İdam cezasının kaldırılmasına ilişkin tartışma başladığından, daha doğrusu son aşamaya geldiğinden beri herkes tutarlı ve mantıklı davranıyor.
İdam cezalarının uygulanması, hatta bol uygulanması Türkiye'de "ara rejim" dönemlerine aittir. En çok idam infazını 12 Eylül yönetimi yapmıştır, üç yılda 24'ü siyasi, 24'ü adi suçlu olmak üzere 48 kişi idam edilmiştir.
Türkiye'de 18 yıldır hiçbir idam cezası infaz edilmiyor. Meclis'te onay bekleyen 57 idam dosyasını hiçbir iktidar gündeme getirmedi, hiçbir siyasi parti de bunların onaylanması ve infazı için hareket geçmedi.
İdam cezası Türkiye'de fiilen uygulamadan kalkmıştır, hem de en geniş toplumsal uzlaşma ile kalkmıştır.
Sıra idam cezasının Anayasa ve yasalardan çıkarılmasına gelmiştir. Gelmiştir, çünkü Türkiye bu konuda uluslararası "taahhütler"de bulunmuş, Avrupa Birliği'ne verdiği Ulusal Program'da da bu konudaki iradesini açık olarak beyan etmiştir. Avrupa Birliği Bakanlar Konseyi de önceki gün "her koşulda" idam cezasını kaldıran protokolü kabul etmiştir.
Avrupa ülkelerinin hiçbirisinde idam cezası bulunmamaktadır. Son olarak Arnavutluk da yasalarından idamı çıkartmıştır.
İdam cezasının caydırıcı olmadığının kanıtı çok fazladır. Türkiye için ise en açık kanıt 12 Eylül dönemidir.
Ortada son derece net bir durum vardır. Devlet Bahçeli'nin Yavuz Donat'a söylediği gibi: "Türkiye'nin genel eğilimi ortaya çıkmıştır..."
Sorun, "Apo meselesi" üzerinden "ucuz politika" yapma sorunudur. Bu "ucuz politika"nın uygulayıcısı da MHP değildir, DYP ve onun, birkaç yıl önce "Türkiye'nin birinci önceliği Avrupa Birliği üyeliğidir... Benim misyonum Türkiye'yi AB üyesi yapmaktır" diyen genel başkanı Tansu Çiller'dir.
Çiller'in gafları, siyasi hayatın "rengi" olmuştu, ama bu kez iki sözüyle "ucuz politika" tarihinin başında yer almaya adaydır.
Çiller önce şöyle dedi: "Apo'yu asalım sonra idamı kaldıralım." Bu ucuzluk yetmedi, "Hapisteki Öcalan, Mandela olur" dedi. Bu söz Türkiye'de başbakanlık yapmış bir kişinin, Güney Afrika hakkında temel nosyonlara sahip olmamasının ötesinde Türkiye'de yaşananlar hakkında da kafasının fazlasıyla karışık olduğunun kanıtıdır.