kapat
15.01.2002
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
banner
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
banner
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPÜS
 NET YORUM
 HYDEPARK
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 GOOOOL
 DİYET
 TATLILAR
 SAMANYOLU
 CİNSELLİK
 TELE ŞAMDAN
 PAZAR SABAH
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 
Kral hem de ne "Çıplak!.."

Şimdi size iki senaryo..Birincisi.. Kariyerinin sonlarına yaklaşmakta bir televizyon yapımcısı.. Birkaç yıl daha işi götürüp, iyi bir birikimle rahat bir emeklilik hayallerinde.. Ama planları bozulacak gibi.. Yıllardır devam eden yarışma programının reytingi hayli düşmüş.. Yayından kaldırılabilir.. Ona göre reytingin düşmesinin sebebi, her gün yayınlanan bu kültür yarışmasında tam 18 haftadır, yaşlı bir kadının önüne çıkanı devirerek devam etmesi.. Onu eleyecek bir genç ve güzel, ve de dekolte bir yarışmacı bulursa, reytingler eski düzeye gelebilir. Hem genç, hem güzel, hem dekolte, hem de kültürlü biri, "Ha" deyince bulunmaz. O zaman gelsin hile.. Genç bir sevgiliyi mini bir kulaklıkla yarışa çıkarır, yanıtları kulaklara fısıldarsa.. Plan yürüyor. Genç kızın ilk gecesinde, program tavan yapıyor.

İkincisi..

Kariyerinin sonlarına yaklaşmakta bir tiyatro yapımcısı.. Son yıllarını artık dolu dolu salonlarla götürmek, medyada kendisinden söz edildiğini görmek, yeniden, eskisi gibi popüler olmak istiyor. Sosyal içerikli ve hep mesajlı oyunların seyircisi iyice azalmış.. Popüler bir komedi oynarsa.. Bu komedide karşısına, bu ülkenin en cesur genç kızlarından birini, mümkün olan en asgari giyimle oynatırsa.. Özellikle basının fotoğraf çektiği gece, bu genç kız, sadece iç çamaşırlarını değil, kazara(!) sutyeninden fırlayan göğüs başlarını da sergilerse.. Hatta ve hatta, paparazzilerin kulağına, aşkları ile artık haber olamayacak kadar çok sevgili değiştirmiş bu dekolte kızın bu defa bir lezbiyen ilişki içinde olduğu fısıldanırsa.. Plan yürüyor.. İstanbul tiyatroseverlerinin yerini bile bilmedikleri tiyatronun telefonları kitleniyor. Hatta tiyatrosevmezler bile, gazete ve TV'lerde gördükleri "fotoğraflar"a kapılıp, İstanbul'un buz kestiği, okulların kapandığı, hayatın durduğu o kabus gecesinde bile tiyatronun tüm koltuklarını dolduruyorlar. Oyunun sezon sonuna kadar gitmesi garantileniyor..

Şimdi size soruyorum.. Hangi senaryo daha inandırıcı?..

Hangi senaryo daha eleştirel ve sosyal içerikli?..

***
Birinci senaryo "Yarışma" oyununun konusu.. Ne derece gerçekçi olduğu tartışılır. 70 yaşında Tonton bir ninenin 18 hafta boyunca her gece her soruyu bilerek önüne geleni yenmesi mi daha çok reyting yapar, yoksa hem de insanların artık sokaklarda nerdeyse çıplak gezdikleri Fransa'da, yaka düğmesi az açık mini etekli bir genç kız mı?.

İkinci senaryo.. Senaryo falan değil.. Gerçeğin ta kendisi.. Genco Erkal'ın Dostlar Tiyatrosu kapalı gişe oynuyor.. Sezon bu oyunla biter.. İlgi öyle..

***
Magazin medyasının Dostlar Tiyatrosu Genco Erkal'ın yeni oyunu "Yarışma" ile yatıp, yarışma ile kalktığı doğru.. Tiyatro diye bir sanat dalının varlığını nerdeyse unutmuş medyanın bu düşkünlüğünün iki sebebi var..

