İntihar şov!
Sonunda ihtihar etmenin de suyunu çıkardık... Önüne gelen köprüye çıkıyor... İçip sarhoş olanı, sevgilisine kızanı, işten çıkarılanı soluğu köprüde alıyor... Ama nedense hep Boğaziçi Köprüsü.. Fatih Sultan Mehmet onlara ters geliyor... Çünkü TV kameramanları ikinci köprüye yüz vermiyor... Sonuçta da Fatih Sultan Mehmet'deki intihar şovlar televizyonlardan gösterilmiyor...
Köprüye gitmeye üşenenler apartmanların çatısına çıkıyor... Aşağıdakilere bağırıyor: "Falanca gelmezse atlarım!.." Veya "Bana iş bulmazsanız canıma kıyarım!"
Polisler seferber oluyor, insanlar toplanıp yalvarıyor... Ne zaman ki TV kameraları gelip çekim yapıyor, çatıdaki hazret rolünü tamamlıyor...
Yeni bir moda daha başladı; minareye tırmanmak... Önceki gün Zonguldak'ın Devrek ilçesinde olduğu gibi şerefeden aşağı ayağı atmak ve "Bakın atlarım" diye tehditler yağdırmak...
***
Peki; köprüye çıkıp trafiği aksatanlar, gelen geçenin moralini bozanlar... Çatıdan meydan okuyanlar... Minareye tırmananlar indirildikten sonra neler oluyor? Yani bu şovu yapanlara "Takma kafana" mı deniliyor? Karakolda ifadesi alınıp sırtı sıvazlanarak evlerine mi gönderiliyor?
Maalesef evet!
Oysa bir insanın canına kıymayı aklına koyması ruhsal bir hastalığın göstergesi... Hemen deli gömleği giydirilip tımarhaneye kapatılmalı...
Yok eğer şov yapıyorsa; bu da suç, toplumun huzurunu bozduğu, kamuoyunda infiale yol açtığı gerekçesiyle mahkeme tarafından tutuklanıp cezaevine konulmalı...
Ama bizde bunların hiçbiri yapılmıyor...
Yapılmayınca da meydan şovmenlere kalıyor...
Muhtar mührü
Türkiye Muhtarlar Derneği Genel Başkanı Ökkeş Titiz, 70-250 milyon lira arasında değişen muhtar maaşlarının yetersizliğinden yakınmış, zam yapılmalı diye yumurtlamış...
Neden? Hangi muhtar "Devlet bana maaşımı veriyor" diyerek vatandaştan para almadan mühür basıyor ki? Hangi muhtar parasız ikametgah senedi, nüfus sureti çıkarıyor ki?
Kaldı ki; muhtarları bu göreve zorla atayan da yok... Hepsi kapı kapı dolaşıp "beni seçin" diye yalvarıyor...
Söyler misiniz? Bir mahallede 20 muhtar adayı olur mu?
Oluyor!
Öyleyse muhtar olan parmağını yalıyor...
***
Gelelim başka konuya
Dünyada bizimki gibi muhtarlık müessesesi var mı, kaldı mı? Yani Londra'nın, Paris'in, Washington'un bir mahallesinde kapısında "Muhtar" yazan, içinde de elinde mühürü ile oturan bir abukluk gördünüz mü?
Örneğin 32 ilçe ve 41 belde belediyesinin bulunduğu İstanbul'da, aynı şekilde İzmir'de, Ankara'da, Derince'de, Siverek'te bu çağda çağdışı kalmış muhtarlık gibi bir kuruma ve muhtara ne gerek var?
Yani vatandaş olarak benim beyanıma inanılmayacak, mutlaka "Erdal Bilallar falanca adreste oturuyor" diye yazıp altına mühür basan birileri olacak...
Öyle mi?
Yerelleşmeye evet.. Ama vatandaşın sırtına yerleşmeye hayır!
Onun için Türkiye Muhtarlar Derneği Başkanı Ökkeş Titiz, kalkıp muhtar maaşlarına zam isteyeceğine bence susmalı... Toz kaldırmamalı...
Tesadüf!
