kapat
07.06.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ


TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ÅžANS&OYUN
ACİL TEL


ÖMER LÜTFİ METE


Tek Kürtçe'nin mimarı derin Türkler

Henüz devlet olamadığımız yolundaki ifadelerim, özellikle "devlet-i ebed müddet" kadrolarını kızdırır. Bu iddiamın; devlet kurup yıkma rekoruna sahip Türklerin "büyüklük duygusu"na tosladığını biliyorum. Hatta, işgüzar çevrelere göre bu, "Atatürk düşmanlığı" bile sayılabilir

Büyük önderin kurduğu Cumhuriyet'e "henüz devlet olamadı" denir mi?

Gayem, devleti aşağılamak ve milletin onuruyla oynamak olmadığı için konuyu pek silkelemiyor, sadece dokunmakla yetiniyorum. Yine de bu "tez"in esaslı bir açılımına gitmeyeceğim Yalnız, tek bir örnek üzerinden, devletin uzun zamandır ne kadar akıl-dışı davrandığını belgelemekle yetineceğim. "Devlet benim" diyen stratejik bilinç fukaralarına değil, yeni nesillere acı bir uyarıda bulunmak için...

Örnek "Kürtçe" meselesidir.

Bilindiği gibi PKK kanalı, yıllardır yurt dışından yayın yapıyor.

Seyredilmesi istenmiyor ama önlenemiyor. Bölgede kendini başka bir milletin bireyi hisseden her Kürdün evinde çanak anteni olduğunu bilmeyen yok. İsterse o ev kümes kadar küçük olsun, içinde kuru ekmek bile bulunmasın! Nerede farklı kimliğiyle heyecanlı bir Kürt varsa orada PKK çanağı var! Belki örgüt zorla aldırtıp vergisini bile tahsil ediyordur!

Ayrılık çanağında ittifak
Bir kere, asla uygulanamayacak bir yasak, devlet kavramının köküne ihanettir! Devletseniz koyduğunuz yasağın icabına bakarsınız. Bakamıyorsanız zavallısınız. Devlet, zavallı düştüğü yerde yok olmaktan beter durumdadır. Yine de bunu geçelim.

Asıl "devletlü intihar", sözde yasak yayınlarla bütün Kürt ağızlarının teke indirilmesidir. Birbirlerinin konuşmasını hiç anlamayan veya az anlayan değişik Kürt çevrelerin tek bir dil çatısı altında kenetlenmeleri için ne anlamlı bir yasak!!!

Herhalde bu yasak PKK'nın tam "canıma minnet" dediği şeydir.

Böylece tek bir Kürtçe televizyon, bütün Kürtleri tek dili anlar ve konuşabilir hale getirmeye başlıyor.

Şimdi gelin de sormayın

Devlet içindeki "derin güç"ler de bunu mu istiyorlardı? Böyle bir yasağı sürdüren Türk'lerin amacı, bütün farklı ağızların ortadan kalkması ve tek dil konuşan bir Kürt toplumunun oluşması mıydı?

Gerçeklerin geçeği
Bölünmemek için "derin tedbir" geliştiren bir devlet var olsaydı yapacağı ilk şey farklı Kürt ağızlarını mevcut durumlarıyla korumaya çalışmaktı.

Oysa tam aksine, kendini "derin" veya "derinlerle uyumlu" zanneden bütün Türkler, Kürt'lerin tek ağızla konuşur hale gelmeleri için elbirliği etmiş gibidirler. Bu kadrolar ülkemize adeta ikinci bir "resmi dil" kazandırmada, en azından PKK kadar beceriklidirler. Kürtçülüğün kökü yabani ise de, bahçıvanı yerli ve evcildir! Bu şartlar altında; bizde kendini "devlet" zannedenlerin oluşturduğu kurum ve birimler mi daha "devlet" gibi davranmış sayılırlar, PKK mı; siz karan verin...

Konuyla ilintili olarak Batı'nın "çifte ölçüt" sapıklığını da unutmuş değilim Türk dünyasındaki bütün ağızların tekleşmesini, Uygur'dan Azeri'ye kadar her kolun Batı Türkçesi'nde buluşmasını istemek Turancılıktır, insanlık suçudur! Ama Kürt ağızlarını birleştirmek, bu yolda gizli servis desteği sunmak ise sadece "insan hakları" çerçevesinde "kültür etkinliği"nden ibarettir.

İnsancıl Batı demek ister ki

En iyi Türk ölü, esir, mağlup, işbirlikçi, satın alınmış; hiç değilse kimliğinden kaçan, başkası olmak isteyen, bağımlılaştırılmış Türk'tür...


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
TEMA
Sarı Sayfalar


Sizinkiler
ArboMedia

Copyright © 2002, Bilgin Elektronik Yayıncılık ve İletişim A.Ş. - Tüm hakları saklıdır