kapat
09.03.2002
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
banner
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
banner
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 GALOP
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPUS
 HYDEPARK
 İNANÇ
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 DİYET
 TATLILAR
 CİNSELLİK
 PAZAR SABAH
 KİTAP
 SİNEMA
 SANAT
 RENKLER
 GURME
 TARİH
 SUNNY
 HIGH-TECH
 YAT&TEKNE
 NET YORUM
 NET GÜNDEM
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 

Büyük adam küçük aşk...

Handan İpekçi'nin yönettiği "Büyük Adam Küçük Aşk" filmi de sansürün hışmına uğradı.

Peki, neyi anlatıyor İpekçi, başrollerini Şükran Güngör, Dilan Erçetin, Füsun Demirel, Yıldız Kenter ve İsmail Hakkı Şen paylaştığı "Büyük Adam Küçük Aşk" filminde?

38. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde beş ödül birden alan ve yabancı film Oscar'ına aday adayı seçilen filmi, iki üç sözcükle şöylece özetlemek mümkün:

"Küçük bir Kürt kızını evlatlık edinen ve inandığı önyargılardan küçük kızla psikolojik mücadelesi sonucunda Kürtçe öğrenecek kadar vazgeçen emekli bir hâkimin öyküsü..."

Filmin yasaklanmasının tartışmaya açık birçok boyutu bulunmakta...

Sinema Eseri Sahipleri Meslek Birliği'nin (SE-SAM) İstiklal Caddesi'ndeki merkezinde gerçekleştirilen toplantıda konuşan İpekçi, sanata konulan bu yasakçı tavrı "şiddetle" protesto ettiğini belirtiyor ve bu kararın sansürü tartışmak için iyi bir fırsat olduğunu söylüyor.

Sansürü daha ne zamana kadar tartışacağız?

Her zaman bir film, bir kitap, bir tiyatro oyunu yasaklandığı zaman mı?

Hâlâ "darbe"lerin yüreklerimize vurduğu korkuyla yaşıyoruz.

Kitaplar toplatılıyor, yazarları hakkında soruşturmalar açılıyor, ama kimsenin pek sesi çıkmıyor.

Çünkü kitap sonuçta bin adet basılan bir nesne...

Hoşgörünün en fazla egemen olması gereken karikatür sanatında çizerler yargılanıyor.

Sansür yüzünden kimi tiyatrolar perdelerini açamıyor.

Yalnız, sinemaya uygulanınca mı akla geliyor sansür?

Sanat disiplinleri bir bütündür.

Filmler yasaklandığı zaman tiyatrocular ses çıkarmıyorsa, oyunlar yasaklandığı zaman yazarlar, kitaplar yasaklandığı zaman sinemacılar ses vermiyorsa, o zaman neyi tartışacağız?

Mesela, "Büyük Adam Küçük Aşk" filmini yüz on bin kişi izlemiş...

Gerçekten demokratik bir ülkede yaşıyor olsak, bu yüz on bin kişinin suç duyurusunda bulunarak filmin arkasında durması gerekmez miydi?

Bırakın seyirciyi, filmin arkasında yasak kararını Sinema, Video ve Müzik Eserleri Denetleme Kurulu'na yıkmaya çalışan Kültür Bakanı da durmuyor...

Kültür Bakanı Talay ise filmi görmediğini söylüyor ama, senaryosunu okumuş gibi yorumlarda bulunuyor.

Filmi görmediği gibi senaryosunu da okuduğunu sanmıyorum.

Bence önemli olan filmin yasaklanması değil, sansür kılıcının sürekli olarak "sanat"ın boynunda asılı durması...

Sanatın özerkliği ve sanatçının özgürlüğü elde edilmedikçe de bu kılıç daha nice filmin karelerini doğrayacak, bir kurt misali kitapların sayfalarını kemirecek, tiyatro perdelerini çürütecektir.

Özerk ve özgür bir sanat ortamında ne devletin buyurgan, nef özel sektörün sponsor olarak müdahalesi olamayacaktır çünkü...



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap


Copyright © 2002, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır