kapat
15.01.2002
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
banner
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
banner
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPÜS
 NET YORUM
 HYDEPARK
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 GOOOOL
 DİYET
 TATLILAR
 SAMANYOLU
 CİNSELLİK
 TELE ŞAMDAN
 PAZAR SABAH
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 
İstanbullular sahip çıksın

Meclis vergilerle ilgili yeni düzenlemeler getiren yasa maddelerini görüşürken yine bir gece yarısı "operasyonu" oldu. Operasyonun özeti şu: İstanbul, Ankara ve Kocaeli Büyükşehir Belediyelerinin vergilerden almaları gereken payın yüzde 60'ı İller Bankası'na gidecek ve buradan bütün büyükşehir belediyelerine dağıtılacak.

Bu gece yarısı operasyonu, "Herkes gider Mersin'e Ankara yine gitti tersine" olaylarının en son örneğidir. Çünkü gidiş yönü, yerel yönetimlerin vergilerden aldıkları ve yasalarla belirlenmiş paylara tümüyle egemen olmaları, yerel yönetimlerin gelir ve hizmetler açısından iki taraflı bir özerk yapıya ulaşmalarıdır. Bu hedefin ikinci unsuru da orada oturan ve vergisini veren vatandaşların çeşitli yollarla, "katılarak" vergilerin harcanmasını ve hizmetlerin yerine getirilmesini denetleme sistemlerinin oluşturulmasıdır.

'İstanbul aleyhine en ağır karar'
Ankara şöyle demiştir: "Bu üç kentin gelirleri çok fazladır, diğer büyükşehir belediyeleri bunlar kadar kaynak sağlayamamaktadır, o zaman bunların gelirleri Ankara'ya gelecek ve bunların nasıl dağıtılması gerektiğine biz karar vereceğiz."

Bu, sadece İstanbul için 800 trilyon liralık bir kaynağın tekrar Ankara'nın "tasarrufu"na devredilmesi anlamına gelmektedir.

Politikayı, ülke yönetmeyi sadece kaynak kullanmak ve "para harcama yetkisi"ne sahip olmak şeklinde gören eski zihniyet her an, her köşeden fırlayıp ortaya çıkmaktadır. Ankara'nın "keyfi" kullanabileceği imkânlar azaldıkça yeni yollar aranmaktadır.

Gelirleri bu kadar büyük ölçüde kesilen ve ülkenin yaklaşık üçte birine hizmet vermekle yükümlü olan üç büyükşehir belediyesinin başkanları tekrar Ankara yollarına düşecekler, siyasileri dolaşarak para isteyeceklerdir. Kurtulmak zorunda olunan eski sistem, bu üç büyük kent için tekrar geri gelmiş olacaktır.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ali Müfit Gürtuna bağırıyor: "Tekrar meydanları, sokakları çöp dağlarıyla dolu, musluklarından 'tıs' sesi çıkan, sokaklarından lağım akan, çevresi kirli bir İstanbul'da yaşamak istemiyorsak bu hatadan dönülsün!"

Gürtuna bu kararın "tarihi boyunca İstanbul aleyhine alınmış en ağır kararlardan biri olduğunu" belirtirken çok açık bir ikilem koyuyor: "İstanbul ya hak ettiği gibi bir dünya şehri olacak, bunun için başlanmış bütün altyapı yatırımları tamamlanacak ya da kolu kanadı kırılmış bir Üçüncü Dünya şehri olacak..."

Yanlıştan hemen dönülmeli
İstanbul gibi şehirlerin kaynaklarının kısılması bir yana, merkezi yönetimin "özel desteklerinden" yararlandıklarını da belirtiyor Gürtuna.

İstanbul daha çöpten, akmayan musluklardan, sokak derelerinden kurtulmuş değildir. Uzaktan kumanda ile, merkezin elinde oyuncak olmuş, particiliğe batmış ve çıkamayan, siyasi rant peşinde koşan yerel yönetimlerle kurtulamayacağı da çoktan belli olmuştur. Sadece İstanbul'un değil, bütün yerel yönetimlerin özerk ama vergisini kullandığı vatandaşların doğrudan denetimine en açık şekilde çalışmasıyla çözümlere yaklaşılabileceği görülmüştür.

Ankara'nın yerel yönetimlerden elini çekmesini sağlayacak reform bir türlü yapılamadığı gibi, geçen hafta yapılan gece yarısı operasyonuyla yine "merkez"in kaynakları eline alması sağlanmıştır.

Bu yanlıştan hemen dönülmelidir. İstanbul'da yaşayan on milyonu aşkın insanın da her şekilde bu meseleye sahip çıkması gerekir.



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır