kapat
27.03.2002
 GÜNAYDIN
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
banner
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
banner
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 İSTANBUL
 SPOR
 GALOP
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPUS
 HYDEPARK
 İNANÇ
 ANKETLER
 SABAH
 FOTOMAÇ
 GÜNAYDIN
 ŞAMDAN
 CİNSELLİK
 EMİNE BEDER
 SABAH PAZAR
 KİTAP
 SİNEMA
 SANAT
 RENKLER
 GURME
 TARİH
 SUNNY
 HİGH-TECH
 YAT&TEKNE
 NET YORUM
 NET GÜNDEM
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 
Köpek kuduz değilse mesele yok.. mu?..

Ayşe Özgün'ün sütununda okuyorum.. Sabah Boğaz kenarında sağlık koşusu yaparken, Bebek parkından geçmiş vatandaş ve orada uyuklamakta olan bir köpek aniden fırlayıp bacağından ısırmış ve kaçmış..

Hadi, doğru, doktor, hastane.. Eşek yükü ile parayla ilk kuduz aşısı..

İki gün sonra ayni köşede bir ayni okurdan yeni mektup..

Köpek, Bebekli bir sivil toplum örgütü tarafından korumaya alınmışmış. Aşısı falan varmış.. Mesele yokmuş.. Ayşe de öyle diyor..

Acaba öyle mi?.. Acaba sahiden yok mu?.. Kuduz yoksa, ötesi sorun değil mi?..

Bebek Parkı'na hiç gittiniz mi?.. Çocuklar oynar.. Anneler bebeklerine burda hava aldırırlar..

Şimdi burada, durup dururken adam ısıran sokak köpeğinin ne işi var söyler misiniz?.. Hem de sürü ile..

Bu köpek koca adamı ısırmış. Isırmanın, aşının onda kötü etkisi yok. Peki ya 3 yaşında bir bebeği ısırsa ne olacaktı?.. Bebek hayatta kalabilecek miydi?.. Diyelim kaldı.. Bu bebeğin zedelenen ruhu, onu hayat boyu rahatsız etmeyecek miydi?.

Bir bebeğin parkta sokak köpekleri saldırısına uğraması, uygar bir ülkede mümkün mü?.. Bizim ülkedeki Pakocu romantikler ve tatminsiz çaçaronların bir türlü yanıt vermedikleri sorum budur?.

Uygar ülkelerde, hayvanları bizden fazla seven, hayvanlar için her yıl Türkiye bütçesi kadar para harcayan ülkelerde sokak köpekleri niye yok?..

Nİ-YE YOK?..

Hadi bu soruya yanıt versenize, Pakocular.. Toslayan Baykuşlar..

Vermiyor, veremiyorsunuz, çünkü işinize gelmiyor..

Çocuklarımızın fizik ve ruh sağlıkları için sokaklarda köpek dolaşmasına izin vermememiz gerek.. Ama ne yazık ki, bu ülkede milyonlarca anne ve babanın, binlerce sağlık uzmanı ve eğitimcinin değil, bu üç beş romantik ve çaçaronun sesi çıkıyor..

O sokak köpeği o parkta neyle besleniyor?.. Çöp kutularını dağıtıp, bulduklarını taşıyarak.. İşte sinek, işte fare, işte mikrop kaynağı.. O köpekler pisliklerini nerde bırakıyor?.. O parkta.. Bebek, çocuk, belki de o kaka ile oynuyor, sonra da elini ağzına sokuyor..

Köpek tenyası denen öldürücü hastalığın, tıpkı kuduz gibi uygar dünyada izi kalmadı, bizde yılda kaç ameliyat yapılıyor, kaç cahil insan, kaç doktora ulaşamayan fakir, hastalığının ne olduğunu bilemeden ölüyor?.

Sokak köpekleri, dünyanın her yerinde geri kalmışlığın, uygarlıksızlığın simgesidir, hayvan sevgisinin değil..

