Başbakan Bülent Ecevit'in Amerika'yı ziyaretinde yanında 100 iş adamı götürme projesinin kime ait olduğunu doğrusu çok merak ediyorum.
Ne amaçlamış olabilirler?
11 Eylül'de yerle bir olan Amerikan turizm endüstrisine mütevazı bir katkıda bulunmuş olmak istemiş olabilirler mi? Amerika'nın 1999'dan bu yana Uluslararası Para Fonu IMF aracılığıyla Türkiye'ye pompalattığı milyarlarca dolara karşı küçük bir sembolik jest falan mı?
Yoksa uçakta Türk özel sektörünün 100 dev adamının bulunmasının Başbakan'ın kırılgan egosuna bir masaj olabileceği mi düşünüldü?
Çünkü işadamlarının toplu bir halde Amerikan topraklarında bulunmasının oradan buraya bir yatırım veya ticaret furyası başlatmayacağı açık. Dış sermaye yatırımlarının "eh, buraya kadar geldik, hadi bakalım, artık siz de bize gelin de biraz yatırım yapın," karşılıklı - komşu - ziyareti havalarında yapılmadığı yaygın olarak biliniyor.
Başbakan'ın dış gezilerinde yanında götürdüğü işadamı sayısının Türkiye'deki yatırım iklimi ile hiçbir ilişkisi yok. Başbakan'ın Airbus'ı kalkmadan önce Türkiye yabancı sermaye yatırımları için ne kadar çekici ise, uçağı havada iken ve ABD'de geçirdiği süre içinde de o kadar çekici olacak. Uçağın içerisinde 100 işadamının eksik veya fazla olması denklemin kimyasını değiştiren bir unsur değil.
Ama bu 100 rakamı gene de çok hoş doğrusu. Yuvarlak, dolgun, tatlı bir rakam. Karşı tarafta protokol kâbusu yaratmak için optimum bir sayı gibi görünüyor.
Tamamen faydasız da değil.
Bu gibi yolculuklar, bu gibi yolculukların artık siyah beyaz Soğuk Savaş yıllarında kaldığının daha farkına varmadığımızı gösteriyor bize.
Bir de politikacıların hâlâ ekonominin iplerini ellerinde tuttuklarını, iki dudakları arasından para fışkırdığını veya fışkırabileceğini, iş hayatının yürümesi için politikacı tanımanın faydalı olmaya devam ettiğini.
Aksi takdirde Amerika'da Amerikalılar'la iş babında hiçbir şey yapamayacağını benden daha iyi bilen iş adamları neden Başbakan'ın uçağına doluşsun? Randevu alınması zor veya imkânsız olan bakanlarla bir arada dokuz saat geçirebilmek için tabii. Amerikalılar'ın face time yani yüz yüze görüşme olanağı diye tarif ettiği şey için.
Yoksa artık dünya küçük ve para ile sermaye için neredeyse sınırsız. Ne Amerikalılar'ın 100 Türk işadamını bir arada görmeye ihtiyacı var. Ne de 100 Türk işadamının bir tür Kanuni'nin Viyana seferi şeklinde Amerikalılar'ın karşısına dikilmeye.
Ben kendi hesabıma, umarım hepsi de iyi vakit geçirir. Politikacı, işadamı, gazeteci, herkes için çok kötü bir yıldı 2001. Biraz değişik bir hava teneffüs etmek iyi bir şey, yeni yıl daha yeni iken.