Birincisi.. Yıllardan beri, Bertolt Brecht çizgisinden kopmayan, dekorsuz, kostümsüz, ışıksız denebilecek oyunlarda, tiyatrodan çok mesaj vermeyi düşünen Genco Erkal'daki bu ani ve 180 derece dönüş haber değerinde..

İkincisi.. Bu dönüşte Genco'nun, (Başından beri inkar ettiği, kadını cinsel obje olarak kullanma kararını alınca) tiyatronun skandallar kraliçesi Şebnem Özinal ile işbirliği yapması ve Şebnem'im tüm magazin medyasını, dergiler, gazeteler, televoleler ve dedikodu programları, hatta ana haberleri günlerce işgal etmeye yetecek en iddialı görüntüleri oyun boyunca sergilemesi..

Bu kadar, ama bu kadar basit..

***
Sevgili dostum Zeynep Oral, Cumhuriyet arka kapağına manşetten giren haberinde "Medya tuzağa düştü" diyor.. Genco medyayı tuzağa düşürmüş. Medyayı eleştiren oyununa seyirci çekmek için medyayı kullanmış..

Tuzağa düşen birisi varsa, o da Zeynep'in kendisi.. Onun kültürüne, özellikle tiyatro kültürüne büyük saygım olmasa, gülüp geçerim.. Ama bu oyuna "Medya eleştirisi.. Sosyal içerikli.. Mesajlı.." diyorsanız eğer, Haldun Dormen'in tüm oyunlarının, seyirciyi hem de nasıl misliyle mesaja boğduğunu çok daha rahat iddia edebilirsiniz..

Zeynep gibi bir aydının "Kral hem de nasıl çıplak" deme yerine, bu sabun köpüğü vodvil denemesine, hem de ne içerikler atfedebilmesine çok şaşırdım..

***
Bakın Pazar günü Tele-Pazar kameralarına konuşan Genco Erkal ne diyor:

"Magazin medyası bizim yıllarca uzak durduğumuz bir kurum. Bu defa bizi fena halde öne çıkardılar. Onlara diyorum ki.. Bu yayınlarla bize seyirci yolluyorsunuz. Biz sizin yolladığınız seyirciye, sizin eleştirinizi yaparak, silahı tersine çeviriyoruz."

Bu Zeynep'in Cumhuriyet manşetine taşıdığı tez..

Ama ayni Genco bakın arkadan ne diyor:

"Medya bizi yazmaya başladığından beri, telefonlarımız durmuyor. Bize 'Tiyatronuz nerde' diye soruyorlar. Yıllardır perde açan Dostlar Tiyatrosu'nun yerini bilmeyen bir seyirci geliyor."

Şimdi buraya çok dikkat edin.. Genco devam ediyor:

"Yıllardır 'Ayni küçücük dünyamızda' bizim ne dediğimizi bilen, anlayan seyirciye oynuyorduk. İlk defa bunun dışında bir kitleye sesleniyor olmayı, tiyatronun işlevi bakımından yararlı görüyorum.."

İşte asıl gerçek bu.. Çıplak gerçek bu.. O kadar basit.. Ama o kadar da anlamlı..

Tabii Genco.. Tabii.. Hafif oyunlar oynamak ayıp değil.. Zaten bu bunalımlı, krizli, deprasyonlu bugünün dünyasında, düşünmekten bunalmış insanlara, iki saat keyif vermek de tiyatronun görevleri arasında.. Hafif oyunlarla insanlara tiyatronun yolunu öğretmek, onları tiyatro ile tanıştırmak, tiyatroyu sevdirmek, tiyatroya alıştırmak mümkün.. O zaman, hafif oyunlar, küçümsediğimiz vodviller, aslında Brechtlerden çok daha fazla hizmet ediyor olamazlar mı, tiyatro sanatına..

***
Ben Genco Erkal'ı hafif komedilerde tanıdım ilk.. Hatta müzikallerde.. Keşanlı Ali'deki Sarhoş Rasih kompozisyonu hala aklımda.. Kenterler'de bir oyunu vardı.. 40 yıl oluyor belki.. Ahmet Kışlalı ile her İstanbul'a gelişimizde bir tiyatroya giderdik ya mutlak.. Bakın ne oyun aklımda.. Ne de başka oyuncular.. Ama Genco'nun, o zaman, çaylak oyuncu adayı Genco'nun bir minik rolü vardı.. Mahkeme katibini mi, neyi oynuyordu.. Bir zabtı okuyordu. Okuması kıt, noktalama işaretlerini bilmeyen, bu yüzden cümlenin değil, nefesinin bittiği alakasız yerlerde duraklar veren.. Ölmüştük izlerken gülmekten, Ahmet'le.. "Bir müthiş aktör geliyor" demiştik.

