

Atıl Kutoğlu & Türk Bayrağı
Bundan birkaç yıl önceydi...
Atıl Kutoğlu'nun da içinde bulunduğu ünlü modacılarla bir sabah
kahvaltısında birlikteydik...
Masada Dice Kayek'ten Ece Ege ile Londra'da yaşayan Hüseyin Çağlayan
da vardı... Büyük bir organizasyona imza atmak için
İstanbul'daydılar...
Organizasyonu sevgili Oğuz Satıcı düzenliyordu...
Dünya modasında, bir Türk olarak varolmak için verdikleri zorlu
mücadeleyi anlatmışlardı...
Takdir ve gıpta edici bir çizgide, kahvaltı boyunca onları dinledim...
Sonrasında...
Bu genç ve başarı grafiği sürekli yukarıya doğru tırmanan
modacılardan, Atıl Kutoğlu'nun adı son düzenlediği defile ile medyada
yine gündemde...
BAYRAK KANUNU
Ama...
Bu defa "Bayrak Kanunu"na muhalefet etmekten gündemde...
Son defilesinde hazırladığı kıyafetlerin üzerine Türk Bayrağı'nı
nakşetmiş olması...
Mevcut yasaya göre, ABD ve İngiltere'de olduğu gibi bayraktan tişört
ya da kıyafet yapıp giymek yasak...
Yasanın konuyla ilgili maddeleri şöyle:
Madde 3: Bayrağın nerelere daimi olarak çekileceği, hangi kapalı
yerlere konulacağı, nerelere fon olarak takılacağı veya asılacağı,
kamu kurum ve kuruluşlarından başka yerlerde ne zaman ve nasıl
çekileceği tüzükte gösterilir.
Madde 7: Türk Bayrağı, resmi yemin törenleri dışında her ne maksatla
olursa olsun masalara, kürsülere örtü olarak serilemez. Oturulan veya
ayakta basılan yerlere konulamaz. Bu yerlere ve benzeri eşyaya
bayrağın şekli yapılamaz. Elbise veya üniforma şeklinde giyilemez.
Hiçbir siyasi parti, teşekkül, dernek, vakıf ve tüzükte belirlenecek
kamu kurum ve kuruluşları dışında kalan kurum ve kuruluşun amblem,
flama, sembol ve benzerlerinin ön veya arka yüzünde esas veya fon
teşkil edecek şekilde kullanılamaz.
Kanuna göre mevcut durum bu!
Kanun varsa uygulanır...
Ama...
Bayrak Kanunu'nu, ABD ve İngiltere örneğinde olduğu gibi esnetmenin,
bir sakıncası olmadığını zannediyorum...
Bir insanın, ülkesinin bayrağıyla kaplı bir kıyafeti giymesinin ne
sakıncası olabilir ki!
Onun için bu yönde düşündüklerini ifade eden milletvekillerinin, hiç
duraksamadan bir kanun değişikliği için Meclis'e teklif vermeleri ve
gerekli düzenlemeyi yapmalarını bekliyorum...
AY VE YILDIZ
Bu anlamda birkaç satır daha...
Türk bayrağının kökenine dair, efsanelerden de birkaçını buraya
alayım...
En yaygını, Kosova Meydan Savaşı'nda oluşan bir görünüm üzerinedir...
Savaş sonrasında "Türk şehitlerinin, zaferin bedeli olan kanları" bir
çukurda gölcük oluşturur.
Akşam namazında secdeden kalkan gazi başları, gökteki hilalin, önüne
gelen bir yıldızla birlikte bu gölcüğe aksettiğini görürler.
Kandan bir göl...
Ve Türk bayrağı böylece doğar...
Bir diğeri...
Türk Bayrağı'nın doğrudan doğruya Kelime-i Tevhid'in bir yansıması
olduğu önündedir...
Şöyle ki:
Hilal, Allah lafzı ile aynı harflerle yazılır...
Ebced hesabı ile de aynıdır.
Aynı harflerle yazılan iki lam, bir elif, bir de he'den
müteşekkildir.
Osmanlı doğrudan, Allah lafzı yerine, dini konularda Hilal'i, askeri
konularda Lale'yi sembol olarak kullanmıştır.
Yıldız, beş köşelidir ve şekli aynen Muhammed yazısının şeklidir...
Peygamberimizin ismi, Arap harfleriyle yazıldığı zaman, beş
çıkıntıdan meydana gelen, bir yıldız şekli ortaya çıkar.
Hilal Allah inancını, yıldız Peygamber'e bağlılığı dile getirir. La
ilahe illallah "hilal" ile Muhammedün Resulullah "yıldız" ile
bayrağımıza nakşedilmiştir.
TARİHİM, ŞEREFİM, ŞİİRİM
Yoksa...
Kimsenin dörtbir yanı şehit kanları ile sulanmış, İstiklal
Savaşımı'zın onurlu hatırasına karşı bir saygısızlık yapma gibi bir
niyeti yok...
Olamaz da!
Kutoğlu'nun dışarıda, Türkiye için verdiği çaba, hangi boyutta olursa
olsun takdire şayandır...
Bayrak Kanunu'nda bu yönde bir esnetme yapmanın hiçbir sakıncası
olmayacağı inancındayım...
Ve...
Arif Nihat Asya'dan bayrakla ilgili birkaç mısra...
Sana benim gözümle bakmayanın
Mezarını kazacağım...
Seni selamlamadan uçan kuşun
Yuvasını bozacağım...
Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim
Yeryüzünde yer beğen
Nereye dikilmek istersen
Söyle seni oraya dikeyim...
|