
Ülkeme dönmek mi! hayal bile edemezdim
6 yaşında kral oldu, 9'unda sürüldü. 55 yıl sonra Bulgaristan'a vatandaş olarak geri döndü ve Başbakan seçildi. Kral Simeon sürgün yıllarını Leyla Umar'a anlattı
Başbakan Bülent Ecevit bugün Bulgaristan'da. Bulgaristan Başbakanı Simeon Sakskoburgoski'nin resmi davetlisi olarak bu ülkeye giden Ecevit, iki günlük ziyaretinde iki ülke arasındaki ticari ilişkileri görüşecek. SABAH, bu ziyaretten önce yaşamı filmlere konu olacak Başbakan Sakskoburgoski (ya da diğer adıyla) Kral Simeon'la görüştü. Simeon, yarım asrı aşkın zamandır yaşadığı acıları Leyla Umar'la paylaştı.
Ecevit'in şairliğini duydum ama eşi için şiir yazdığını sizden öğreniyorum. Bakalım eşim Margarita bunu duyunca benim için ne düşünecek?
Bulgar halkının büyük bir çoğunlukla hükümetin başına getirdiği vatandaşı Simeon Sakskoburgoski istediği kadar sade vatandaşlıkta ısrar etsin, onu görür görmez "Majeste" sözcüğü ağzımdan çıktı ve konuştuğumuz sürede defalarca o sözcüğü tekrarladım. Çünkü Kral Simeon'u sokakta alelâde bir kılıkta görsem veya ona bir davette rastlasam tanıştırılmadan önce içimden "Bu adam bir Kral olmalıydı" derdim.
Kral Simeon'la buluşacağımı duyan genç, Diyarbakırlı bir arkadaşım, "Bir yıl kadar önce 9 yaşındaki Kral'ın Haydarpaşa garında karşılama törenine ait bir resim yayınlanmıştı. Onu bulup Kral'a götürürseniz herhalde çok sevinir" dedi. O gazeteyi bulmak kolay oldu. Bir kutu lokum ve Ayasofya'nın 147 yıl önce yapılmış mimari raporunu az sayıda aynen bastıran Hüseyin Öztürk ve eşinin, bu nefis kitabını Kral'a verdiğim zaman çocuklar kadar sevinmesi röportajın duygusal açıdan ağır basacağını belli etti. Gözlerinde, saklamaya çalışmadığı iki damla yaş Kral'ın Alman soyundan gelen babasından çok, İtalyan annesinin özelliklerini taşıdığını gösteriyordu. Bazı hanedan mensubunun yaptığı gibi önceden soruları istemesinden kesinlikle hoşlanmayan Kral Simeon, Haydarpaşa'daki fotoğrafına bakarken, "Ah" dedi, "bakın annemin eline sıkı sıkı nasıl sarılmışım?.. Ablam ve teyzemin heyecanını o günkü gibi hatırlıyorum. Ama bizi karşılayan Türk heyetinin adını hiç unutmadığım Aksu vapuruna götürüp kaptana teslim etmesi... Kaptanın -ki adını şu anda maalesef unuttum- bizi Çanakkale, İzmir, Antalya ve İskenderun'da gezdirdikten sonra Mısır'a bırakması... Yaşamım boyunca o yolculuğu ve bize gösterilen sevgiyi unutamam..."
Oysa 6 ile 9 yaş arasında tüm Bulgar halkının "Majesteleri" hitabıyla büyüyen Kral Simeon, Sovyetler'in kendilerini bir manga eşliğinde trene bindirinceye kadar kurşuna dizeceklerinden yüzde yüz eminmiş. Annesi, teyzesi ve ablası da aynı korkuyu taşıdıkları halde küçük Kral'a hiç belli etmemişler.
İSPANYA'YA GÖÇ VE ABD YILLARI
Kral Simeon, politik yönden o yıllarda yaşanılmayacağına inandığı için ülkesi İtalya yerine İspanya'ya yerleşmeye karar veren annesi için; "İstediğini her ne olursa olsun yapan annem dehşetli otoriterdi. Ama inanılmaz derecede sıcak ve müşfik bir insandı" diyor.
Liseyi İspanya'da bitiren genç Kral yine annesinin isteğiyle Amerika'daki Asker” Akademi'yi bitirmiş. O günlerden bahsederken; "Dünyanın en disiplinli okuluydu" diyor, "Ama bana çok şey öğretmesi bir yana Amerikan toplumunu yakından tanıma olanağı verdi. Hiçbir zaman o zor yılları yaşadığım için pişman olmadım. Ama dört oğlumun oraya gitmesi için ısrar da etmedim."
