

Osmanlı bürokratları
Hepimiz sayı saymayı biliriz değil mi!.. O halde hep birlikte bir milyona dek saymayı deneyelim... 1, 2, 3, 4, 5... Olmadı, böyle saymaya kalkarsak, sonunu getiremeyeceğiz... 10'ar 10'ar sayalım...
O da olmadı! İsterseniz, 100'er 100'er ya da 1000'er 1000'er...
İsteseniz de sayamazsınız...
Nefesiniz yetmez! 24 saatinizi de harcasanız bu böyle! Bunu niçin mi söylüyorum, 1 Türk Lirası'nın Dolar karşısındaki değerini anlamanız için... Döviz büfesine gidiyorsunuz, "Bana 1 Dolar verir misiniz?" diyorsunuz. Adam size 1 Doları uzatıyor... Siz buna karşılık, 1 milyon 300 bin küsur tane demir ya da kağıt 1 liralık uzatmak zorunda kalıyorsunuz... Şimdi bana demir 1 liralıklar yok ki demeyin... Ben de zaten onu soruyorum... Niye yok ki!
HAFIZAMIZI YİTİRDİK
Ne kadar fakirleştiğimizi, ne kadar güçlü bir devlet olduğumuzu şimdi anladınız mı!
Çünkü son yıllarda, Türk halkını hiçbir şey şaşırtmaz oldu! Ya saymayı unuttuk ya da toplumsal hafızamızı yitirdik...
Ankara'daki bürokratlar "Ekonomi nefes almaya başladı!" diyor. İş dünyasından isyan sesleri geliyor. Medya dışında kimse, bu adamlar neden feveran ediyor diye kulak kabartmıyor... Ankara'daki bürokrasi, Osmanlı'dan kalma!
Yani, imparatorluk batırmış, köhne bir bürokrasi! Seferden dönen ordunun topladığı ganimet ile ülke yönetmeye alışmış. Üretim, istihdam onun umurunda değil.
Atatürk'ün yaptığı en büyük reform, ilk icraat o ağır vergileri kaldırmak olmuştu... Çünkü Osmanlı'nın bürokratı bu yıl vergisini ödeyemiyorsa, gözünü kırpmadan çiftçinin sabanına, ineğine, öküzüne el koyuyordu da o yüzden...
Şimdiki zihniyetin bundan farklı olan yönü ne! Cumhurbaşkanı Sezer'in Türkiye vizyonu ortada! Zekeriya Temizel'in kuyuya attığı taşı, 40 akıllı biraraya geldi, hâlâ çıkartamıyor. Bunun içinde IMF'si, ABD'si, AB'si de var... Tantan ise polis devlet kurmak istedi.
SORUN SİSTEMDE
Oysa... Sorun sistemde...
Rahmetli Turgut Özal'ın teşebbüsü hür, vicdanı hür, fikri hür Türkiye'sini yaratmak şart!
Kafalar hâlâ dışarıdan ganimet gelecek, biz de devleti istediğimiz şekilde yöneteceğize ayarlı... Ya IMF parayı vermeseydi, Osmanlı'nın imparatorluk batıran bürokratları "İşler düzeliyor!" diyebilecek miydi!
Fakat hâlâ anlamıyorlar ki, gelen ganimet değil borç! O zaman iş dünyası ne yapsın!
Sonra da kimileri çıkıp niçin Sezer'i, Tantan'ı, Temizel'i eleştiriyorsun diyor. Sezer, Tantan, Temizel üçü de bürokrat...
Üçününün de hayatları boyunca, maaş derdi olmamış... Hiç kepenk indirmemişler...
O zaman şöylesi bir soru elzem olmuyor mu:
Yüksek enflasyon altında ezilmemek için vergi kaçıranla, evi olduğu halde, evini kiraya verip lojmanda oturan devlet memuru arasında etik anlamda ne fark var?
Arjantin'de insanlar sefaletten inekleri parçalıyor... "O kafa" ise Türkiye'nin vizyonunu parçaladı... Hayallerini alıp götürdü... Öfkem buna!
POLEMİK
Tayyip A.Ş.
Ertuğrul Özkök, "Bu köşeler bizim babamızın malı mı?" diye sormuştu geçenlerde!
AK Parti kurucusu Mehmet Gazioğlu da benzer bir soruyu Tayyip Erdoğan'a yöneltiyor...
"AK parti Tayyip AŞ değildir" diyor... Bence, Gazioğlu yanlış biliyor!
Neden mi? Anlatayım:
"Habis"; Arapça kökenli bir kelime...
Türkçe'de kötü, alçak, soysuz, pis, iğrenç anlamına geliyor... Kur'an'ın günah kavramını ifade için kullandığı deyimlerden biridir bu! Habisin karşıtı ise "Tayyip"tir...
O da Türkçede "Temiz, arı, ak, makbul, hoş" anlamında kullanılmakta. Varoluş bir anlamda "Habis"le "Tayyib"i birbirinden ayıklama olayı değil midir! İlahi düzen sürekli bir şekilde "Pis" ile "Temiz"i ayırt eden bir görünüm arz ediyor... Cehennem de "Pis" ile "Temiz"i ayıran ilahi sistemin adıdır. Tayyip de böylece kendi düzenini kurmuş oluyor.
Hülâsa, AK Parti, diğer siyasi partilerin aksine, genel başkanının adını, parti adı yapan yegâne partidir...
DURUM
Oscar Şöleni
Aytunç Altındal ve Ali Bars ile Teşvikiye'de oturmuş kahvelerimizi yudumluyoruz.
Ali Bars, "Eğer İstanbul'da sinemaya, tiyatroya, müzikale gidemiyorsan bu şehir tam bir işkence" dedi. Doğru, Türkiye'nin en büyük şehrinde bu güzelliklerinden faydalanmıyorsan, ne işin var İstanbul'da. Oscar şölenini izlerken, bunları düşündüm...
HYDE PARK
Haksızlık
RTÜK'ü BBG'yi baskı ile sindirdiği için kınıyorum. Programın 24 saat canlı olarak yayınlanmasını istiyorum. 11 Azizcan'a başarılar diliyorum.
Volkan Tebrizcik
Şaşırdım
Boston'dan yazıyorum. Diğer görgüsüzler neyse de, Fazıl Say'ın da böyle davranmasına şaşırdım. Cebine bir ufak naylon poşet, torba filan alıp arkadan temizlemesi gerekir. Buradakiler buna mecbur tutuluyor.
Dr İlhan Aran
Kent kırosu
Gucci ayakkabılı kent kırolarından hepimiz bıktık. İstanbul'da bir tek hanım gördüm, köpeğinin pisliğini temizleyen. Hemen teşekkür ettim.
Nurcan Dumlu
Deprem
Depremle ilgili haber okumaktan bıktık. Profesörler, entel muhabbetlerini kendi aralarında yapsınlar. Fay nereden çatlar bilmiyorum, ama onların yarattığı panikte biz evde her gün çatlıyoruz.
Mehmet Akın
24 ayar
Üç kuruş dışarıdan borç para geldi mi bayram ediyoruz. Oysa altın gibi bir ülkede yaşıyormuşuz da farkında değilmişiz. Un var, şeker var, yağ var! Ne duruyorsunuz kardeşim çıkartsanıza...
Ali Güçlü
Baba
Sana çok kızdık. Ayağımızı taşa vursak senden bildik. Hata yapmışız. Bunlar, inan senin dönemini de arattılar. İşler kötü, kurtar bizi baba!
Halil Tınas
|