|
|
 |
Vizyon ve misyon
Çok önemli bir "aile fotoğrafı" dün öğle saatlerinde İstanbul'da, Boğaz'ın en güzel sahillerinden birinde çekildi. 74 ülkenin temsilcileri yan yana durdular ve bu büyük "diyalog" fotoğrafını çektirdiler.
Bu fotoğraf, Türkiye'nin bir vizyonu olduğu anda dünyanın gidişini etkileyecek dümenlerden birini elinde tutabileceğinin belgesi olarak tarihe geçecektir.
Dışişleri Bakanı İsmail Cem, Türkiye'nin hangi vizyona sahip olarak dünyada etkili bir yerde olabileceğini İstanbul'da Avrupa Birliği ve İslam Konferansı Örgütü'nün üyesi 74 ülkenin temsilcisini bir araya getirerek göstermiştir.
11 Eylül Türkiye için bir dönüm noktası olmuştur. Dünyada Türkiye'nin anlamı ve bundan sonraki gelişmelerde üstlenebileceği rolün özel önemi anlaşılmaya başlanmıştır.
Cem ve Dışişleri'nin başarısı
Türkiye'nin önemini, kendi kendimize tekrarlayarak dünyaya anlatmanın mümkün olmadığını yıllardır görüyoruz. Uyduruk övünmelerle bir arpa boyu yol alınamayacağı gerçeğini uzun süre yaşadık. Türkiye'nin modelini, bu modelin hem İslam dünyası hem de Batı dünyası için taşıdığı önemi, 11 Eylül'ün ardından biraz daha derin düşünmeye başlayanlar fark etmiştir. İsmail Cem ve Dışişleri'ndeki başarılı kadronun, Batı ve İslam dünyasının en büyük iki örgütünün içindeki bütün ülkeleri İstanbul toplantısında bir araya getirmeleri, bunu "fark etmeleri" sayesinde gerçekleşmiştir.
Cem ve Türk diplomasisi iyi bir zamanlama ve hızlı bir örgütlenmeyle, kuvvetli bir savaş rüzgârına karşı çok daha kuvvetli bir diyalog ortamının oluşturulabileceğini göstermiştir.
Türkiye, dünyaya dönük yüzünde hangi vizyonun sahibi, hangi misyonun taşıyıcısı olmaya aday olduğunu ortaya koymuştur. Bu "köprü" misyonunun kaynağı sadece coğrafi özellikler değildir. Laik demokratik cumhuriyet düzeninin en özgün örneklerinden biri olmanın getirdiği bilinç ve güçten kaynaklanan bir misyon vardır. Bu misyonu üstlenebilmek, gereğini yapabilmek için de vizyon gerekir.
Misyonu iyi tanımlamak
Türkiye'yi içine kapanmış, küçük sorunlarına gömülmüş, bu sorunların içinden çıkamadıkça burulan bir Ortadoğu ülkesi olarak bırakma tuzağından çıkaracak olan vizyon budur.
Laik demokratik cumhuriyetin bütün kurumlarıyla yerleşmesi, işlemesi vizyonun diğer bütünleyici gücüdür. Türkiye, cumhuriyet ile birlikte İslam dünyasından çok farklı bir yol çizmiş ve 80 yıldır, birçok engellemeye, baltalamaya, tuzağa rağmen bu yolda kararlılıkla ilerlemiştir. Bu kararlılığın anlamı bugün daha etkili olarak ortaya çıkmaktadır.
Halkının büyük çoğunluğunun Müslüman olduğu bir ülke, güçlü bir laik demokratik düzene sahip olabilir. Türkiye tek olduğu için örnektir ve demokratik düzenini geliştirdikçe, daha önemli bir örnek olacaktır. Avrupa Birliği'nin üyesi olduğu zaman da, hem önemi hem de misyonu katlanacaktır.
İsmail Cem'in, İslam dünyası ile Avrupa Birliği'ni bir araya getirme fikri büyük bir başarı kazanmıştır. Vizyonu olanlar, misyonunu iyi tanımlayıp gereğini yapabilenler başarılı olurlar.
|
|
|
|