Ekranın futbol yorumcuları, her Pazar, üç büyüklerin maçlarını acımasızca eleştirirler. Önce hakemlere, ardından teknik direktörlere saldırırlar. Hep merak etmişimdir. Televizyondaki futbol yorumcuları neden maçtan önce konuşmazlar da, maçtan sonra coşarlar?
İşte; onlara tarihi bir fırsat...
Dört gün sonra bir Galatasaray-Fenerbahçe heyecanı daha yaşanacak ülkede. Televizyonların ünlü futbol yorumcuları, maçtan önce döksünler eteklerindeki taşları. Maçtan sonra söyleyeceklerini, maçtan önce söylesinler.
Fenerbahçe ve Galatasaray nasıl bir onbirle başlamalı oyuna? Sahaya nasıl dizilmeli? 3-5-2 mi, 4-4-2 mi, 4-3-3 mü? Kim, kimin üzerine oynamalı? Defans bloku nasıl oluşturulmalı? Orta sahada kimler görev yapmalı? İleri ucun golcüleri kimler olmalı? Kim kime yakın, kim kimden uzak oynamalı? Gol yememek için ne yapmalı takımlar? Oyunu kendi sahalarında mı kabul etmeli, rakibi kendi alanında mı boğmalı? Kademe anlayışı nasıl olmalı? Topu havalandırsınlar mı, yerden mi oynasınlar? Ve gol yollarında ne gibi taktikler uygulasınlar?
Yetmedi... Bir sakatlık ya da oyundan düşme anında kim, kimin yerine oynamalı?
İşte size tarihi bir fırsat televizyondaki futbol yorumcuları... Maçtan sonra, Cumartesi ya da Pazar ekranda söyleyeceklerinizi, şu üç gün içinde söyleyin. Önerilerinizle Fenerbahçe ve Galatasaray teknik adamlarına yol gösterin. Maç bittikten sonra teknik adamları ipe çekeceğinize, şimdiden onları uyarın...
Bunları yapın ki, maçtan sonra "Ben dememiş miydim" demeye hakkınız olsun...
İşte size tarihi bir fırsat...