Aykut Barka'nın toprağa verileceği gün Afyon sarsılıyor... Doğa sanki, Barka hoca giderken onun bize söylediklerini unutmamamız için bir kez daha hatırlatıyor: Türkiye'nin herhangi bir yeri her an büyük bir deprem felâketine uğrayabilir... Ve bilin ki deprem öldürmez, dayanıksız derme çatma binalar öldürür..
Çocuklar filmi duyarak izlemeli
Sanki herkes İngilizce biliyormuş gibi Türkçe film izlemek mümkün değil... Filmlerin büyük kısmı alt yazılı... Üstelik afişlerde veya gişelerde uyarıcı bilgi de yok... Hadi varsayalım ki; yabancı dil bilmeyen büyükler alt yazıları okuyarak diyalogları anlayabilirler... Filmi kavrayabilirler...
Ama ya çocuklar?
Daha doğru dürüst okuyup yazması olmayan 5-6 ve hatta 7 yaşındaki çocuklar.. Onların bir yandan filmi izlemesi, diğer yandan da alt yazıları çözmesi mümkün mü? Filme giden bir çocuk eğlenmiyor, bir şeyler de öğrenmiyor... Aksine filmi anlamadığı için üzülüyor...
Yanlış anlamayın; aşk, macera, bilim kurgu filmlerinden söz etmiyorum.. Çocukların izleyeceği filmlerden bahsediyorum...
Örnek mi? Shrek! Harry Potter!
Kültür Bakanlığı neden bu filmlerde dublaj zorunluluğu getirmez... Hiç değilse gündüz seanslarında oynatılan kopyalarında...
Fıkra
Ben göremeyeceğim!
Bush, Yeltsin ve Ecevit şeytanın huzuruna çıkarlar... Hepsi şeytana dileklerini söyleyeceklerdir, o da bu dileklerinin ne zaman gerçekleşeceğini söyleyecektir... Önce Bush sorar: "Amerika ne zaman her yönden dünyanı tek hakimi olacak?" Şeytan "50 sene sonra" der... Bush "Ben göremeyeceğim" diye başlar ağlamaya...
Sıra Putin'e gelmiştir... O da "Rusya ne zaman eski gücüne kavuşacak?" der... Şeytan cevap verir: "100 yıl sonra!.." Bu kez Putin başlar ağlamaya: "Ben göremeyeceğim... Ben göremeyeceğim!"
Sıra Ecevit'tedir... O da sorusunu yöneltir: "Türkiye'de ne zaman enflasyon düşecek?" Bu sefer şeytan başlar ağlamaya: "Ben göremeyeceğim, ben göremeyeceğim!.."
Halkın sütunu
İskelede olay!
Oğlum Beşiktaş Lisesi'nde okumakta, evimiz ise Moda'da.. Her gün vapurla Beşiktaş'a gidiyor ve de yine vapurla geri dönüyor... Bana söylediğine göre; Kadıköy ve Beşiktaş iskelelerinin önlerinde çok sayıdaki boyacı kendisini sürekli olarak ya "Ayakkabılarını boyat" diye, ya da "Cep telefonun var mı?" diye taciz ediyorlarmış... Bugün dört boyacı üzerine yürüyünce korkup kaçmış... İskelelerde polis devriye dolaşsa bu olayların önü alınabilir...
Hay ağzını ÖPEYİM!
Odalar Birliği bünyesinde siyaset yapılmayacaktır... Bizim amacımız üyelerimizin hak ve menfaatlerini korumak olacaktır... (TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu)
Kırmızı kart
Belek Belediye Başkanı seçilmeden önce çoban olduğu bilinen Yusuf Mecek'in yıllarca kanunsuz yollardan trilyonluk servet edinmesini seyreden ve iş işten geçtikten sonra büyük bir tantanayla tepesine binenlere...
YUH!
Sanatı ile gündemde kalamayınca soyunup gündeme gelmek isteyen maço Özcaniye Deniz'e..
DOĞRU SÖZ
Felaketlerin bir tek iyi yanı vardır; o da insanlara gerçek dostlarını tanıma imkanı vermesi...
Benimle evlenecek kız az kullanılmış olmalı. (Playboy Murat Cevahir)
|