Geçmişim serimden, hiç korkmam ölümden..
Nasıl ki "Vermeden almak Allah'a mahsus.." ise "Birşey üretmeden yaşamak.." da bizim ahalimize mahsustur.. Hem de zengin gibi yaşamak.. O yüzden ekonomik kriz filan dendi mi katiyen beni ırgalamaz.. Çünkü insanımıza inanırım..
Ben ne krizler gördüm.. Her seferinde "Tamam bu sefer battık.." diye dövünenler hep yanıldılar bundan böyle de yanılmaya devam edecekler..
Çünkü birşey üretmeyen ekonomimiz "Boş gaz tenekesine" benzer, böyle olduğu için de her daim suyun üzerinde kalır..
Birşey üretmeden yaşamanın sırrı "sinyalcilik" denen teknikte gizli.. Sinyalcilik argo bir deyim ve bildiğimiz el açmanın karşılığı..
Bakın geçmişteki hükümet adamlarına.. Sinyalcilik konusunda kim yetenekliyse döneminin en gözde devlet adamı olmuştur..
Şu sıralardaki "milli sinyalcimiz" ise Kemal Derviş Bey'dir ve siyaseten önü açıktır..
***
Sinyalciliğe dayalı bir ekonominin içinden çıkıp da uluslararası isim yapmak ayrı bir marifet..
Şu geçtiğimiz son yıl içinde, piyasalarımız "parasızlıktan" hellim hellim ağlarken uluslararası piyasaya dört isim birden çıkardık.. Dördü de giyim kuşam için para harcama konusunda derece yapmış isimler..
Fransızların ünlü Paris-Match dergisi yapmış sıralamayı ve giyimde sınır tanımayan yüz kişiyi seçmiş.. İçlerinden dört hanım Türkiye Cumhuriyeti pasaportu taşıyor..
Türkiye sizinle..
Pılıya pırtıya verdikleri paralarla ilk yüze girip Paris-Match dergisinin sayfalarında fotoğraflarının basılmasını hak ediyorlar.. Bu hanımlardan biri Güneş Tarakçı..
Diğeri ise Ender Mermerci ile kızları Tansa ve Yosun.. (Demek ki oğlan olsaydı adını Tosun koyacaklardı..)
Güneş Hanım'ı duymadım ama Ender Hanım sosyete sayfalarından aşinamız.. Kızları da.. Bildiğim kadarı ile merhum eşinden kalan mirası alabilmek için yıllardır kavga veriyordu, sonunda kazandı..
Eşinden kalan mirası alamadan ilk yüze giren bu hanımefendi ile iftihar ettim.. Artık parasını da aldığına göre inşallah seneye ilk ona girer, göğsümüz daha bir kabarır..
Örnekte görüldüğü gibi memleketimiz insanından umut kesilmez.. En olumsuz durumlarda bile yaratıcılıkları ile öne çıkıp, kendilerini kurtarabilirler..
***
Ben internet müşterisi değilim ama olan arkadaşlarım var..
Şu sıralarda pek moda olan ve gerçekten büyük yaratıcılık eseri olan bir PPS dosyasını yakalamışlar.. Bana da Nüket gösterdi.. Yaratıcısını tesbit etseydim adını buradan duyuracaktım.. Dedim ya internet yabanisiyim, diye.. O yüzden beceremedik..
* Dosya "Bir başkadır benim memleketimin insanı.." başlığı ile açılıyor..
Ekrana kıraç bir toprağın üzerinde iki avuç yeşilliği gösteren bir fotoğraf geliyor.. Yeşilliğin üstüne dikili tabelada "Çimlere basmayınız!" yazılı.. Ardından yorumu geliyor: (İnsanımız çevrecidir!)
* İkinci fotoğrafta bir uyarı tabelası görüyoruz.. Üzerinde "Sigara içmeyiniz" yazısı yer alıyor hemen altında uzlaşma önerisi var: "Ama tiryakiyseniz lütfen izmaritleri kutulara atınız.."
(Yorumu: İnsanımız hoşgörülüdür!)
Çarpıcı resimler..
* Üçüncü fotoğrafta şirin bir kıyı ve küçük bir sandal görülmekte.. Boyası neyim dökülmüş.. Sandalın ismi burnuna yazılmış: "Öztitanik"
(Yorum: İnsanımız mütevazıdır!)
* Sırada üstüste duran üç trafik levhası birden var.. Sağa dönülmez.. Sola dönülmez.. Girilmez.. Bu durumda sürücünün tek çaresi geri vitese takıp geri geri gitmek oluyor..
(Yorum: İnsanımız çözümcüdür!)
* Beşinci fotoğraf bir ofisin kapısından alınmış.. Kapıda yer alan levhada içerde ne gibi hizmet verildiği tarif ediliyor: "Yılmazlar tercime birosu.."
Bir belge çevirtecekseniz, elinizdeki çeviri için başka bir tercüme bürosu aramanız icap edecek.. Ama tesbiti yapan moralini bozmamış:
(Yorum: İnsanımız işinin ehlidir!)
* Ardından bir gazete ilanı geliyor: "Bilgisayar elemanı, beş yıllık (Ofis 2000) tecrübesi olan eleman aranıyor, ücret dolgundur.."
Sistem 2000 yılında kurulmuş, ilan da 2002 de verilmiş olabilir.. Durum insanımızın çağı yakalama konusunda ne kadar aceleci olduğunu gösterir..
***
* PPS dosyasına bir de (Turgut Gül) adına basılmış bir kartvizit görüntüsü eklenmiş ki her derde deva.. Turgut Bey'in vereceği hizmetler şöyle sıralanmış:
"Belfıtığı, bel kayması, boyun fıtığı, kulunç fıtığı, fizik tedavisi ve göbek düşüğü tedavisi yapılır. Çubukla yeraltı suyu aranır.." Daha ne olsun?
(Yorum: İnsanımız işini bilir!)
* Sekizinci görüntü bir minibüsün arkasından alınmış, şoför meydan okuyor: "Hatalı kullanıyorum. Sıkıysa ara.."
(Yorum: İnsanımız bağışlayıcıdır!)
* Hemen ardından gelen fotoğraf pazarlama tekniğinde devrim yaratacak bir ilanın.. "Bir tişört 2 milyon.. İki tişört 5 milyon.. Üç tişört 8 milyon.." Aldıkça batıyorsun yani..
(Yorum: Teşvik edicidir!)
* Dokuzuncu fotoğrafta yer alan plaj tabelasında yüzme bilmeyenler uyarılıyor: "Kurtarma saatleri: Sabah 10.00-14.00 / Akşam 16.00-18.00"
(Yorum: Prensip sahibidir..)
* Uyarı hizmeti bir balık tezgahının ilan kartonunda devam ediyor: "Hamsi bir milyon, zehirli çıkarsa para yok.."
(Yorum: İnsanımız adildir!)
* Bu da bir otopark tabelası: "Giriş 500 bin lira / Bir günlük bir milyon / Hemen gidiyorum 500 bin / Beş dakika kalacağım 500 bin / Az duracağım 500 bin lira.."
(Yorum: İnsanımız uzlaşıcıdır!)
* Son görüntüde ise kırsal alandan çekilmiş bir tabelanın görüntüsü var.. Ok şeklindeki tabelada "Puraya gider" yazılı..
(Yorum: Yol göstericidir!)
Kıssadan Hisse: Harmanı yel döndürür, deliyi el döndürür.. Bizi de birşeyler döndürüyor işte.. İnsanımıza güvenelim..
|