MGK Genel Sekreteri Orgeneral Kılınç'ın çıkışı, AB konusunda bir çeşit iman tazeleme fırsatı yarattı.
Orgeneral Tuncer Kılınç, Harp Akademileri'ndeki sempozyumda AB'nin Türkiye'ye tavrını eleştirdikten sonra "ABD'yi gözardı etmeksizin Rusya ve İran'ı da içine alan yeni bir arayışa girmek gerektiğini düşünüyorum" demişti.
AB'yi dışlayan seçeneklere yönelmeyi öneren bu sözler, içerde ve dışarda kafaları karıştırdı.
Bereket Başbakan Ecevit net bir tavrı fazla zaman kaybetmeden ortaya koydu:
"AB'ye tam üyelik Türkiye'nin vazgeçilemeyecek bir hakkıdır. Onun için üyelik yolunda karşılaştığımız veya bundan sonra karşılaşabileceğimiz güçlük ve engellerden yılgınlığa kapılıp başka seçenekler aramamız söz konusu olamaz."
Cumhurbaşkanı Sezer de Prag'da "AB'ye tam üyelik her dönemde Türk halkının ve hükümetlerinin ereğini oluşturmuştur" dedi.
Papaza kızmak
Evet, AB içindeki bazı ülkelerin, ulusal bütünlüğümüzü tehlikeye düşürecek şartları bize kabul ettirdikten sonra üyeliğe almayacaklarına ilişkin şüphe bazen azaldı, bazen çoğaldı ama daima var oldu.
Şimdi bu şartları kabul etmenin vadesi gelmiştir. PKK ve DHKP-C gibi çeteleri AB'nin halâ terörist örgütler listesine almamış olması, Türkiye'deki tedirginliği arttırmıştır.
Yanlışlık, Türkiye'nin bu konuda papaza kızıp oruç bozmak noktasına gelen bir görüntü yaratmasıdır.
Buna meydan vermemek lâzım..
TÜSİAD'ın açıklamasında belirtildiği gibi AB üyeliği Türkiye Cumhuriyeti'nin gelişme çizgisinin ve felsefesinin doğal hedefi ve devletin resmi politikasıdır.
Bu hedef, refah, özgürlük ve güvenlik değerleri ile bütünleştiği için halkın büyük çoğunluğu tarafından destekleniyor.
Türkiye'nin uygarlıkla bütünleşmesi amacına dönük böylesine hayati bir hedef, hemen ilk zorlukta feda edilemez.
Çare vazgeçmek değil, daha çok asılmak, Ecevit'in dediği gibi Türkiye'nin vazgeçilemeyecek hakkını alabilmek için yılmadan ve hiç durmadan çalışmaktır.
Zarar vermesin
Biz MGK Genel Sekreteri Orgeneral Kılınç'ın bu çıkışı, Türkiye'nin hassasiyetlerini AB'ye kabul ettirmeye çalışan müzakerecilerin elini güçlendirmek amacıyla yaptığı düşüncemizi korumaya devam ediyoruz.
Ama bu durum, gözetilen yararı aşan zararlara sebep olmamalı.
Ordu'nun Türkiye'de Batı'daki eşitleriyle kıyaslanmayacak siyasi ağırlığı var.
Bu kurumun AB'yi vazgeçilebilir bir hedef gördüğü kanısı asla uyanmamalıdır.
AB karşıtlarına Türk Silâhlı Kuvvetleri'ni, tamamiyle farklı sebep ve amaçları için kullanma fırsatı verilmemelidir.
Böyle bir tehlike vardır. Bu tehlikenin işaret fişeği dün hemen kendini gösterdi.
Saadet Partisi Genel Başkanı Kutan "Orgeneralin beyanları bizi memnun etmiştir. Erbakan hocamızın uzun yıllardan beri ifade ettiği husus da odur zaten" dedi.
Genelkurmay Başkanlığı'nın, doğan şüpheleri gidermek ve durumu netleştirmek için halka bir açıklama yapma borcu var.