Ateş Hattı'nda, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle, Türk kadınının sorunları masaya yatırıldı.
Kezban Hatemi, çalışan kadının isyanı ne tatlı dile getirdi.
"Kocam da, ben de, gün boyu deliler gibi koşuşturuyoruz" diye söze girdi. "Akşam yorgun argın eve geliyoruz. Eşim gazetelerini, kitaplarını alıyor, köşesine çekiliyor. Ben de ortalığı topluyorum, mutfağa giriyorum, evde de geç saatlere kadar koşturup, duruyorum."
Çok yorgun bir gününde evdeki bu eşitsizliğe isyan eder Bayan Hatemi. "Hey Tanrım" diye ellerini göğe açar. "Bilirim Kur'anı... Bugüne kadar Kur'an'da kadın yatakları toplayacak, mutfağa girecek, yemek yapacak diye bir ayete rastlamadım... Nedir çilemiz?"
Bu basit isyan bazı evlerde kanın, gövdeyi götürmesine neden olur. Cellallenir erkek: "Ne söyleniyorsun" der, kadına dünyayı zindan eder...
Ama bazı evlerde... Örneğin Hatemiler'de, kadının böyle haklı isyanlarında, bey işi şakaya vurur... Gülüp, geçilir... Galiba uzun ömürlü bir evliliğin sırrı da budur.
Değiştirin şu başlığı: Show Haber'i izliyorum. Ekranda kamera şakaları. Ekranın üzerinde de konunun başlığı:
"Dünyadan Gamera Şagalarü"...
Evet; aynen böyle... Bir ilkokul çocuğu yazsa bunu, öğretmen haklı olarak canına okur... Ama milyonların izlediği bir programda kelimeler yanlış yunluş yazılabiliyor... Çocuklara kötü örnek olunuyor. Onların minik akılları karıştırılıyor, kimsenin gıkı çıkmıyor.
O Ağladı, Biz ağladık: Annesi ile babasını aynı anda kaybeden Banu Alkan, Reha Muhtar'ın karşısında. Afrodit'in iki gözü iki çeşme... "Gül kokan anneciği" ile, "asil babası"nı anlatırken, Reha Muhtar ağlıyor, biz ağlıyorduk. Başın sağolsun Banu...