Bayram ziyaretlerinde ne konuşuluyor?..
İki dost, iki arkadaş bir araya geldiği zaman söz dönüp dolaşıp nereye geliyor?..
Hani hal hatır sormalar vardır ya, ondan sonra..
Futbola mı?..
Futbola geliyor gelmesine ama eskisi kadar içten, eskisi kadar gönülden değil..
Hani adet yerini bulsun diye..
Fenerbahçeliler mutlaka Galatasaray maçını gündeme getiriyor..
Hani o dört oyuncunun kırmızı kart gördüğü tarihi günü..
Galatasaraylılar sözü döndürüp dolaştırıp Liverpool maçına getiriyor.. Arkalarına yaslanıp Avrupa liginden kendi ligleriymiş gibi söz etmeleri var ya.. Bir afra, bir tafra ki sormayın..
Sonra..
Politika mı?..
Politika hiç konuşulmuyor.. İnsanlar politika ile ilişkilerini kesmiş.. Sizin parti bizim parti dönemi kapanmış.. Fanatizm bitmiş..
Sanki bunca partinin hiç taraftarı yok.. Herkes her partiye mesafeli.. Hiçbir partinin ateşli savunucusu yok..
Politika zaten gündemde yok..
Peki o zaman.. Uzun sohbetlerin temel konusu ne?..
İş.. İşsizlik..
Neredeyse hemen her aileden bir kişi işsiz.. Ya kriz nedeniyle işinden olmuş, ya okulunu bitirmiş, ya askerden dönmüş..
Herkes iş diyor.. Herkes iş arıyor..
Kimi kendine, kimi çocuğuna, kimifyeğenine, kimi arkadaşına..
Ama herkes iş arıyor..
Para da konuşmuyorlar.. Alınacak ücretin de bir önemi kalmamış.. Bir iş olsun yeter..
Patron ne verirse versin..
Yeter ki işsiz, işsizlik bunalımından kurtulsun..
Sabah kalkınca bir amacı olsun, hayatla tutunacak bir bağı olsun.. Günler boşu boşuna akıp gitmesin..
Peki mümkün mü?..
İşsizliğe çare kolay mı?..
Hayır..
Türkiye büyümeyi sağlamadığı sürece işsizlik artacak..
Peki, kaç kişi işsiz?..
DİE rakamlarına göre, 2 milyon 335 bin kişi.. Çalışan nüfusun yüzde 10,6'sı..
Peki, sayı doğru mu?..
Değil.. Çünkü kaydı kuydu olmayan o kadar çok işsiz var ki, bunları belirlemek net sayıyı çıkarmak imkânsız..
Ama yüzde 10,6 bile çok büyük bir oran.. Kabul edilebilir, bir ülkenin içine sindirilebileceği bir durum değil..
Türkiye'nin önündeki en büyük sorun bu.. Büyümeye geçebilmek, iş kapılarını yavaş yavaş aralamak..
Söylemesi kolay, üstesinden gelmesi çok zor..
Bakın bu yıl gerçekleşmesi tahmin edilen büyüme oranı yüzde iki..
Nüfus artışı kaç?..
Yüzde iki..
Yani elde var sıfır..
Siz bakmayın Tayyip Erdoğan'ın 'Allah ne verdiyse..' demesine..
Ekonominin gerçeği bu..
Bu bayramın bir yararı daha oldu..
İşsizler birkaç gün de olsa 'işsizlik sendromundan' çıktılar.. Paraları olmasa da bayramın coşkusuna kapılıp, dertlerini unuttular..
En azından unutmaya çalıştılar.
Yıllar sonra ilk kez Türkiye kurbanını 'kurban' gibi kesti..
Sokaklar kan gölüne dönmedi..
Kurban kesmenin bir ibadet olduğunu, hayvan boğazlamak, kan akıtmak olmadığını sonunda anladık..
Bazı yöreler, 'kurban benim, istediğim yerde keserim' diye direndi.. Ama her şeye rağmen toplumsal bir vahşetin izlerini sildik..
Bir dönemi daha kapattık..
Çağdaşlık yolunda bir adım daha attık..
Demek ki her konuyu bıkmadan usanmadan konuşmalıyız, tartışmalıyız..
Düne bakalım..
Cadde ortasında dana kesinlerin bir suçu yokmuş..
Suç bizdeymiş..
Doğrusu söylemeyen, bu ulusa dinini öğretmeyen bizde..
Din öğretisini cahil imamlara bırakanlarda..
Daha da önemlisi.. Okullarda bu konuları eğitim programına almayanlarda..
Din derslerini ayet ezberletmekten, sure ezberletmekten ibaret sananlarda..
Diyanet İşleri'nde, Milli Eğitim Bakanlığı'nda..
Aslında suç bizdeymiş..
Ne yazık ki farkında bile değiliz...