İşte yaz geldi.. İşte çocuklar daha çok sokağa çıkacak.. İşte turistik bölgeler dolup taşacak.. Her yıl bu mevsimde bir çocuğu kudurarak ölüme mahkum ederiz. Gazetelere haber bile olmaz.. Ama bakın uyarıyorum.. Bir köpek, bir turisti ısırır, hele bir de kuduz çıkarsa, Türk turizmi ölür. Bu ülkeyi, bu krizde ayakta tutan en büyük sektörü, en büyük geliri beklediğimiz günlerde öyle bir kaybederiz ki, şaşar kalırsınız..

Nerde bu ülkenin Sağlık Bakanı?.. Nerde bu ülkenin Tarım Bakanı.. Nerde bu ülkenin Turizm, Kültür Bakanları?.. Nerde bu ülkenin aile ve çocuk sağlığı kurumları.. Nerde bu ülkenin tanıtımından sorumlu olanlar?..

Nerde bu ülkenin, "İnsan"a değer veren, "Çocuk"a sahip çıkan sivil toplum örgütleri..

Nerde bu ülkenin Başbakanı..

Nerde bu ülkenin Meclisi..

Uygar dünyanın hiçbir uygar kentinde olmayan Sokak Köpekleri sürüleri içinde yaşamaya mahkum muyuz?..

Hani bu romantikler, bu çaçaronlar söz vermişti, iki yıl önce.. Hani toplayacaklardı?.. Hani barınaklar kurup sokaklardan alacaklardı?..

Palavra.. Onlar sadece romantik yazılar yazarlar.. Onlar sadece, üçü beşi bir araya gelip patırtı kopartarak televizyona çıkarlar..

Bay Bülent Ecevit.. Bay Mesut Yılmaz.. Bay Devlet Bahçeli..

Ne dediğimi anlayabiliyor musunuz?..

Büyüklerden vazgeçtim.. Çocuklara, çocuklarımıza, Türkiye'nin geleceğine sahip çıkacak mısınız?.

Ege'den Afganistan'a, öğretmen mektubu...
Şükran Erdoğan Öğretmen'den bir faks aldım.. Çok içten ama çok önemli şeyler yazıyordu.. Sizler de okuyun istedim.

***
23.03.2002 Cumartesi günü akşam haberlerini NTV ekranlarından izliyorum. Afganistan Geçici Hükümet Başkanı Karzai; beş yıl gibi uzun bir aradan sonra ülkesindeki okulların eğitime tekrar başlaması ile ilgili bir konuşma yapıyor. Ülkesi ve Afganlılar için çok önemli tarihi bir gün. Konuşmasının bir yerinde "Çocuklarımız, ülkemizin, yarınlarımızın mimarlarıdır" derken göz yaşlarını tutamadı. Konuşmakta zorlandı, ağladı. O an sanki benim de yüreğim kanadı.

Az sonra görüntüye güzelim ceylan bakışlı Afgan minikleri ve genç kızları girdi. Solgun yüzleri, ürkek utangaç bakışları ile nasıl da etkilediler beni. Yine de bakışlarının bir kenarından umut kıvılcımlarını görüverdim, çünkü savaşın tüm izlerini taşıyan, yıkık dökük, harap da olsa okullarındaydılar, okulluydular artık.

O an bir kuş olup uçup, onların yanında olmak, onları kucaklamak, dağınık saçlarını taramak, tozlu yanaklarını öpmek öpmek istedim. Minik yüreklerinde ki çırpınışları dindirmek istedim.

Çünkü ben bir öğretmenim!

Daha sonra da ekranda, burkalarını atarak, ellerinde tebeşir, yazı tahtasının başına koşan bayan öğretmenleri görünce ben de ağlamaya başladım. Taliban yönetiminde ellerinden alınan çalışma özgürlüğü yine onlarındı artık. Bir an daldım, uzaklara gittim.

