kapat
27.03.2002
 GÜNAYDIN
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
banner
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
banner
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 İSTANBUL
 SPOR
 GALOP
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPUS
 HYDEPARK
 İNANÇ
 ANKETLER
 SABAH
 FOTOMAÇ
 GÜNAYDIN
 ŞAMDAN
 CİNSELLİK
 EMİNE BEDER
 SABAH PAZAR
 KİTAP
 SİNEMA
 SANAT
 RENKLER
 GURME
 TARİH
 SUNNY
 HİGH-TECH
 YAT&TEKNE
 NET YORUM
 NET GÜNDEM
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 

40 yıllık anılarını bir kitapta topladı

Hadi Çaman, ünlü tiyatrocularla ilgili bugüne dek bilinmeyenleri "Güzeltmek" adlı kitapta biraraya getirdi

Hadi Çaman'ın geçtiğimiz günlerde Can Yayınları'ndan çıkan kitabı "Güzeltmek" çok konuşulacağa benziyor. Çaman, tiyatro dünyasının ünlülerinin perde arkasında yaşadığı ilginç ve keyifli olayları kaleme almış. İstanbul'a hukuk okumaya gelen, ancak 1962'de Dormen ve Kenter Tiyatrosu'nun açtığı sınavı kazanıp, kursiyer olan, bir yıl sonra profesyonel oyunculuk hayatına başlayan Hadi Çaman, yaklaşık 40 yıldır sahnede. Dormen Tiyatrosu'nun ardından Gülriz Sururi-Engin Cezzar, Nisa Serezli-Tolga Aşkıner, Müjdat Gezen ve Şan Tiyatrosu'nda onlarca oyun oynayan, 1982'den beri de kurucusu olduğu Yeditepe Oyuncuları'nda seyircileri selamlayan Çaman, anı kitabı "Güzeltmek"te, ünlü sanatçılarla ilgili bilinmeyenlere yer veriyor.

Amacının "tiyatronun gerçek insanlarından bahsetmek" olduğunu vurgulayan Çaman, kitabında sadece güzelliklere yer verdiğini anlatırken, "Her dünyanın grilikleri, karaları, karanlıkta kalmışları, kalması gerekenleri vardır" demeden de edemiyor.

Haldun'a çok haksızlık ettiler
Çaman, 60'lı yıllarda tanıştığı Haldun Dormen için, "O bir genç ve bir prens" diyor. "Tüm özel yaşamını, sofrasını, sahnesini, gönlünü hep bizimle paylaştı. Bu saygın mesleğin, saygın bir kişisi olmamız yolunda hep arkamızdaki el oldu. Hep tramplen olmayı yeğledi. En büyük derdi de kira sorunuydu. En çok o yüzden battı, kapandı tiyatrosu. Kent Oyuncuları onun gösterdiği sıcaklığı göstermediler. 'Gel burada devam et Halduncuğum' diyebilirlerdi, demediler!"

Ay'ın paralarını Karakoyunlu nasıl kurtardı?
"Haldun Dormen'in, Cevher Özden'in kurduğu bir vakıfta genel sanat yönetmeni olduğu yıllarda "Geceye Selam" müzikalini hazırlıyoruz. İsmet Ay da jübile yaparak 42. yılını kutlamaya karar verdi. Geceden o günün parasıyla 7 milyon lira kaldı. İsmet 'Nasıl istersen öyle yap' dedi. Gümüşsuyu''nda ofisimiz var. Alt katımızda da Kastelli'nin bir kuruluşu. En yüksek faizle torpilli olarak parayı elimle oraya yatırdım, defterini de İsmet'e teslim ettim. Çocuklar gibi sevindi. Aradan 10 -15 gün geçti. Bir haber: Banker Kastelli yurt dışına kaçtı. Çıldırabilirdim. İsmet''e ne diyecektim? Kastel İnşaat'ın başındaki Şevki Tokmakoğlu'na olayı anlattık, o da hemen ikinci adam olan Yılmaz Karakoyunlu'yu aradı, bir formül bulundu ve ana parayı geri aldık.

Genç İbo'ya tavsiye: Söktür şu altın dişi!
İlhan Daner'le bir gece Kınalı Pavyon'dayız. Sahnede genç İbrahim Tatlıses. Sempatik esprili. Dayanamayıp, 'Her şeyin mükemmel. Seni inanılmaz bir gelecek bekliyor, ama ne olur şu altın dişini sök be kardeşim' dedim. Üst dişlerinden biri altın kaplamaydı. 'Tamam abi, ilk fırsatta söktürürüm, şıklık olsun diye yaptım" dedi.