İspanya Kralı Juan Carlos'la yakın dost olan Simeon, onun taç giyme töreninde çok heyecanlandığını ama birgün ülkesine döneceğine o gün asla ihtimal dahi vermediğini söylüyor.
Amerika'dan döndükten sonra Hukuk ve Siyasal Bilimler Fakültelerini bitiren Simeon'nun kurduğu şirket uluslararası düzeyde çok para kazanmış. Özellikle emlâkçılığın en parlak döneminden edindiği serveti hangi amaçlarla kullandığı sorumu şöyle yanıtlıyor Kral Simeon: "Çoğunu ülkemden yardım isteyen üniversiteliler, yaşlılar ve hastalar için harcadım. Kalanını da dört oğlum, bir kızımın eğitimleri için kullandım."
Bu özverili davranışını tamamen annesinin öğütlerinden yararlanmasına bağlayan Simeon, "Annem hep 'Senin olanakların varsa ihtiyacı olanlara vermelisin' derdi. Ben de, bütün ömrümce iki yıl önce 92 yaşında kaybettiğim annemin ilkelerine mümkün olduğu kadar sadık kaldım. Ve bundan sonra da tüm yaşamımı madd” manev”, ülkemin insanları için harcayacağım" diyor.
NAZIM GİBİ HEP UZAKTAN BAKTIM
Hayran olduğu şairimiz Nazım Hikmet gibi yıllarca ülkesinin hasretiyle yaşadığını söyleyen Simeon'a, ülkesinde konuk ettiği Başbakan Bülent Ecevit'in şairliği ve özellikle eşi için yazdığı şiirler hakkında bilgisi olup olmadığını sordum.
"Ah" dedi, "şairliğini duydum ama eşi Rahşan Hanım için şiir yazdığını şimdi sizden öğreniyorum. Bakalım eşim Margarita'nın bunu duyunca bana karşı hisleri nasıl olacak?"
TÜRKİYE'YLE İŞBİRLİĞİ YAPMALIYIZ
Kral Simeon'un Türkiye hakkındaki görüşleri ise umut verici ve olumlu:
"Türkiye dünyanın en önemli ülkelerinden biri. Hem Nato'nun güçlü bir üyesi, hem de Avrupa kıtasındaki konumu büyük.
İstanbul harikulâde güzel bir kent. Oraya birkaç kez gezmek ve güneyde mavi yolculuk yapmak için geldim.
İki ülke arasında sadece turizm değil, şarapçılık dahil birçok konuda işbirliği yapmalıyız. Kabinemizin iki Türk bakanı ile ilişkim çok iyi. Türkiye'ye gelirken tabii ki bana eşlik edecekler.
Bulgaristan ve Türkiye'nin Karadeniz sahilleri de kesintisiz bir karayolu açmak iki ülke arasındaki turizmi geliştirecek.
Bulgaristan'ın Avrupa Birliği'ne aday olması ne kadar memnun edici ise Türkiye'nin de katılmasına o derece sevineceğim."
Komünizm kaderiydi
1937'de Bulgaristan'da doğan Prens Simeon, babası Kral Boris bir kalp krizinden öldüğü gün 2. Simeon olarak 6 yaşında tahta çıktı.
Aristokrat bir Alman ailesinden gelen Kral 2. Simeon'nun annesi İtalyandı. 1944'te Sovyetlerin istilâsından sonra onların isteği ile ülkesini ailesiyle terk eden Kral Simeon II, İspanya'da yerleşti ve Simeon Rilski takma adını aldı. Bir süre sonra babasının adı; Saxe Coburg'u kullanan Kral Simeon komünizmin çöküşünden sonra Bulgaristan'a gitti. Ve zamanın hükümetinden Saxecoburgotski soyadını taşıyan Bulgar pasaportunu aldı. 1996'dan beri ülkesine yaptığı ziyaretleri sıklaştıran Kral Simeon geçen yıl hükümetin tamir ettirdiği aile evine yerleşti.
"55 yıl önce çıktığım yatağıma girdiğim ilk gece bütün yaşamım gözümün önünden film şeridi gibi geçti. Tabii sabaha kadar gözüme uyku girmedi" diyen Simeon dünyada en büyük mutluluğun doğduğu ülkede yaşaması ve oranın insanları için bir şeyler yapabilmesi olduğuna inanıyor.
YARIN
* Beklentilere karşılık verebilmek için günde 18 saat çalışıyorum. 9 torunuma hasretim.
* Enron skandalı üzerine: Her şey kirlenmiş değil, her şey para da değil...
Leyla UMAR
|