Genco Erkal bu ülke tiyatrosunun yetiştirdiği en büyük oyunculardan biri.. Ama "Sosyal içerik.. Mesaj.. Devrim.. Sol.. Epik.." baskılarının altına öyle attı ki kendisini, bu büyük oyun gücünü, kendisinin de itiraf ettiği gibi "Küçücük" bir kitlenin emrine verip, kayboldu ve unutuldu..

Şimdi, sanırım, Genco'yu ilk defa Yarışma'da görüp "Bu büyük oyuncuyu daha önce niye izlemedik" diyen seyirciler kadar, kendisini onlardan saklayan Genco da pişmandır.

Seyirci, alkış, sahne sanatçısının gıdasıdır.. Genco dengeli bir repertuar uygulaması ile, Sokrates'ın Duruşması ile, Yarışma'yı yanyana oynayabilir, tiyatrosunun yolunu daha kestirmeden öğretip, Sokrates'ın de tirajını arttırabilirdi.

***
"Reyting ve tiraj adına kadınları cinsel obje gibi kullananlar.. Ülkemizde de rastlanan bir kaygı bu, basın kuruluşları açısından.."

Bunları söyleyen kim?.. Söyleme hakkı en sonda olanların başında gelen biri.. Şebnem Özinal.. Bu ülkenin en dekolte mankeni idi.. Her hafta değişen sevgilileri ile hep magazin medyasındaydı.. En çok çıplak resim verenlerin başında geliyordu. Dormen Tiyatrosu'nda yıllarca vücudunu sergiledi. Bu oyunda da, mümkün olan son sınırlara kadar soyundu. Soyunamadıklarını da, kazara (!) gösterdi.. Ama Genco'nun tiyatrosunu son koltuğa kadar doldurmayı başardı..

Dormen'deki son oyunlarında, Şebnem oldukça deforme, hatta morartılar içinde bir vücut sergiliyordu. Bu defa çok toparlanmış fizik olarak, bir.. İkincisi.. Olağanüstü başarılı bir performans sergiliyor.. Bu da yönetmen Genco'nun farkı olmalı..

Bu Şebnem, görülmeli.. Her iki anlamı ile de..

***
Tele Pazar oyunu tanıttıktan sonra, seyirci gözlemlerinden bir demet de sundu. Hemen hepsi eski Genco seyircileri olduğu konuşmalarından belli seyirciler "Bu Genco başka Genco"da birleştiler.. Yani seyreden, ne olup bittiğinin farkında..

Bir seyirci "İnsanların gülmeye de ihtiyaçları var" dedi..

İşte en doğru yanıt bu..

İnsanların gülmeye de ihtiyaçları var.. İnsanları güldüren, onlara hoşça vakit geçirten oyunları oynamak ayıp değil.. Sanki ayıpmış, yaptığından utanırmış gibi davranmak, bu kadar "Eğlencelik/ yani kabak çekirdeği" oyuna, asla olmayan anlamlar yüklemeye çalışmak ayıp aslında..

***
Genco Erkal'ı, ne kadar gizlemeye, saklamaya çalışırsa çalışsın, yaptığı bu radikal değişiklikten dolayı yürekten kutlarım.. Bana yıllar sonra yeniden Genco izleme hazzını tattırdığı için ayrıca teşekkür ederim..

Korkma Genco.. Özürler arkasına sığınma.. İnanmadığın şeylere insanları inandırmaya da çalışma..

"Kral çıplak" de.. "Hem de Şebnem Özinal kadar çıplak.."

O zaman inan, daha büyürsün!..

