Gölcük depreminden sonra Prof. Barka'yla tanıştı kamuoyu.
Korkunç bir depremin ve trajik kayıpların ardından jeologlarla, jeofizikçilerle tanışmak rahatsızlık vericiydi.
Evler, siteler, yeni mahalleler inşa edilirken kimse sormamıştı onlara, "ne diyorsunuz?" diye. "Kocaeli çevresinde depremin geliyorum işaretleri verdiğini" anlattıkları panele gelen yerel yetkililer ya uykuya dalmışlar ya da erkenden salondan ayrılmışlardı.
Sonra deprem üzerimize çökünce sanki garip bir "suçluluk duygusu" yapışmıştı yakamıza!
İstiyorduk ki, bilimadamları hiç değilse geleceğe dair ferahlatsın içimizi... İstiyorduk ki, korkularımızı dindirsinler, kabuslarımızı bitirsinler. İstiyorduk ki, onların uyarılarına bunca yıl aldırmayışımızın cezasını en azından duygusal olarak çekmeyelim.
Barka'ya o günlerde müthiş saygı duydum. Çünkü medya çağında çok zor bir iş yaptı Barka...
Ne bazıları gibi, saldırgan ve megalomanik ifadelerle bilimselliğin savunusunu yapmayı seçti.
Ne bilimin olasılık hesaplarına bozulup ondan falcılık yapmasını isteyen medyaya teslim oldu.
Ne jeofiziği yerel yönetimlerin işporta malı haline getirmeye kalkıştı.
Ne de nabza göre şerbet verdi.
O sadece bilimin bildiği kadarını aktardı (Bilim budur çünkü, daha fazlası değil!); ama ısrarla,inatla, sürekli aktardı...
Onu televizyonlardaki tartışmalarda izleyen birçoklarımız önce sinirlendik, sonra yavaş yavaş anladık ve gün geldi saygıyla en ince ayrıntısına kadar söylediklerini dinler olduk.
Çünkü bildiğinden geri adım atmadı, bilmediklerini söylemekten de utanmadı.
Bu yüzden gerçekten acı bir kayıp Barka'nın ölümü...
Şimdi geriye dönüp bakıyorum ve...
Gazetelerdeki "Barka depremi bilmişti" başlıklarını önemsemiyorum.
Çünkü asıl önemli olan, o ve çalışma arkadaşları "depremi bildikleri"nde "biz ne yapmıştık?" sorusunun üzerinde durmaktır.
Prof. Aykut Barka'nın toprağa verildiği günün sabahı, Bolvadin çok şiddetli bir depremle sarsıldı.
Bunu olsun bir işaret saymalıyız!..
Ve artık deprem kuşağında yaşadığımız için çok radikal görevlerin bizi beklediğini anlamalıyız.
Orhan Pamuk yeni romanıyla gündeme yerleşti. Bu arada roman ister istemez bir şehri; hem de nicedir sanki ulusal gündemin unutulmaya terkettiği bir şehir olan Kars'ı da günlük hayatımıza taşıyıverdi.
ATV'de çarşamba geceleri çok ilginç bir program var, bilmem farkında mısınız? Mahmut Övür'ün yayın yönetmenliğini yaptığı"Yaşamın Kıyısından" adındaki program bu kez ekrana Kars'ı getirecek. Programın sorusu şu: "Yaşamın kıyısından bir kent nasıl roman oldu?"
Hem Karslılar roman ve şehirleri hakkındaki fikirlerini söyleyecekler, hem de Pamuk anlatacak.
Bence kaçmaz! Çarşambayı perşembeye bağlayan gece yarısı ATV'de...Aklınızda olsun!