Ayşe Özgün'ün sütununda okuyorum.. Sabah Boğaz kenarında sağlık koşusu yaparken, Bebek parkından geçmiş vatandaş ve orada uyuklamakta olan bir köpek aniden fırlayıp bacağından ısırmış ve kaçmış..
Hadi, doğru, doktor, hastane.. Eşek yükü ile parayla ilk kuduz aşısı..
İki gün sonra ayni köşede bir ayni okurdan yeni mektup..
Köpek, Bebekli bir sivil toplum örgütü tarafından korumaya alınmışmış. Aşısı falan varmış.. Mesele yokmuş.. Ayşe de öyle diyor..
Acaba öyle mi?.. Acaba sahiden yok mu?.. Kuduz yoksa, ötesi sorun değil mi?..
Bebek Parkı'na hiç gittiniz mi?.. Çocuklar oynar.. Anneler bebeklerine burda hava aldırırlar..
Şimdi burada, durup dururken adam ısıran sokak köpeğinin ne işi var söyler misiniz?.. Hem de sürü ile..
Bu köpek koca adamı ısırmış. Isırmanın, aşının onda kötü etkisi yok. Peki ya 3 yaşında bir bebeği ısırsa ne olacaktı?.. Bebek hayatta kalabilecek miydi?.. Diyelim kaldı.. Bu bebeğin zedelenen ruhu, onu hayat boyu rahatsız etmeyecek miydi?.
Bir bebeğin parkta sokak köpekleri saldırısına uğraması, uygar bir ülkede mümkün mü?.. Bizim ülkedeki Pakocu romantikler ve tatminsiz çaçaronların bir türlü yanıt vermedikleri sorum budur?.
Uygar ülkelerde, hayvanları bizden fazla seven, hayvanlar için her yıl Türkiye bütçesi kadar para harcayan ülkelerde sokak köpekleri niye yok?..
Nİ-YE YOK?..
Hadi bu soruya yanıt versenize, Pakocular.. Toslayan Baykuşlar..
Vermiyor, veremiyorsunuz, çünkü işinize gelmiyor..
Çocuklarımızın fizik ve ruh sağlıkları için sokaklarda köpek dolaşmasına izin vermememiz gerek.. Ama ne yazık ki, bu ülkede milyonlarca anne ve babanın, binlerce sağlık uzmanı ve eğitimcinin değil, bu üç beş romantik ve çaçaronun sesi çıkıyor..
O sokak köpeği o parkta neyle besleniyor?.. Çöp kutularını dağıtıp, bulduklarını taşıyarak.. İşte sinek, işte fare, işte mikrop kaynağı.. O köpekler pisliklerini nerde bırakıyor?.. O parkta.. Bebek, çocuk, belki de o kaka ile oynuyor, sonra da elini ağzına sokuyor..
Köpek tenyası denen öldürücü hastalığın, tıpkı kuduz gibi uygar dünyada izi kalmadı, bizde yılda kaç ameliyat yapılıyor, kaç cahil insan, kaç doktora ulaşamayan fakir, hastalığının ne olduğunu bilemeden ölüyor?.
Sokak köpekleri, dünyanın her yerinde geri kalmışlığın, uygarlıksızlığın simgesidir, hayvan sevgisinin değil..
İşte yaz geldi.. İşte çocuklar daha çok sokağa çıkacak.. İşte turistik bölgeler dolup taşacak.. Her yıl bu mevsimde bir çocuğu kudurarak ölüme mahkum ederiz. Gazetelere haber bile olmaz.. Ama bakın uyarıyorum.. Bir köpek, bir turisti ısırır, hele bir de kuduz çıkarsa, Türk turizmi ölür. Bu ülkeyi, bu krizde ayakta tutan en büyük sektörü, en büyük geliri beklediğimiz günlerde öyle bir kaybederiz ki, şaşar kalırsınız..
Nerde bu ülkenin Sağlık Bakanı?.. Nerde bu ülkenin Tarım Bakanı.. Nerde bu ülkenin Turizm, Kültür Bakanları?.. Nerde bu ülkenin aile ve çocuk sağlığı kurumları.. Nerde bu ülkenin tanıtımından sorumlu olanlar?..
Nerde bu ülkenin, "İnsan"a değer veren, "Çocuk"a sahip çıkan sivil toplum örgütleri..
Nerde bu ülkenin Başbakanı..
Nerde bu ülkenin Meclisi..
Uygar dünyanın hiçbir uygar kentinde olmayan Sokak Köpekleri sürüleri içinde yaşamaya mahkum muyuz?..
Hani bu romantikler, bu çaçaronlar söz vermişti, iki yıl önce.. Hani toplayacaklardı?.. Hani barınaklar kurup sokaklardan alacaklardı?..
Palavra.. Onlar sadece romantik yazılar yazarlar.. Onlar sadece, üçü beşi bir araya gelip patırtı kopartarak televizyona çıkarlar..
Bay Bülent Ecevit.. Bay Mesut Yılmaz.. Bay Devlet Bahçeli..
Ne dediğimi anlayabiliyor musunuz?..
Büyüklerden vazgeçtim.. Çocuklara, çocuklarımıza, Türkiye'nin geleceğine sahip çıkacak mısınız?.