Kadınlar günüymüş!.. Yalan! Türkiye'nin afakını yine kavga, gürültü ve envai çeşit pislik kuşatmış durumda...
"Düşündüğünü" zanneden herkes "ülkeyi kutarmaya" soyunmuş... Sanki memleket onları "kurtarıcı" seçmiş...
Herkes bir Atatürk! Herkes fikir sahibi, herkes ideoloji ve inanç sahibi...
Bilmiyorlar ki, "sağlam duygu" yoksa, hiçbir şey başarılamaz.
Dünya hızla değişiyor, Türkiye dünya zorlaması ile kaplumbağa hızıyla değişiyor.
Gel de işte bu şartlarda, "Kadınlar Günü" diye, kadının perişan halleri üzerine duygu ve düşünce üret.
Kadının ekonomik esaretini anlat.
Sanki, ikiyüzlü, yalancı ve sahtekar "erkek ortamı" söyleneni dinleyecek!
Her alanda birbirine madik atmaya şartlanmış, güç, para ve iktidar için atmadık takla bırakmayan erkeğin, kadına insanca davranması mümkün mü ki?
Şu yaşadığımız dünyaya bakın:
Rüşvet bataklığı, sahtekarlık, yalan, dolan ve ikiyüzlülükten ibaret!
Kimler bunun sorumlusu?
Erkekler!..
Ve tabii bu şartlara isyan etmeyen "köle ruhlu" kadınların da rolü yok değil... Bize bu dünyayı yaratan erkekten, kadınlara nasıl davranmasını bekliyorsunuz?
İnsanca davranabilir mi: Hayır!..
En iyi yetişmişi, en yumuşak huylusu ve en efendisi, zorbalığı ve kabalığı terketmiştir belki ama "yalanı" asla terkedemez.
Çünkü günümüz dünyası yalanlar üzerine kurulmuştur ve yeni yeni yalanlarla yürümektedir.
Kadınların en fazla ilgilendiği, cazibeleri karşısında en fazla etkilendikleri erkeklerin dünyası bile, yalan dolanla seçkin ve çekici hale getirilmiş bir karanlık kuyudan ibarettir.
Duygusuzluk, yalnızlık kuyusu...
Kadınlara sürekli hüzzam ve hicazla tütsülenmiş aşk şarkıları ile entel dantellerle örülmüş duygusal paragraflar attıranların özel ilişkilerindeki hoyratlık arasındaki uzlaşmaz çelişki, şahit olunduğunda insanı Afganistan mağaralarında yaşamaya bile razı edebilirdi.
Fakat kadın, "kanmaya" ve "aldanmaya" zaten hazır değil mi? Kanmış bir kadın çoğu zaman kendisini "aşık olmuş", aldanmış bir kadın da "yücelmiş" hissetmiyor mu?
Erkeklerin ikiyüzlülük ve yalan üzerine kurdukları bu serseri dünyayı kabul edip, beden ve ruhlarını ya esiri oldukları ya da sevdiklerini zannettikleri bir erkeğin uğruna çürüten kadınların gerçekten uyandıkları gün, dünya yepyeni bir evreye girecektir.
Bir sürü ahmak, o evrenin, kapitalizm ile sosyalizmin dostça el sıkışmasıyla başlayacağını sanıyor.
Hayır ideal toplumu oluşturacak o evre, kadınla erkeğin dostça el sıkışmasıyla başlayacak...
Kadının gerçekten özgürleştiği ve "geri zekalı erkek hegemonyası"nın bittiği gün...
Ben erkek egemenliğinden tiksiniyorum, yalan ve sahtekarlıktan da istifra noktasındayım!
Utanıp sıkılmadan, "kadınlarını" esir etmiş bir sürü zırtapozun da orta yerde vatan kahramanı şaban gibi dolaşmasından gına geldi artık...
Evde "esir"leri görmeyen adamın dünyaya ne yararı olur ki!
Erkeklerin yarattığı "sahtekarlık gününü" kutlamıyorum.