Bence Türk basınındaki en iyi, en heyecan verici, en orijinal işleri kadınlar yapıyor ve hepsi de aynı yöntemle: derinlemesine söyleşi.
Ayşe Arman, Neşe Düzel, Nuriye Akman ve Nilgün Cerrahoğlu.
Her birinin ilgi alanı ayrı. Ayşe Arman (Hürriyet) daha çok kişilerle ilgileniyor ve kim öne çıkmışsa onları sorguluyor. Basında standart olmaktan uzak bir ön hazırlık, cesaret ve ve inatla didikliyor karşısındakileri.
Neşe Düzel (Radikal) Türkiye'nin az konuşulan veya hiç konuşulamayan konularına değişik ve radikal bakış açıları getiren, bunları irdelerken sözünü sakınmayan insanları buluyor.
Feneri her zaman karanlıklara çevrili. Gazetelerin diğer sayfalarında ve köşelerinde rastlanmayan; rahatsız edici, korkutucu şeyleri ortaya çıkarıp sokuyor gözümüze.
Bunu yaptığı için aldığı ödül, mahkemelerde sürünmek. Tipik bir Türk öyküsü veya tipik bir üçüncü dünya masalı onunki.
Uzun süre Sabah'ta çalıştıktan sonra şimdi Zaman'da yazan Nuriye Akman, ilginç işler yapan kişileri bulup didik didik etmekte ve gerektiğinde acımasız bir biçimde sorgulamakta usta.
Bu dörtlünün sonuncusu Nilgün Cerrahoğlu'dur. Cerrahoğlu uzun yıllar Milliyet'te çalıştı. Gazetenin okur profilinin değiştirilmesine karar verildiğinde onu gazeteden uzaklaştırdılar. Şimdi Cumhuriyet'teki köşesinde yazıyor.
Cerrahoğlu'nun daha çok Milliyet'te iken yaptığı söyleşileri topladığı Annem Batıya Gidin Dedi kitabını yeni bitirdim. Kitapta, Çetin Altan'dan Vitali Hakko'ya, Necmettin Erbakan'dan Abdullah Öcalan'a, Güldal Mumcu'dan Fatoş Güney'e, Goran Bregoviç'ten Romano Prodi'ye uzanan birçok söyleşi var.
Devlet ideolojisinin, beyin yıkamanın, yalan bilgiyi doğru olarak sunmanın, vatan-millet-sakaryanın, iki yüzlülüğün, çifte standartın, palavranın kabuğu soyulduktan sonra ortaya çıkan Türkiye'yi ve Türkler'i tanımak isteyenler için müthiş bir ansiklopedi.
Annem Batıya Gidin Dedi sözünü "siyasetin ne olduğunu Dev-Genç'in duvar yazılarıyla öğren(dim)," diyen Mahsun Kırmızıgül'e, annesi söylemiş. "On altı-on yedi yaşında ayrıldım Diyarbakır'dan. Annem batıya gitmemizi istiyordu... Tabii ki orada insan hakları ihlalleri var. İnsanın kendi dilini konuşmaması gibi bir şey olabilir mi? Şimdi beni idam etseler gene konuşurum."
Batıya giden bir başkası Hakkari'den yedi yaşında ayrılan Yılmaz Erdoğan. "Orada kalsam bugünün şartlarında kahvede ben de 'okey' oynatırdım." Ve Kürt olmanın taşıdığı anlam hakkındaki sözleri: "Ben bunları hiçbir zaman bir slogan ya da etiketle adamın önüne koymadım. Ama bu masaysa, ben de Kürdüm. Bu kadar reel. Bu kadar net."
Çetin Altan bir "lanetliler bahçesi" kurulmasını vasiyet ediyor. "Bir bahçenin bir köşesine küçük siyah bir taş. Üstüne de yazarları mahkum eden... insanların tek tek adı yazılmalı. Bunlar lanetli insanlardır."
Vitali Hakko: "Başarının anahtarı kendine güvendir Ğ bir de karamsarlığa pabuç bırakmamak". Mehmet Güleryüz: "Devlet sanattan korkuyor." Ara Güler: "Detayları her defasında ayrı gördüğüm için başkalarından çok şey görerek öleceğim ben." Tayyip Erdoğan: "NATO ülkelerinin hepsinin Türkiye'nin üzerinde hesapları var." Hans Ulrich Klose: "Türkiye'de devlet reformu için yola çıkan, devleti, baştan sona değiştirmek isteyen bir muhalefet yok."
Cerrahoğlu'nun kitabı sadece ilginç konukların bulunuğu bir partiye çağrılmak gibi.
Nilgün Cerrahoğlu
Annem Batıya Gidin Dedi. Yayınevi: OM.