Ankara şöyle demiştir: "Bu üç kentin gelirleri çok fazladır, diğer büyükşehir belediyeleri bunlar kadar kaynak sağlayamamaktadır, o zaman bunların gelirleri Ankara'ya gelecek ve bunların nasıl dağıtılması gerektiğine biz karar vereceğiz."
Bu, sadece İstanbul için 800 trilyon liralık bir kaynağın tekrar Ankara'nın "tasarrufu"na devredilmesi anlamına gelmektedir.
Politikayı, ülke yönetmeyi sadece kaynak kullanmak ve "para harcama yetkisi"ne sahip olmak şeklinde gören eski zihniyet her an, her köşeden fırlayıp ortaya çıkmaktadır. Ankara'nın "keyfi" kullanabileceği imkânlar azaldıkça yeni yollar aranmaktadır.
Gelirleri bu kadar büyük ölçüde kesilen ve ülkenin yaklaşık üçte birine hizmet vermekle yükümlü olan üç büyükşehir belediyesinin başkanları tekrar Ankara yollarına düşecekler, siyasileri dolaşarak para isteyeceklerdir. Kurtulmak zorunda olunan eski sistem, bu üç büyük kent için tekrar geri gelmiş olacaktır.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ali Müfit Gürtuna bağırıyor: "Tekrar meydanları, sokakları çöp dağlarıyla dolu, musluklarından 'tıs' sesi çıkan, sokaklarından lağım akan, çevresi kirli bir İstanbul'da yaşamak istemiyorsak bu hatadan dönülsün!"
Gürtuna bu kararın "tarihi boyunca İstanbul aleyhine alınmış en ağır kararlardan biri olduğunu" belirtirken çok açık bir ikilem koyuyor: "İstanbul ya hak ettiği gibi bir dünya şehri olacak, bunun için başlanmış bütün altyapı yatırımları tamamlanacak ya da kolu kanadı kırılmış bir Üçüncü Dünya şehri olacak..."
İstanbul gibi şehirlerin kaynaklarının kısılması bir yana, merkezi yönetimin "özel desteklerinden" yararlandıklarını da belirtiyor Gürtuna.
İstanbul daha çöpten, akmayan musluklardan, sokak derelerinden kurtulmuş değildir. Uzaktan kumanda ile, merkezin elinde oyuncak olmuş, particiliğe batmış ve çıkamayan, siyasi rant peşinde koşan yerel yönetimlerle kurtulamayacağı da çoktan belli olmuştur. Sadece İstanbul'un değil, bütün yerel yönetimlerin özerk ama vergisini kullandığı vatandaşların doğrudan denetimine en açık şekilde çalışmasıyla çözümlere yaklaşılabileceği görülmüştür.
Ankara'nın yerel yönetimlerden elini çekmesini sağlayacak reform bir türlü yapılamadığı gibi, geçen hafta yapılan gece yarısı operasyonuyla yine "merkez"in kaynakları eline alması sağlanmıştır.
Bu yanlıştan hemen dönülmelidir. İstanbul'da yaşayan on milyonu aşkın insanın da her şekilde bu meseleye sahip çıkması gerekir.