Westernler!..
Babam en çok kovboy filmlerini severdi. Kalıtımsal mı?.. Yoksa, oyuncağın dükkanlarda satılmadığı, her çocuğun kendi oyuncağını kendisinin yaptığı o savaş ve sonrası yıllarında, bize kartondan kesip, ayakta duran, atına binen kovboy yapmayı öğreten Hayati Dayım sayesinde, Öcal Ağabeyim'le, eşi bulunmaz bir kovboy, haydut, Kızılderili seti yapıp, sık sık, karşılıklı kovboy filmleri çevirmemizden mi?..

Ben tarafları seçerdim. Ağabeyim senaryoyu yazardı..

Ben kovboy olurdum, o kazanırdı. Ben haydut olurdum, o kazanırdı. Ben Kızılderili olurdum, gene o kazanırdı.. Bizim filmler, hep ağabeyimin olduğu tarafın zaferi ile biterdi.. Ah üç kağıtçı ağabeyim ah.. Bulmuş saf çocuğu..

Pazar sabahları ayrı bir keyif yaşıyorum.. CNBC-e, benim çocukluk ve gençlik yıllarımın kovboy filmlerini yeniden yayınlıyor..

Bu hafta "Gunfight at the O.K. Corral- Okey Ahırında Düello" filmi vardı.. Leon Uris gibi bir dev yazmış.. John Sturges gibi bir başka dev çekmiş..

Dimitri Tiomkin'in emsalsiz müziği eşliğinde, Frankie Laine'in baladı eşliğinde başlarken bittim, zaten.. Sonra Kirk Douglas'ın o unutulmaz Doc Holliday kompozisyonu.. Müthiş bir Wyatt Earp.. Burt Lancester.. Uzay Yolu'nun sevimli doktoru De Forrest Kelly de, burada gencecik. O spagetti westernlerin büyük oyuncusu Lee van Cleef bile var.. Ve de seyrine doyulmaz kızıl, Rhonda Fleming..

İki saat nasıl geçti anlamadım.. Ama bu kadar güzel bir filmin altyapı çevirilerini, Amerika'nın batısından hiç habersiz birinin çevirmesine de üzüldüm..

Aslında diş doktoru olduğu için Doctor'un Amerikanca kısaltması Doc takma adı ile anılan Holliday'i, bir isim Douglas'ın kısaltması Doug diye yazmak, Batı'nın efsanevi şerifi Wyatt Earp'i hiç duymamış olmalı ki, bu adı da Earth'e çevirmek, western kültürünü yeniden yaşatmak işlevini başarı ile yapan CNBC-e'ye yakışmadı.

Arap'ın tersi!..
Araplar, yüzlerce yıllık bir tarihi, koca Osmanlı kalesini yıkmışlar.. Yerine 5 yıldızlık oteller dikip para kazanmak için..

Ters bir iş değil mi?..

Ama şaşmayın ARAP'ın tersi ne ki zaten?..

***
Recep Tayyip Erdoğan'ı yürekten kutlarım.. M. Ali Birand'ın sorusuna "Arapları kınamak için Haccı boykot etmeyi uygun bulmam.. Çünkü Hac bir ibadettir" dedi..

Haklı.. Gavura kızıp oruç, Müslüman'a kızıp Hac bozulmaz!..

Ama ekledi:

"İkinci defa gidecek olanlar, vazgeçerek protesto edebilirler!.."

TEBESSÜM
Fıkra Yıldırım Tuna'dan

Kadının biri işyerinden kocasını aramış..

"Nasılsın tatlım?"

"Çalışıyorum bir tanem.."

"Ne yapıyorsun?"

"Hayatım, çok meşgulüm.. Hemen söyle!"

"Öyleyse, sana bir iyi bir de kötü haberim var..!"

"Bir tanem inan hiç vaktim yok.. O zaman sadece iyi haberi söyle!"

"Şeyy.. Bugün senin arabanı ödünç almıştım ya.. Airbag'i çalışıyormuş!"

SEVDİĞİM LAFLAR
İnsanın sevmediği ile yaşaması, sevdiğinden ayrılmasından da beterdir. La Bruyere

BİZİM DUVAR
Araplar 350 yıllık Osmanlı kalesini yıktı. Malkoçoğlu'nu göreve çağırsınlar. Hakan&Utku



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır