kapat
07.06.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ


TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ÅžANS&OYUN
ACİL TEL


EMRE AKÖZ


Yüzde 100 yasal işe rüşvet

Hemen her gün önümüzdeki 10 yıl içinde Türkiye'nin büyük bir atak yapacağından, dünyanın önemli ülkelerinden biri haline geleceğinden söz ediliyor.

Böyle bir şey mümkün mü? Elbette. Ülkemizde bu potansiyel var. Ancak mevcut yasalarla ve onlara dayanarak iş yapan hantal bürokrasiyle böyle bir şeyi başarmak imkansız...

Örnek vereyim...

Bodrum Türkbükü'ndeki Mavi Otel'de üç beş gün geçirdik. Mavi'nin iskelesinde güneşlenirken enerji sektöründe faaliyet gösteren bir işadamıyla tanıştık. Gerçek adını vermeyeceğim; biz ona Ali diyelim.. Bakın Ali Bey neler anlattı...

****

Ali Bey pazarladığı cihazlar için bir bilgisayar programına gereksinim duyar. Program dediğiniz sadece bir diske kayıt edilen cinsten bir yazılım işte.

Ali Bey, "Aslında cebime koyup getirirdim ama her işimiz yasal olsun diye resmen ithal etmeye kalkıştım" diyor.

İçinde program bulunan diski getiriyorlar. Gümrük yetkilisi soruyor "Nerede bunun kullanım kılavuzu?"

Yahu ne kullanım kılavuzu? Bilgisayara takacaksın, iş bitecek. Ama yetkili "Olmaz kardeşim" diyor, "Mevzuat böyle. Kullanım kılavuzu gerekiyor."

Ne yapmalı? Ali Bey ve arkadaşları oturup bir kullanım kılavuzu yazıyorlar 1) Önce bir bilgisayar alın... 2) Disk bölümünü açın. 3) Diski bu bölüme yerleştirin. 4) Çalıştırın... vs vs.

Tekrar gümrük yetkilisinin karşısına çıkıyor Ali Bey. Kılavuzu gösteriyor. Tamam mı? Hayır! Diyor ki yetkili, "Kardeşim iyi güzel de bu diskin içinde ne var? Şunun bir dökümünü alın getirin."

Eh, son derece gereksiz, anlamsız bir iş ama zor değil. On binlerce satırdan oluşan programı kağıda döküyorlar. Sayfalar dolusu çıktıyı alıp tekrar yetkiliye gidiyorlar.

Tamam mı? Ne mümkün! Yetkili diyor ki "Aaa, bu da ne? İngilizce olmaz. Hem zaten mevzuata göre bu programı Türkçe'ye çevirmeniz gerekiyor."

Ali Bey bir yandan anlatıyor, bir yandan gülüyor "Yahu program İngilizce yazılmış ama bunu Türkçe'ye çevirirsen yani 'enter', 'load' ve benzeri kelimeleri Türkçeleştirirsen program çalışmaz ki! Çevirsem ne olur, çevirmesem ne olur?"

Bunun üzerine Ali Bey pes edip yasal yolu terk ediyor. Gidip yurt dışından programı getiriyor. Cihazlarına yerleştirip çalıştırıyor. Kimsenin de ruhu duymuyor.

Ali Bey'den bir bürokrasi hikayesi daha...

Pazarladığı cihazları bir yetkilinin kontrol etmesi, onay vermesi gerekiyor. Ama yetkili Ankara'da. Yetkilinin İstanbul'a gelmesi için yasal olarak belirlenmiş bir ücret var. Ali Bey bu ücreti yatırıyor. Tüm işlemleri tamamlıyor. Başlıyor yetkilinin gelmesini beklemeye.

Tahmin edeceğiniz gibi gelen giden yok... Telefon ediyor. Karşı taraftan "Çok doluyuz, şu sıralar mümkün değil" cevabını alıyor. Atlıyor uçağa Ankara'ya gidiyor. İlgili bakanlığa vardığında bakıyor ki bizim yetkili çay kahve içmekte, sohbet etmekte. "Yahu kardeşim gelsene..." Mırın kırın, falan filan.

Derken yetkili bir aracı kullanarak Ali Bey'e haber gönderiyor 5 milyar lira verirse gelirim. Çare yok. "Tamam" diyor Ali Bey, "Ama parayı nasıl vereceğim?"

Tahmin edin bakalım Ali Bey yüzde 100 yasal işini halledebilmek için vermek zorunda kaldığı rüşveti zarfa mı koyacak? Aracıya mı teslim edecek? Ne yapacak?

Bilemediniz Yetkili banka kartının numarasını vermiş. Hem de kart başkasının adına değil, kendi adına! "Yahu" diyor Ali Bey, "Her şey apaçık kayıtlı. Banka, kart numarası, tarih vs. İstesem rüşvet aldı diye hapse attırırım. Ama onun yerine gelen de aynı rüşveti isteyecek. Onun için bir şey yapmadım."

****

Söyleyin bakalım Bu çağda, bu mevzuatla ve bu bürokrasiyle Türkiye kalkınır mı? Bırakın yabancı sermayeyi, sen kendi işadamına böyle zorluklar çıkarırsan kim yatırım yapar?

Gani Müjde'den F.Bahçe tahmini
Daum, F.Bahçe'ye geldi ya... "Artık her şey farklı olacak" deniyor ya... Mizah yazarı Gani Müjde de geleceğin gazete spotlarını şimdiden yazdı. Penguen dergisinden okuyalım

* Daum ayağının tozuyla ilk demecini verdi "Artık patron benim. Soyunma odasında yönetici istemiyorum." n Daum'dan açıklama "Ben böyle bir şey demedim." n Daum yemekte kükredi "Takımı Başkan'ın yaptığı yanlış. Takımı sadece ben yaparım." n G.Afrikalı futbolcu Sambrero'nun transfer edilmesine karşı çıkan Daum, "Transferi ben yaparım" dedi. n "Samandıra'da gazeteci istemiyorum." n Yönetici Bahattin Kanatoğlu G.Afrikalı Sambrero ile anlaşma sağlandığını açıkladı. Sambrero ilk 11'de. n Lige mağlubiyetle başlayan Fener'de sinirler gerildi. Daum, "Havaalanında beni yuhalayanlar küçük bir grup" dedi. n Daum hedefi büyüttü, "Şampiyon olmasak da G.Saray'ı yendik. Bu yeter bize." n Üç haftadır galibiyet yüzü görmeyen takıma Başkan sahip çıktı. Aziz Yıldırım, "Daum'un yanındayız" dedi. n Daum eskiden F.Bahçe'de top oynamış spor yazarlarıyla kapıştı. Bu yazarları yönetmedikleri takımı eleştirmekle suçladı ve o yazarların çalıştığı gazeteleri okumadığını açıkladı. n Laila'daki zevk gecesinden çıkarken muhabirimize yakalanan Daum'un takımı kondisyonsuz çıktı. n Daum, Salzburg ile görüşmek üzere Almanya'ya gitti. n F.Bahçe, Yozgat Köy Hizmetleri takımına yenilerek kupadan elendi. n Daum, Almanya'dayken bileti kesildi.

Gani Müjde, "Bunların yarısı dahi gerçekleşmezse dişimi kırarım" diyor! Göreceğiz...

ARTIK 'TAÇLANDIRIYORUZ'
Magazincilerin kendilerine has bir haber jargonu vardır. Örneğin "aşk yaşamak". İki ünlü kısa süreli bir ilişki kurarsa bunun adı aşk yaşamaktır. "Düzeyli ilişki" ya da "yürekleri hoplatan dekolte" gibi daha birçok terim vardır magazinde. Bazen bu jargondan sıkılıp yeni kelimeler ortaya atarlar. Son modaları "taçlandırmak". İşte iki örnek... "Berna Öztürk kıpkırmızı saçlarını aynı renk elbisesiyle taçlandırdı." Diğeri "Gökhan Özen, 'Civciv' adlı albümünün başarısını yeni aldığı GMC marka son model minibüs ile taçlandırdı."


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
TEMA
Sarı Sayfalar


Sizinkiler
ArboMedia

Copyright © 2002, Bilgin Elektronik Yayıncılık ve İletişim A.Ş. - Tüm hakları saklıdır