|
 |
|

ÖMER LÜTFİ METE
Çamurdan muhalefet hırsızın ekmeğine yağ
Adam manşet atıyor "Askerden hükümete AB freni" Daha haberi okumadan bir şeyler tahmin ediyorsunuz. Hele bir de iktidara "gerici" diyenlerdenseniz, neyin frenlendiğini dahi öğrenmeden kararı verirsiniz "İyi ki asker var!"
Gazetelerin düşebildiği çukurlar hakkında fikriniz varsa, "acaba şimdi ne istiyorlar?" diye geçer içinizden. Gazetenin patronu hükümetten Vakıfbank'ı mı istiyor, Tekel'i mi, hangisini?
Tabii ki bu sadece zandır ve sizi bağlar. Hükümete "Niye böyle yapıyorlar, sizden ne istiyorlar" diye sorsanız gafil avlanırsız
"Filanca şeyi istediler, vermedik de... Bütün kötülük medyadan!"
Hasılı eleştirene de, eleştirilene de güveniniz yok. Bu da demektir ki, gerçekleri öğrenme ihtimaliniz çok düşük. Kafanızı iyi işletirseniz, -biraz da sezgileriniz kuvvetli ise- gerçeğe yakın bazı bilgiler edinebilirsiniz. Ama hala, "zan" dolaylarındasınız.
İşte; tarafsızların bile gerçekle buluşamadığı bu ortam, yolsuzluk cennetidir. Orada vicdansız bir hükümet kolayca sıfırdan dev zenginler üretebilir. Yeter ki, o hükümete karşı kampanya yürüten bir cephe bulunsun.
Şaşkın akıncılar dalgası
Bir iktidarın içinde veya tepelerinde yolsuzluk yapabilecek tıynette insanlar varsa; en kolay vurgunu, kanıtlanamaz suçlamaların gölgesinde gerçekleştirirler.
Develer iğne deliğinden geçer; "cennetlik hırsızlar" Karun'laşırlar. Çünkü o saldırılara karşı zırhları var
"Hortumlarını kestiğimiz için bize saldırıyorlar..."
Tabii balık baştan kokmuş ise... Her iktidarda bulunan çürükler, yakın geçmiştekiler gibi bunlarda da sağlamlardan çok fazla veya etkin ise...
İşin özü şu
Kötü, yanlış, çarpık eleştirinin, eleştiri adı altındaki yergi, karşı tarafı geriletmek şöyle dursun, güçlendirebilir. Pek çok örneğini bildiğim bu cilvelerden biri, "Mavi Akım" hortumundaki "Milli Görüş" tipi muhalefettir
Başbakan Erbakan'ın görkemli imzalarıyla daha da derin hikmetler kazanmış bulunan "28 Şubat"ın hem mağduru, hem de faili olmak gibi eşsiz bir "kader"i yaşayan "Fazilet" kadroları, dişlerine göre bir "düşman" buldukları düşüncesiyle Mavi Akım üzerinden Mesut Yılmaz'a yöneldiler.
Ama nasıl?
Neredeyse, o sıralar konuyla ilgili göndermelere yer verdiğimiz dizinin üslubu ile!
Karalarken aklamak
Doğrusu, "Mavi Geçiş" adıyla işi hikayemize katarken bir büyük yolsuzluğa dikkat çekmek de istiyorduk ama, "film olsun diye" de hayali unsurlar ekliyorduk. 28 Şubat'ın fail ve mağdurları, medyada ve Meclis'te bu tarz muhalefet yürüttüler! Sanki amaç yolsuzlukla ilgili gerçekleri ortaya çıkarmak değil, sadece bağcıyı dövmek!
İlkel bir muhalefet bu
"Adamın beş suçu varsa, beş tane de sen uydur; daha çabuk yıkılır!"
Oysa suçlanan kişinin canına minnet!
Uydurma olan suçlardan birini alır, seni paçavraya çevirir! Ötekilere hiç değinmez! İzleyen de "Haa, bütün bunlar çamurmuş meğer" duygusuna kapılır. Belki en az yarısı yüzdeyüz gerçek iken!
Belli ki; suçlamana gerçek dışı unsurlar kattığın zaman sanığı en azından kendi taraftarlarının gözünde aklamış oluyorsun.
Onun içindir ki, eğer bu dönemde yoğun yolsuzluk yaşanırsa, AKP iktidarına şehvetle saldırıp gürültüye getirenler de suç ortağı olacaklardır.
Sürekli, "irtica-kadrolaşma" diye feryat edenler; başka dalavereler içinde değilseniz, yedi kere düşünüp bir kere saldırın! Ortalığı toza dumana boğmayın ki, iktidarın gerçekte ne yaptığını görebilelim.
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|