kapat
04.03.2002
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
banner
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
banner
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 GALOP
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPUS
 HYDEPARK
 İNANÇ
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 DİYET
 TATLILAR
 CİNSELLİK
 PAZAR SABAH
 KİTAP
 SİNEMA
 SANAT
 RENKLER
 GURME
 TARİH
 SUNNY
 HIGH-TECH
 YAT&TEKNE
 NET YORUM
 NET GÜNDEM
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 

Dayak denilen şu şey..

Geçtiğimizi bayramda dayak yemiş gibi oldum.. Gelenler, gidenler av yol geçen hanına döndü.. Bir ara huylanmadım da değil "Bunlar yoksam gidici olduğumuzu anladılar da tahaccüm bu yüzden mi" diye.. Ama nahh!

Dayak yemişe döndüm dedim ya.. Oysa ben yaşamımda ne dayaklar yedim, hepsi de en hasından, siz hiç bilemezsiniz..

Ev dışında ilk İzmir'in Karataş Ortaokulu'nda yediğimi hâlâ unutamam.. Tarih dersindeydik.. Çocular, "öğretmenim" ya da "hocam" diye seslenirlerken ben, "muallim bey" deme gafletinde bulundum.. Ulan aman, tokat anında patladı yüzümde, sonra arkası da geldi.. Yer misin, yemez misin bir işler.. O yıl tarih dersinden on üzerinden on olarak sınıf geçtim.. O günden bu yana dayağın bazı bazı yararlı tarafları da olduğunu hep savunanlardanım..

Ama yediğim bir dayak vardı ki hemi de yurt dışında, şahane.. Anlatayım da dinleyin..

Yıllardan, şimdi eskici dükkanında olanlardan birindeydi..

Misler gibi, çiçekler açmış bir hallerde çıktık Köln'deki Türk restorandan.. Dört başı mamur..

Orhan!

-Bir rakı sütü yapalım birayla dedi..

-Uyar dedim.

Rayn nehri kıyısında bir yer biliyormuş, çok neşeli.. Oraya gittik.. Ooo, içerisi mahşer.. Ne yalan söylemeli girişte az biraz huylandım.. Barın giriş kapısı, Amerikan kovboy filmlerindeki barların giriş kapısı tıpkısı tıpkısına.. Bilirsiniz; bi o yana, bi bu yana, hem içeri, hem dışarı açılan kapılardan.. Tahta..

Bar Amerikanda güç bela iki kıçlık yer bulup sıkıştık.. Sonra başımı kaldırıp barmene baktım.. Bira ısmarlayacağız ya..

Ulan aman! Ulan anan baban ölsün! Biraz fazla kaçırdık yine dalgalanıyoruz zaar.. Ulan buranın barmeni bildiğiniz King-Kong.. Tek fark bu sarı bir King-Kong.. Hayvanın elleri gözüme çarptı ilk.. Vallah tekiyle iki basket topunu rahat tutar.. Gömleğin kolları sıvalı.. Kollar seki zaman soba boruları..

Göz göze geldik.. Gözler yamyam! Gözler cinayet saati. Gözler kanına girecek adam arıyor..

-İki bira..

Bardak altlıklarına çentik atarken dikkat ettim.. Kalem, King-Kong'un avuçlarının içinde kayıp.. Etraf tekmil Alman.. Her cinsten.. İti kopuğu fazla.. Az biraz "Hitler" gençliği.. Birinci biraları yuttuk ikincileri söyledik.. Adam akıllı yorgunuz.. Bir gece önce Varşova'dan

İkinci bardağı yarısında Orhan tozuttu..

-Bu Almanlar çok öldürdüler, çookk! O yüzden protesto olarak bu bardağı atıp kıracağım arkadaş.!

-Manyak mısıııınnn ulan sen? Karşındaki hayvana baksana.. Bizi hap gibi yutar be! Hemi de susuz..

Dediğini yaptı.. Bardağı yere vurup kırdı.. İyi bok yedi..

Ve King-Kong barın üzerinden uzanıp tek eliyle boğazından yakaladı Orhan'ı, yirmi santim filan havalandırdı.. Ki Orhan bi doksan boyunda ve doksan kilo.. Bi çaktı..Ula gülsem mi, ağlasam mı? Orhan biraz uçtu, biraz düştü, biraz kalktı gidip duvara tosladı sırtıyla, yamuldu kaldı...

Şimdi benim yapacağım en akıllı iş ne? Sarılıp King-Kongu'u yanaklarından öperek tebrik etmek, elli mark bahşis bırakmak.. Ve çaktırmadan Orhan'ı da kaldırıp papiklemek..

Ama sonrası.. Bu Orhan İstanbul dönüşünde bizi dillere destan eder.. "Dayak yedik, elini bile kımıldatmadı" diye kaset yaptırıp, etrafa bedava dağıtır..

Ben bunları iki saniyede düşündüm, sonra tam karşımda sırıtmakta olan King-Kong'un iki gözünün arasıyla, burnunu üstüne yumruğu koydum var gücümle.. Her zamanki gibi aklıma sıçayım..

O aya orangutana bizim yumruk fakir yellenmesi gibi geldi.. Sonra bi koydu tokadı, ne yalan söylemeli helal olsun.. Havalandım.. "Elin kırılsın King-Kong" diyeceğim ama nerde?

Dedim ya havalandım.. Karaya ayak basıp birkaç kalipso figürü çektim.. Kıçın kıçın gidip duvara vurdum.. Orhan yerde, ben duvar gücüyle ayaktayım.. Orhan yattığı yerde gülmekte i deliler gibi.. Sağlama sinir krizi geçiriyor..

Ölümüm ondan sonra oldu.. Altı, yedi kişi geldiler.. Orada eğlenenlerden.. Ulan aman, o ne biçim bir dayak.. Bildiğim bir şey yere düşersem bu Alman'la tekmeleyerek öldürürler.. Duvara dayanmış, yüzümü kapatıyorum.. Alt kısmıma bindiriyorlar.. Dedim ki kendi kendime: "Yüzünü sittir et, sen alt tarafını kolla.. Nasılsa plastik cerrahi çok gelişti, yüzü yeniden yaptırırsın ama alt kısım çok mühim.."

Öyle de yaptım.. Sonra devirdiler.. Bükülüp kaldım..

Zannım o ki "Türk'e bu dayak mahşere kadar yeter.." diye düşünüp bıraktılar sonunda. . Nahhh! Bize dayam mı dayanır.. Ondan sonra ne dayaklar yiyip bitirmedik..

İki kişi ayaklarımdan, iki kişi kollarımdan yakaladı.. Bir çuval gibi fırlattılar nehrin kenarına.. Bi dakika sonra Orhan üstüme düştü..

Bi hafta sonra Macar gümrüğünde durdurdular.. Gözlerimde simsiyah tabak gibi gözlükler.. Pasaport polisi yüzümle fotomu karşılaştıracak ya.. Çıkardım gözlükleri.. Adam bi yalakalaştı, bir sırıtmaya başladı ki görülmey** Yarım yamalak bir İngilizceyle, "Yu are Türkişh boksör?" diye sordu.. "Yes" dedim hıyarağasına:

"Yes olrayrat ve nakavat Türkişh boksör..."



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap


Copyright © 2002, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır