Sürat felâkettir
Kızılay-Dikmen hattında çalışan, arka camında "sürat felâkettir" yazılı mavi minibüs, TBMM'nin önünden son hızla geçerken... Anayasa Komisyonu Başkanı Turhan Tayan dedi ki:
- Bak... Söylem doğru... Ama eylem yanlış.
Sonra da gülerek devam etti:
- Tıpkı bizimki gibi.
"Yani" diyecek olduk.
Tayan:
- Süratle yasa çıkarırsan ya Çankaya'dan döner, ya Anayasa Mahkemesi'nden ya da halktan... Sadece trafikte değil, siyasette de sürat felâkettir.
***
Mini demokrasi paketi "koalisyon içinde" sorun haline gelince...
Ve Ecevit "üç parti, kendi içlerinde, bu konuyu bir daha incelesin" önerisinde bulununca...
ANAP, bir komisyon kurdu.
Turhan Tayan da bu komisyonun üyelerinden.
Dün sorduk:
- Neler oluyor?.. Ve neden oluyor?
Tayan "TBMM bir yasa fabrikası değildir" diyerek söze başladı.
Ve "bazı hususların" altını çizdi.
Örneğin:
* Yasa yazmak çok önemli iş... Sadece bürokrasiye bırakılamaz.
* Çıkarılacak yasa, koalisyon 1iderleri arasında çok iyi müzakere edilmeli.
* Bakanlar Kurulu'nda ciddi şekilde görüşülmeli.
* TBMM komisyonunda her yönüyle ele alınmalı.
* Ve Genel Kurul'da uzun uzun tartışılmalı.
Turhan Tayan devam etti:
- Eğer bunlara dikkat etmezsen... Meclis'i yasa fabrikası gibi görürsen... Aşırı sürat yaparsan... Yasa "bir yerden" döner.
"Tıpkı" diyerek, Tayan'ın sözünü kestik:
- Tıpkı, mini demokrasi paketi gibi... Daha TBMM Genel Kurulu'na bile gelmeden... Yarı yoldan döndüğü gibi.
***
Bizim hükümetimiz "bir konuda" dünyanın en başarılı hükümeti (!) olsa gerek.
"Durduk yerde" sorun çıkarıp...
Sonra da "bu sorunu çözmeye uğraşmak" konusunda.
Örneğin şu "mini demokrasi paketi krizi" olayında.
Adalet Bakını Prof. Türk bu paketi "kendi kafasına göre" hazırlamadı.
Bir "siyasi uzlaşmanın" sonucunda hazırladı.
Hazırladığı paket "koalisyon liderleri zirvesinde" benimsendi.
Bakanlar Kurulu'nda "kabul gördü."
Sonra da...
Meclis'e geldi.
Ve gelmesiyle birlikte "kıyamet koptu."
Aslında bu olay, ülkemizin "nasıl ciddiyetten uzak yönetildiğinin" tipik göstergesi.
***
Demek daha önceki uzlaşma "yapaymış."
Daha önceki liderler görüşmesi "göstermelikmiş."
Daha önceki Bakanlar Kurulu toplantısı "formaliteymiş."
Eğer öyle olmasaydı...
Şimdi "bu kriz" yaşanmazdı.
Liderler "bunu daha önce görüştük" derlerdi.
"Altında imzamız var" derlerdi.
"İmzamızın arkasındayız" derlerdi.
***
Turhan Tayan'a "şimdi ne olacak" diye sorduk.
"Aşılır" dedi:
- Konuşulur... Tartışılır... Uzlaşılır.
Bizce de "uzlaşılır."
Ama olan, "kaybedilen zamana" olur.
Bu olay nedeniyle yaşanan gerginlik de "yanımıza kâr kalır."
***
Bütün bu olup bitenler biraz da "ciddi, tutarlı" bir alternatifin...
"Güven veren" bir muhalefetin yokluğundan kaynaklanıyor.
Eğer öyle bir muhalefet, bugün Meclis'te bulunsaydı...
Hükümetin "tozunu attırırdı."
***
Acaba?.. Yoksa?..
Yaşanan sürtüşmeler, koalisyon ortaklarının "ara sıra birbirimize giriyormuş gibi görünelim de muhalefetin yokluğu pek anlaşılmasın" diye sürdürdükleri bir "kayıkçı kavgası" mı?
|