|
 |
|

Oğlumu alma seni üzer
Beşiktaş'ın Sergen'le anlaştığını öğrenen yıldız oyuncunun babası, Sinan'ı arayıp oğlu için kendisini uyardı
Beşiktaş'ın yedi sezon sonra gelen şampiyonluğunu objektif olarak değerlendiren herkes, "Kötü adam" olmayı da umursamadan müthiş bir savaş veren Sinan Engin'in hakkını vermek zorundadır.
Engin bir sezon önce şampiyonluk yarışına veda edildiği gün şapkasını önüne koyup düşünmüş şampiyonluk için gerçek bir lidere ihtiyaçları olduğuna karar vermişti. Bu lider de Sergen Yalçın'dı. Sinan Engin, Sergen'le konuştuktan sonra yönetimi ikna için elinden geler her şeyi yaptı.
G.Saray'ın haklarını savunmayı misyon edinen yazarlardan Fatih Altaylı, Sinan Engin'in "Sergen Yalçın yeni sezonda Beşiktaş forması giyecek" şeklindeki açıklaması üzerine ilginç bir yorum yapıyor ve "Sinan, G.Saray'ı karıştırmak için böyle konuşuyor. Sergen'in bir yere gideceği yok" diyordu.
Oysa, Sergen, G.Saray'da sakatlandığının ertesi günü Sinan Engin'le anlaşmış ve bu transfer karşılıklı verilen sözlerle her açıdan bitmişti.
Pascal onu pes ettirdi
Sinan Engin öylesine kararlıydı ki, kendisini arayıp, "Oğlumu alma Sinan, seni üzer. Ben babası olarak sana söylüyorum. Yanlış yapıyorsun" diyen Sergen'in babası Özer Bey'i bile dikkate almıyordu... Sergen, Hüsnü Güreli'nin evinde imza attığı andan itibaren Engin'in kontrolü altına girdi.
Sergen'in özel yaşamıyla da çok yakından ilgilenenSinan Engin, Sergen Yalçın'dan sorunlar yumağı değil, çözümler sistemi üretmeyi başarıyordu... Sergen zaman zaman, "Sinan ağabey babam gibisin ya.. Hep şunu yapma, bunu yapma... Dır dır dır..." diye sitem etse de, kendisiyle anaokulundaki bir çocuk gibi ilgilenen ünlü menajeri genellikle can kulağıyla dinliyor ve söylediklerini yerine getirmeye çalışıyordu.
Sinan Engin sadece Sergen'le ilgili değildi. Pascal Nouma ile her hafta özel görüşmeler yapan, en küçük yanlışında uyaran Engin, Sergen'de elde ettiği sonuçların onda birinin bile ortaya çıkmadığını görünce vazgeçer. Bir gün yakın bir dostuna, "Pascal'la konuşmak su üstüne yazı yazmak gibi bir şey. Sen ne söylersen söyle, o bildiğini yapıyor. Saha içinde başka bir beyni, başka bir kişiliği var" diyerek bir bakıma çılgın Fransız'ı kaderiyle başbaşa bırakıyordu. Engin'i dikkate alan Sergen, Beşiktaş adına kurtarıcı olurken, Engin'i dikkate almayan Nouma yolun sonunu getiremiyordu.
Sesi gür çıkan kazanır
İlhan Mansız'la da yakından ilgilenen Engin bir yandan bu oyuncuya, "Sen bize lazımsın, kart görme, hakemlerle, seyirciyle, rakiplerle dalaşma. Agresif yapını bilenlerin tuzağına düşme" diye uyarırken, diğer yandan özellikle medya mensuplarının bu oyuncuyu rahat bırakmalarını sağlıyordu.
Sergen'de yüzde 100 başarı elde edip, Pascal'ı belli çizgiler içinde kendi haline bırakan, İlhan Mansız'a da hareket edebileceği sınırları çizip o sınırlar içinde rahat olmasını sağlayan Engin, Ahmet Dursun konusunda hiç sorun yaşamadı. Çünkü Engin'in isteği üzerine Ahmet, 10 numaralı formayı Sergen'e vermeyi kabul etti.
100 yılda arzulanan şampiyonluğun kaçmaması için kendi adına her adımı doğru zamanda atmaya çalışan Sinan Engin, Lucescu'nun rahat çalışması için, yöneticilerle arasında duvar oluyor ve onu bazı baskılardan uzak tutuyordu. Zaman zaman rakipler, bazen de hakemler hakkında açıklamalar yapıp Beşiktaş'ın haklarını koruyan Sinan Engin, Türkiye'de, sesi gür çıkanın daha az haksızlığa uğradığı gerçeğinin farkındaydı... Engin, "Beşiktaş camiasına hizmet etmek için kötü adam maskesi takmayı da biliriz" diye düşünüyordu. Özellikle G.Saray lobisi Sinan'ı hedef tahtasına çevirirken, üst düzey Beşiktaşlılar ön plana çıkmayıp "Arkandayız, sen doğru olanı yapıyorsun, aynen böyle devam et" diyerek moral veriyordu.
Ya yeneriz ya ölürüz
Sergen'iyle ayrı, Pascal'ı, İlhan'ı, Ahmet'iyle ayrı ilgilenen, hakem atamalarından, rakiplerle ilgili açıklamalarına kadar her maçı dolu dolu yaşayan Engin, D.Bakırspor maçının kaybedildiği gün moralman çöküyordu. Ancak bunu kimseye belli etmek istemiyor ve futbolcuları, "Bu yenilgi bizi şampiyon yapacak, göreceksiniz" diyordu. Oysa o, yenilgi nedeniyle tam bir şok yaşıyordu...
Daha sonra üst üste alınan galibiyetlerle keyfi yerine gelen Sinan Engin en büyük heyecanını şampiyonluğun ilan edileceği G.Saray derbisi öncesi yaşıyordu.
Uykusuz geceler geçiren, futbolcuların heyecanlarını azaltmak, özgüvenlerini fazlalaştırmak için önceki senelerden örnekler veren Engin'i en çok rahatlatan konu, Sergen Yalçın'ın kendinden emin tavırlarıydı. Sergen'in bu rahatlığı sadece Engin'e değil tüm takım arkadaşlarına büyük güç veriyor ve kendilerine daha çok güvenmelerine neden oluyordu.
Ancak maç saati gelip çatmış ve sahada olacakları görmeden bir şey yapma imkanı kalmamıştı. Maçın ilk yarısındaki futbol Sinan Engin'i kesinlikle tatmin etmemişti. İkinci yarıda yenilebilecek bir golün şampiyonluk tecrübesi bulunmayan futbolcuları nasıl etkileyeceğini çok iyi biliyor ve bunun bir faciayla sonuçlanmasından korkuyordu. Bu nedenle maçın devre arasında Beşiktaş soyunma odası kapısında bulunanlar Engin'in gök gürültüsü gibi haykırışını rahatlıkla duyabiliyorlardı. Engin futbolcularına şöyle diyordu
"Beyler şampiyonluk gidiyor... 45 Dakikanız daha var. kimse bundan sonraki haftayı falan düşünmesin... şampiyon olmadan buraya gelmeyin. çünkü seyirciniz de sahada ölür, bizler de ölürüz... bu işi bitirin."
İşte soyunma odasında ve koridorlarda çınlayan bu sözler, uyuyan Kartal'ı uyandırıyor, futbolcular üzerinde doping tesiri yapıyor ve Beşiktaş ikinci yarıda hak ettiği şampiyonluğu, üstelik bu sezon büyük bir başarı gösteren Sergen Yalçın'ın golüyle kazanıyordu...
Turgay DEMİR
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|