On yedi yaşında bir genç kız. Şirin Ege köylerinin birinde ilk kez buluşuyor bir eylül sabahı öğrencileriyle geniş şeftali bahçesi içinde, bembeyaz boyalı, tertemiz küçük köy okulunda. Renk renk sardunyalar, mor zambaklar arasında cıvıl cıvıl öğrencileriyle, mini etekli, (diz üstü iki parmak) kentli küçük öğretmen. Otuz yıl öncesi Atatürk Türkiyesi, Atatürk Cumhuriyeti ne mutlu bana, bizlere...

Gözlerinde sevinç, umut, heyecan gördüğüm Afganlı sevgili öğretmenim; yüreğimdeki sevgiyi, sevinci, kutlamaları rüzgarın önüne katıp Afgan dağlarına, vadilerine uçurdum. Umarım beni duyarsınız.

Dilerim ülkemizde ve dünyamızda savaş yangınları sonsuza dek söner ve küllenir.

Ülkemiz ve tüm dünya insanları barışa, sevgiye, özgürlüğe sevdalanır. Yüreklerindeki yangın bu sevdayla büyür büyür...

Yolunuz açık olsun. Yüreğim, yüreğiniz sizlerle..

Abbas!..
Efendim, yıllık izin yapmayız.. Bayramda da çalışırız.. Peki tatil?.. Bu yıla kadar Galatasaray ile dolaşır, ara ara üçer gün kaçardık. Bu yıl, maçları da boykot edince, tatillik halimiz hiç kalmadı.. O zaman..

O zaman işte iki günlük kaçamak.. Kafa dinlemek üzere iki gün için Antalya'ya gidiyorum.. Yani bizim köşe, Perşembe ve Cuma günleri kapalı. Kısmetse hafta sonunda gene birlikte oluruz..

İnternette sitelerinde transfer ettiğim, ya da kovulmak üzere olduğum haberleri yoğunlaşmış da, "Nerde bu adam" demeyin diye..

Süper star ve süper ses
Kış sezonunun sonu yaklaşırken Günay gene süper bir şov hazırlamış..

Süperstar ve süper ses!.

Süperstar'ı hep biliyoruz, anlatmaya gerek yok ama süper sesi hatırlatmam gerek.. Doktor Ferhat.. Eski Turkuaz'la gönüller fethetmeye başlayan Doktor şimdi kendi başına çalışıyor.

Üzerine basa baba söylüyorum, dünyanın en müthiş erkek seslerinden biri. Harika bir tenor..

Elinden tutabilsek, destek olabilsek plakları bütün dünyada satar.

Bu konuda bir şeyler düşünüyorum. Eğer, hafta sonunda bir akşam Günay'a uğrarsanız, O Sole Mio'dan Kalamış'a her türlü yerli yabancı, klasik popüler şarkıyı kulağınıza ve yüreğinize yerleştiren Doktor Ferhat'ı dinleyin, hak vereceksiniz.

Elimizde bir mücevher var, bu mücevheri dünyaya tanıtmamız gerek. Bizim de bir Bocellimiz var ama daha bizim haberimiz yok.

Fener!..
Şampiyonlar Ligi'nde ilk turu güç bela geçen Lucescu göklere çıkarılırken, puan alamayan Mustafa Denizli yerin dibine sokuldu..

"Denizli çok zor guruptaydı. Lucescu ise, bedava guruptan güç bela çıktı. Guruplar değişik olsa kimbilir ne olurdu" dedik, "Hıncal arkadaşını savunuyor" olduk.

İşte ikinci tur bitti..

Mustafa Hoca'nın gurubundan çıkan iki takım, Barcelona ve Leverkusen, ikinci turda guruplarında birinci oldular..

Lucescu'nun gurubundan çıkan iki takım, Galatasaray ve Nantes ise, tek maç kazanamadan gurup sonuncusu..

Şimdi ne diyecek, Lucescu hayranı Fener medyası acaba?.

BİZİM DUVAR
Suyu idareli kullan... Kız arkadaşınla beraber duş al. Teşekkürler Emel

SEVDİĞİM LAFLAR
Erkek yaşlanır, kadınlarsa değişir. Goethe

TEBESSÜM
Emaye tencere.... No I'm a kapak!.



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap

Copyright © 2002, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır