kapat
30.01.2002
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
banner
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
banner
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPÜS
 HYDEPARK
 İNANÇ
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 GOOOOL
 DİYET
 TATLILAR
 SAMANYOLU
 CİNSELLİK
 TELE ŞAMDAN
 PAZAR SABAH
 KİTAP
 SİNEMA
 GURME
 TARİH
 SUNNY
 HİGH-TECH
 YAT&TEKNE
 NET YORUM
 NET GÜNDEM
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 
Tuzağa dikkat

MGK, Kürtçe eğitim talebine dayalı dilekçe eyleminin, PKK tarafından yürütülen bir faaliyet olduğuna karar verdi.

Kurulun bildirisi, eylemin ayrılıkçı amaç taşıdığını belirtmekle beraber hükümete ne tavsiye edildiği sorusuna cevap vermiyor.

Bilindiği gibi "Kürtçe eğitim istiyoruz" yazan dilekçeler önce bazı üniversiteleri hedef almışken daha sonra orta ve ilk öğretim kurumlarına da genişledi.

Devletin tepkisi, dilekçeyi kabul etmemek, eyleme katılanları gözaltına almak, bir kısmını da tutuklamak şeklinde oldu.

Niçin Anayasa güvencesindeki "dilekçe hakkı"na saygı gösterilerek iki satırlık bir cevapla buna yasaların imkân tanımadığı bildirilmedi; bu bilinmiyor.

Evet PKK, devletin şu aşamada böyle bir hakkı tanımaya hazır olmadığını bildiği halde bunu yapıyor.

Çünkü AB'ye verilen Ulusal Program'da "Türkiye Cumhuriyeti'nin resmi ve eğitim dili Türkçe'dir" denilmiş, fakat bölücü amaçla kullanılmama koşulu ile vatandaşların günlük yaşamlarında farklı dil kullanmalarına bir engel bulunmadığı bildirilmiştir.

Bu bir satranç oyunu..
Eylemin "ayrılıkçı faaliyet" olduğu teşhisi doğrudur ama burada şu hassas noktanın gözetilmesi gerekmez mi?

Amaç şu aşamada "Kürtçe eğitim" değil, demokratikleşme çabaları içindeki Türkiye'yi tuzağa düşürmektir.

PKK bu eylemle ne kadar çok çocuğun başını derde sokup okuldan koparırsa, ne kadar çok veliyi ve öğrenciyi hapse attırırsa kendini o kadar başarılı sayacaktır.

Sonra onların mağduriyetini sömürerek Türkiye'ye yönelik dış baskının oluşması yolunda taraftar kazanmaya çalışacaktır.

Oyunun MGK'da tesbit edildiğini, hükümete daha ılımlı, esnek bir politika önerildiğini ummak istiyoruz.

Sertlik her zaman kararlılık değildir.

İyi düşünün..
Dünya Bankası "ücretlilere uygulanan vergi iadesini kaldırın" diye ısrar ediyor.

Bu durum ücretliler için tehlike..

Vergi iadesinden 7 milyon 400 bin kişi yararlanıyor. Ama bu uygulamaya son verilirse yalnız vergi iadesi alan vatandaşlar değil, devlet de büyük kayba uğrayacaktır.

Karar vermeden önce iyi düşünülmeli..

Geçen yıl vergi iadesine 345 trilyon lira ödendi. Dünya Bankası buna "kayıp" gözü ile bakıyor. Ama gerçek çok farklı: Serbest Muhasebeciler ve Mali Müşavirler Odası'nın yaptığı hesaba göre, vergi iadesi için vatandaşlar fatura ve fiş toplamasaydı devlet 1 katrilyon lira KDV, 1.7 katrilyon lira gelir vergisi kaybedecekti.

Herkes biliyor: İşyerlerinin çoğu fatura ve fişleri kendiliğinden değil, bunları vergi iadesi almak için kullanan ücretlilerin talep etmeleri üzerine veriyor.

Uygulama kalktığı gün, fatura ve fiş kesilmesi sıfır noktasına doğru gidecektir.

"Az tamah çok ziyan getirir" demişler.

Vergi denetiminin bu etkin aletini yok etmek devleti, vatandaştan esirgediği paranın 7-8 kat fazlasıyla zarara sokacaktır.

Bunu Dünya Bankası görmüyorsa Kemal Derviş görmeli ve gidip anlatmalıdır.

Mali Müşavirler Odası Başkanı haklı:

Vergi iadesi kalktığı gün, kayıt dışından beslenenlerin bayramı olacaktır!



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır