kapat
23.02.2002
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
banner
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
Limasollu
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 GALOP
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPUS
 HYDEPARK
 İNANÇ
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 DİYET
 TATLILAR
 CİNSELLİK
 PAZAR SABAH
 KİTAP
 SİNEMA
 SANAT
 RENKLER
 GURME
 TARİH
 SUNNY
 HİGH-TECH
 YAT&TEKNE
 NET YORUM
 NET GÜNDEM
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 
Kar'ı okurken

Buruk bir roman Kar... Lapa lapa yağan kar sadece yolları örtmüyor, ruhları da ıssızlaştırıyor.

Orhan Pamuk çeşitli röportajlarında "bu romanı şefkatle yazdığından" söz edip durdu.

Romandaki onca olaya, onca kavga gürültüye rağmen 428 sayfaya egemen olan "insan yalnızlığı" karşısında, belli ki romancı olarak kendisinin de içi burkulmuştu...

Kolay değil!

Hem bir dünya kuracaksın (roman yazmak, bir dünya kurabilmektir!) hem de kurduğun dünyadaki herkes alttan alta "beni anlamıyorsunuz ya, ben ona yanarım!" diyecek sana ve okura!

O kadar ki, Pamuk romanın sonlarında kahramanlarından birini şöyle konuşturuyor: "Beni Kars'ta geçen bir romana koyarsanız; benim hakkımda, bizler hakkında söylediklerinize okuyucunun hiç inanmamasını söylemek isterdim onlara. Kimse uzaktan bizi anlayamaz."

Ve Pamuk'un roman içindeki yanıtı şöyle: "Kimse de öyle bir romana inanmaz zaten."

Bak şimdi!..

O sırada "Okuduğunuz bir romandı, o kadar! Haydi bana eyvallah!" deyip kaçmaya hazırlanıyor Orhan Pamuk...

Fakat Fazıl, o roman kahramanı yok mu?..

O, lafını yapıştırıyor:

"Hayır inanırlar. Kendilerini akıllı, üstün ve insancıl görmek için bizim gülünç ve sevimli olduğumuza, bu halimizle bizi anlayıp bize sevgi duyabildiklerine inanmak isteyeceklerdir. Ama benim bu sözümü koyarsanız akıllarında bir şüphe kalır."

Benim içimde kalan şüpheyi ise burada yazmadan geçemeyeceğim: Fazıl sözgelimi İstanbullu okurlar için bunları söylüyorsa, yanılıyor.

Nişantaşılılar'ın İstanbul'daki tek okur tipi olduğu günler gelip geçeli çok oldu oysa... Kars ve benzeri şehirlerdekilerle çokça akrabalıkları var (otogarlardaki izdihamı hafife almayın) İstanbullular'ın; uzaklık izafi, popüler kültür uyumu ise baki...

Kaldı ki, İstanbullular epeydir stand-up'çılar dışında kimsenin "gülünç ve sevimli" olduğuna inanmıyor...

Bana öyle geliyor ki, Fazıl bu sözleriyle yazarın muhtemel Batılı okurlarını hedef alıyor.

Stockholm'lü, Londralı, New York'lu, Brükselli okurlarını...

***
Orhan Pamuk'un önceki romanlarından çok farklı Kar.

Sanki bir gazeteci, yıl boyunca üzerinde çalıştığı malzemeden (seri genç kız intiharları, siyasal İslam'ın küçük şehirlerde örgütlenişi, türban sorunu, mülki amirlerin yerel halkla uyumsuzluğu, Kürtler, solcular, Cumhuriyet kültürü, vs.) derli toplu bir yazı dizisi çıkarırsa etkili ve yetkili çevreleri rahatsız edeceğinden çekinip roman yazmasının daha iyi olacağına karar vermiş... O tür bir roman Kar.

Bu yüzden hızlı okunuyor..

Bu yüzden kendi kahramanlarını okura tanıtmak için zorlanmıyor; okuru medyadan ve hayattan az çok tanıdığı bir dünyaya sokuyor.

Ve siyasal bir roman Kar. Bu yüzden içinde gündelik klişeler uçuşup duruyor.

Ben Kar'da en çok okurun da, yazarın da durup dinlenirken aklından geçen soruları sevdim.

Neden bir kadının (İpek'in) güzelliği insanı telaşlandırır?

Neden karın yağışı insanda durup dururken Allah duygusunu uyandırır?

Bekleme acısıyla aşkı birbirinden ayıran şey nedir?

(Bitmedi, daha yazacağım Kar üzerine ve Kar'dan kalkarak.)



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap

Copyright © 2002, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır