Takside gidiyorum... Durduk! Önümüzde üç araba durdu, ardından biz durduk.
Biz durunca arkamız da durdu mecburen...
Sıralama gidiyor.
Sokağa giriş tıkandı, sokağa giriş tıkanınca, ana cadde kilitlendi.
Taksici arkadaş merak etti, indi ve raporu verdi:
"Vicdansız adam. Park etmiş arabanın yanına bir de o park etmiş. Yolu tamamen tıkamış bakkalda alışveriş yapıyor!"
Başladı kornalar, sonunda yol açıldı.
Aynı zamanda -hemen bütün meslektaşları gibi- modern derviş olan taksici olayı yorumladı:
"Abi insanlarımızın kendisine saygısı kalmamış. Kendisine saygısı olan insan bunu yapmaz. Neden yapmaz? Çünkü 'bu ya bana yapılsa' diye düşünür. Ama kendisine saygısı olmayan, her şeyi yapıyor. Bu duruma düştük işte millet olarak. Keşke düşmeseydik di mi abi?"
"Doğru söylüyorsun" dedim...
Ve sonra "keşke"de takılı kaldım...
Keşke!
Ne çok ortak keşkemiz var...
Keşke vaktiyle Avrupa Birliği'ne girseymişiz.
Keşke Cumhurbaşkanı Anayasa'yı fırlatmasaymış.
Keşke deprem bölgesine ev, tünel, fabrika yaparken dayanıklılık hesabı da yapsaymışız.
Keşke özelleştirmeyi zamanında yapsaymışız.
Keşke Türk Telekom'u fiyat iyiyken satsaymışız.
Keşke gelir dağılımını bu kadar bozmasaymışız.
Keşke iki turlu seçim sistemi olsaymış.
Keşke Suriye'yi önceden uyarsaydık.
Keşke enerji problemine zamanında çözüm düşünseydik.
Keşke Türk Lirası'nı bu hale getirmeseydik.
Keşke nüfusu kontrol edebilseydik.
Keşke birbirimize daha saygılı davransak...
Keşke her yükseleni ayağından çekmeden rahat bıraksak...
Keşke aklımıza ilk geleni yapmadan bir düşünsek...
Keşke...
Keşke...
Saymakla bitmez, "Milli keşkeler" çok!
Bayram; dargınların barışması, tatsızlıklıkların geride bırakılması, ortak güzelliklerde buluşulması için bir fırsat...
"Keşke" değerlendirsek!
Bu bayramın çok daha az "Keşke"li bir toplumsal hayata geçişimize vesile olması dilekleriyle...