AlacaklI Nokia ve Motorola şirketlerinin açtıkları dava, New York'ta başlıyor.
Borçlular bildiğiniz gibi "Uzan"lar...
İnsanın insana, şirketin de şirkete borcu olur...
Ama 3 milyar dolar nasıl borç olur, orasını anlamak zor biraz...
IMF koca Türkiye'ye 3 milyar dolar borç vermek için, aylarca kapıda ağlatıyor.
100 dolarlık yeşil banknotlar olarak saymaya kalkışsanız, 30 milyon tane saymanız gerekir, insana sayarken felç gelir!
Fakat sırf bu sebeple, Türkiye kamuoyunun büyük ilgisini çekiyor bu dava...
Çünkü çok büyük para...
Sıradan bir ülkede iktidar değiştirten bu para, Afrika mafrika ülkelerinde gene ihtilal yaptırtır.
Bu ilginç davanın nasıl seyredeceği kuşkusuz hepimizin merakı...
Ama bir nokta var ki, inanılmaz!
Bu davanın duyulduğundan bugüne kadar, okuyucu olarak, eş dost olarak, hayatın içinde karşılaştığımız sayısız insanla konuştuk.
Basındayız diye herkes Uzan'ları sordu.
Şimdiye kadar bir tek kişinin...
Uzan'lara acıdığını veya "Yahu olur mu böyle şey, bu kadar para nasıl cebe atılır, herhalde Amerikalılar bize pislik yapıyor" dediğini duymadım.
Bir tek kişi bile, "Sakın Motorola Uzan'ları dolandırmaya kalkışmış olmasın" dediğini duymadım.
New York'taki dava ne olur bilemem ama belli ki Uzan'lar Türkiye'deki "davayı" çoktan kaybetmişler!
Koca Berke Barajı ilanları ile yaygın antipatiyi ve sevimsizliği silmeye yetmemiş...
Böyle bir şöhret, "özel çabayla" bile elde edilemez!
Tam tersi Uzan'lar çok seviliyor olsalardı belki kamuoyu desteği onları bu zorlu süreçte daha "mukavim" kılabilirdi...
Türkİye'nin en "şöhretli" kurumu BDDK...
Zekeriya Temizel, başkanlığı döneminde yarattığı korku atmosferi ile ülke ekonomisine öyle bir darbe vurdu ki, bu kurumu, üzerimizden geçen göçmen kuşlar bile tanıdı.
Temizel'in, öfkeli esnafın yoğurtçu dükkanına saldırdığı gibi bankacılığa çift dalması, sadece sermaye sektörünü değil, Yenicami önünde don lastiği satan işportacıyı da titretti, zangır zangır...
Ekonomiden zerre kadar anlamasalar da, halkın büyük tepkisini, işsizliği ve yatırımcı sermayenin örselenişini gören liderler, yeni yasa ile ciddi bir takım önlemler alma yoluna gittiler ama şimdi de ortaya büyük bir haksızlık çıktı.
Zekeriya Temizel'in "Bankacılığı Dağıtma ve Duman etme Kurumu" haline getirdiği BDDK, geçen yıla göre "el koyma şartları" taşıyan bankalara "para vermeye" hazırlanıyor.
"Makyaj" için de, bilançolar geciktiriliyor.
Kimbilir hangi bankaya nasıl bir makyaj düşünüyorlar.
Devletin haksızlığına bakın:
(E) bankası, sermayesinden 100 lirayı kendi şirketlerinde kullanmış diye kapatıyor.
Çalışanlarını sokağa atıyor.
Birkaç ay sonra aklı başına geliyor, "gestapo" yöntemini terk ediyor.
Bu defa da, sermayesinin hepsini kendi şirketlerinde kullanıp kasada tek delikli kuruş bırakmamış olan (İ) bankasına "yardım" etmeyi planlıyor.
Ortada zaten yapılan işlem ve muamele açısından büyük haksızlık var.
Bir de şimdi yapılacak makyaj neticesinde, sermayesinin tamamını grup şirketlerine aktarmış olan (İ) bankasının kasasına bir kamyon dolar koymak mevcut haksızlığı derinleştirecektir.
Türkiye, bunun peşini asla bırakmaz!