Nisa, Nevra'ya 2 tokat aşk etti!
"Metin, Nisa'dan ayrılmış, Nevra'yla beraberliğe doğru gidiyordu. Denizli'ye doğru yol alıyoruz. İki yanı uçurum dolgu bir yol. Yanımızdan hızla geçen bir kamyonun fırlattığı bir taş arabamızın ön camına isabet ediyor, tuzla buz olan cam suratımızda patlıyor. Gözlüklü şoför üstün bir çabayla feci bir kazayı önlüyor. Bu tip olaylarda müthiş panikçi olan Nevra korkunç bir kriz geçiriyor. Ağlıyor, nefes alamıyor. Nisa "ben hallederim" diyor ve iki tokat geçiriyor suratına. Bunu yaparken de "Afedersin" diyor. Biz ise "Herhalde diyoruz Nisa, Nevra'dan öç alıyor, Metin'in öcü."

Platonik aşkımdı
Çaman, Nevra Serezli'nin Dormen Tiyatrosu'na ilk gelişini hatırlıyor. "O kadar sıcakkanlıydı ki, 3 gün sonra sanki 40 yıllık Dormen'li olmuştu. İçimde bir kıpırtı. Nevra'ya garip bir ilgi duyuyorum. Tabii olayı o da fark etmiş." Bu tek taraflı aşk sürerken çıktıkları bir turnede akşam içki içtikten sonra göle girdiğini, teknisyenleri Yüksel'in kendisini gölden çıkardığını anlatan Çaman, "Beni odama çıkartmışlar. Bir ara baktım Haldun da orada. Son hatırladığım Haldun'un Yüksel'e söyledikleri: "Kapıyı kilitle, anahtarı al. Bir delilik yapmasın..." Turne dönüşü Nevra Serezli bu işin olmayacağını anlatmış.

Tuncel Kurtiz, Yıldız Hanım'ı nasıl delirtti?
Konservatuvarda iki yıl ders aldığı Yıldız Kenter'den "Yıldız Hoca" diye bahsediyor Çaman. "Hiçbir şeyi rastlantıya bırakmayan, en ufak detayla deliler gibi uğraşan, titiz bir yapı. Bir gün olsun değişmeyen, frene basmayı bilmeyen, yalnızca koşan bir atlet... Yıldız Hoca, Kalbin Sesi oyununu koyuyordu. Erol Günaydın, Tuncel Kurtiz ve Gülsüm Kamu çalışıyordu. Ben de gizlenip prova izliyordum. Gene bir gün onlar aşağıda ben siperimde. Yıldız Hanım'ın en delirdiği gün. Sahnede Tuncel'e bir şeyler anlatıyor ama nafile. Tuncel'in en kötü günü anlamıyor.

Sonunda Yıldız Hoca, 'Allah kahretsin seni. Beyninde b..k dolaşıyor, b..k' diye gürlüyor ve ekliyor: Yarın sabah yedide burada olacaksın, yedide'. Sonunda kapıyı parçalarcasına çarpıp çıkıyor. Üç genç insan kalakalıyor sahnede. Tabii ben de, nefes bile alamıyorum."

Füsun, Altan'a resti nasıl çekti?
Altan Erbulak'la 60'lı yılların sonunda çıktıkları bir İzmir turnesinde son gün yaşadıklarını şöyle anlatıyor Çaman: "Cahit Baba 'Altan İstanbul'a gitti' diyor. Şok oluyoruz. Altan Ağabey aşkların adamı. Füsun'la evli. Genç, körpe ve sıcak Emel Mesçi o yıl katılmış aramıza. Aralarındaki elektriklenmenin hepimiz farkındayız. Füsun'un durumu çakmaması için çaba harcıyoruz. Ama turnenin bitimine iki gün kala uçağa atladığı gibi hoop İzmir'de. İlk geldiği gece oyunda, Emel isteri krizi geçiriyor. Altan Ağabey en şirin halini takınmış Füsun'un etrafında pervane. O gerginlikte oyun sürüyor. O gecenin ardından gelen gün biz Çeşme'deyiz ve o günün akşamı yaşanıyor olay. Erbulak'ın rolünü de oynuyorum. Emel bir köşede suspus. Çocuk henüz 18 yaşında. Altan'ın taktığı isimle söylersem 'Elma'. Yapayalnız bir "Elma". Meğer 'Ya ben' demiş karısı "ya o".

Şule TÜRKER



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap

Copyright © 2002, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır