|
 |
|

ALİ KIRCA
2396 yıl kaldı!
2396 yıl sonra, yeryüzünde yaşayanların hiçbirinin bizden haberi olmayacak. Ne çektiğimiz acıları bilecekler, ne mutluluklarımıza gülecekler, ne de siyasetlerimizden ve siyasetçilerimizden haberleri olacak...
Demirel, Erbakan, Çiller, Ecevit vesaire...
Ya da Clinton, Kohl, Yeltsin, Saddam vesaire...
Yeni medeniyetler boy gösterdiğinde bugünkü sınırlardan ya da bugünkü ülkelerden de haberi olmayacak kimsenin. ABD, İngiltere, Almanya, Türkiye, Yunanistan, İran, Rusya...
Acaba kaçının bayrağı taşınacak 2396 yıl sonrasının zaman tünelinden öteye?
Hangi tanrıya inanacak, hangi peygambere iman edecekler? Hangi ideoloji için ölecek, hangi milliyet için kan dökecekler?
Hangi şarkıları söyleyecekler?
Yoksa şarkı diye bir şey de mi olmayacak?
Åžiir diye bir ÅŸey, resim diye bir ÅŸey?..
Ve şarkıların, şiirlerin uğruna yazıldığı, resimlerin üstüne çizildiği aşk diye bir şey de mi olmayacak?
Bilmiyoruz... Bildiğimiz, 2396 yıl sonra yeryüzünde yaşayanların, hiçbirimizden haberi olmayacağı...
İki kişi hariç Alan Hale ve Tom Bopp...
ooo
Alan Hale ve Tom Bopp, Amerika Birleşik Devletleri'nin güneybatısında, birbirlerinden habersiz, birbirlerine yüz kilometre kadar uzaktaki iki kasabada yaşayan iki Amerikalı.
Onlar, 22 Temmuz 1995 Cumartesi gecesi, gökyüzünü gözlerken, rastlantı sonucu aynı anda bir gökcismini keşfettiler. Keşfettikleri şey, o güne kadar bilinmeyen yeni bir kuyrukluyıldızdı. Bilim adamları keşfi doğruladılar.
Ve o güne kadar bilinmeyen kuyrukluyıldızın adını 'Hale-Bopp' koydular. Hale-Bopp, uzay biliminin kaydettiği en büyük kuyrukluyıldızdı. İki Amerikalı'nın gördüğü anda, Hale-Bopp Kuyrukluyıldızı, Jüpiter'in gerisinde ve dünyanın 577 milyon mil uzağındaydı.
Araştırmalar birbirini izledi. Hale-Bopp Kuyrukluyıldızı saatte 43 bin mil hızla dünyamızın yönünde ilerliyordu.
Bize doğru geliyordu, dünyamıza en yakın noktadan geçecekti. (O en yakın nokta 122 milyon mildi...) Ve biz, o noktada Hale-Bopp Kuyrukluyıldızı'nı çıplak gözle görecektik.
Ve... Beklenen oldu. 1999 yılı Mart ayı sonunda gördük.
O gece ortaya çıkan kuyrukluyıldızı, insanoğlu bundan önce bir kere daha çıplak gözle görmüştü.
Tam 4200 yıl önce...
4200 yıl önce...
Ya da milattan önce 2213 yılında. Roma ve Atina imparatorları daha çok uzakta... Mayalar, İnkalar, Aztekler yok. Avrupa'da siteler bilinmiyor henüz.
Ama Çin'de, Mısır'da, Mezopotamya'da tarım gelişmiş. Ve Mısır'da ünlü piramitlerin inşaatı sürüyor.
Firavunları ölümsüzlüğe taşıyacağına inandıkları piramitleri yapan Mısırlılar, güneşe, aya ve yıldızlara tapıyor. Avrupa'da henüz şehirler bilinmezken, Mezopotamya köylüleri, Akkad şehrine göç ediyor, dünyanın ilk kent devrimi yaşanıyor. Dünyanın ilk orta sınıfı Akkad medeniyetinde doğarken, uluslararası ticaret gelişiyor. Aynı yıl, Çin'de Xia Hanedanı kurulurken, küçük eyaletlerin birbirleriyle kanlı çıkar savaşlarına girdiği görülüyor.
****
Evet, 4200 yıl önce böyle bir dünyadan geçip gitti Hale-Bopp... 99 Mart sonunda bir kere daha göründü... Sonra, tam 2396 yıl sonra yaşayanlar bir kez daha göğe dikecekler gözlerini.
Astronomi bilimi, Hale ve Bopp'un adını belli ki o günlere taşıyacak.
Ama o kadar...
Başka hiçbirimizi tanımayacaklar... Bilmeyecekler...
Akkadlar gibi silinip gidecek izlerimiz.
Hiçbir şey kalmayacak firavun mezarlarından başka.
Kuyrukluyıldızın binlerce yıl geriden gelip, binlerce yıl öteye gittiği "o" geceyi unutmayın...
Öteki sefere daha 2396 yıl var...
Unutmayın ve tutunun yaşadığınız zamana.
Hayatınız, kuyrukluyıldız gibi kayıp gitmeden avuçlarınızdan...
Yaşadığınız sizin hayatınızdır ve sizden başka bir bilen olmayacak...
NOT
Önceki gün, Ercan Arıklı'nın bana saklayacağını söylediği "Eski bir yazım"dan, "Galatakeder"den söz etmiş, ancak "Sakladı mı, bilmiyorum?" diye eklemiştim..
Dün, yanıtını aldım.. Kendisiyle bugüne kadar birkaç kez karşılaştığım gazeteci Dürin Ababay aradı.. Bir anısını nakletti "Babamı yeni kaybetmiştim, biraz durgundum. (Ercan Bey) yas tutmayı hastalık olarak görürdü. Beni o an iyileştirmeye karar verdi "Yarın sana sakladığım bir yazıyı yollayacağım. Futbolla ilgili sanacaksın ama hayata bakışla, ölüme bakışla ilgili.. Her gün o yazıyı oku.. Bir haftada iyileşeceksin!"
Teşekkürler sevgili Dürin Ababay.. Ercan Bey "Saklayacağım" dediyse saklardı, biliyorum... Ama doğrusu başkalarına da önerdiğini bilmiyordum.. Kendisi de Dürin'e söylediği gibi her gün okuyor muydu acep? Her gün "İyileşiyor" muydu.. Ve.. Gülüp geçiyor muydu, hayat geçip giderken?.. Ya da Gülüp geçti mi, "ebediyen" giderken.. Bilmiyorum?
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|