdığı kişiyi bile şaşırtıp "Ben neymişm yav!" dedirtecek kadar irtifası, anvelesi yüksek gazlıyor insanı. Lâkin vurmaya başlayınca, aneey!.. Aman ki amanı bilir misin? Dili acılaşıyor, kalemi kezzaplanıyor. Okuyunca insanın içi tarumar oluyor aniden. Ortasını bulamıyor Hıncal Abim ne yazık ki.

Gönül sizin
Durduk yere bu yazıyı, bu isimleri niye yazdığımı sual eden olur belki. İki gözüm çıksın ki öylesine geliverdi içimden. Haa, ille de bir yere çekip sündürecekseniz, paşa gönlünüz bilir. Çekin çekebileceğiniz yere.


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
TEMA
Sarı Sayfalar


Sizinkiler
ArboMedia

Copyright © 2002, Bilgin Elektronik Yayıncılık ve İletişim A.Ş. - Tüm hakları saklıdır