İki gün boyunca birlikte olan bir grup düşünün. Gün boyunca düşünüyorlar, konuşuyorlar, fikir üretiyorlar; öğle ve akşam yemeklerinde de neşeli çocuklar gibi eğleniyorlar.
Hiçbirinde kibir, haset, kıskançlık, kendini beğenmişlik yok. Bu insan zaaflarını çoktan geride bırakmışlar.
İnsanlara yardım etmekten başka bir amaç taşımıyorlar.
Kimler yok ki aralarında: Yaşayan en büyük çello sanatçısı maestro Rostropoviç, Claudia Cardinale, Nobel ödüllü Wale Soyinka, NASA gezegenler arası seyrüsefer direktörü Şeyh Modibo Diarra, elektro akustik müziğin süper starı Jean Michel Jarre, Semiha Şakir'in oğlu Şeyh Hasan Şakir, Prenses Feryal, Prenses Layla Meryem, Lüksemburg Büyük Düşesi Maria Teresa, opera divası Monserrat Caballe, dünyada demokratik olarak seçilmiş ilk devlet başkanı olan Vigdis Finnbogadottir ve daha niceleri.
Her toplantıda bulunan ama bu kez işleri dolayısıyla gelemeyen Catherine Deneuve ve efsane futbolcu Pele.
Bu kişilerin ortak tarafı UNESCO'nun verdiği Büyükelçi unvanı ve BM kırmızı pasaportuyla, dünyaya barış, eğitim ve kültür mesajları taşımaları.
Bu grup artık bir aile gibi; her yıl toplanıyor ve çalışmalarımızı gözden geçiriyor, yeni projeleri konuşuyoruz.
Bu yılki toplantıda tahmin edebileceğiniz gibi Afganistan'a yardım programları öne geçti.
Başbakan Hamid Karzai, Genel Direktör'e "Afganistan'ın birçok şeye ihtiyacı var ama en acil olanları güvenlik ve eğitim" demiş.
Bu yüzden iyi niyet elçileri Afganistan'da eğitim programlarına ağırlık veriyor ve birçok proje hayata geçiriliyor.
Bir başka önemli konu da Afganistan'daki kültür mirasını korumak.
(Ecyad kalesi konusunu yarın anlatacağım.)