Türkiye için gere gere
Türkiye için seve seve kampanyası" gibi yeni bir kampanyaya ne dersiniz? Kampanyanın ismi; "Türkiye için göğsümüzü gere gere değişim istiyoruz!"
Ama her şeyiyle köklü bir değişim... Halk için halk merkezli yeni bir gelişmeyi hedefleyen değişim...
Buna ihtiyacımız var... Yalanın, talanın egemen olduğu, halkın soyulduğu, kandırıldığı bu sistemin artık ülkeyi taşımadığını, önünü kapattığını görüyoruz... İşte onun için yeni bir kampanya öneriyoruz:
"Türkiye için göğsümüzü gere gere değişim istiyoruz!"
***
İsterseniz gelin önce Meclis'ten başlayalım... Kimlerin o koltuklara oturmayı hak ettiğini, kimlerin etmediğini araştıralım... Onları tanıyalım...
Ardından bürokrasiye el atalım... Kamuda çalışan tüm memurları sınava alalım... Eleyelim... Eleğin altına düşenlere "Güle güle" diyelim...
Doktoru, öğretmeni, hemşireyi ülke geneline adaletli olarak yerleştirelim...
Eczacılık diplomasının kiraya verilmesini, müteahhitlik karnesinin devredilmesini yasak edelim...
Meslek liselerini cazip hale getirelim...
Ölü yatırımlardan vazgeçelim... İnsanları ürküten devasa devlet binaları dikip parayı toprağa gömmeyelim...
Ekmekte yüzde 1 olan KDV'yi, simitte yüzde 18 olarak ilan edenlere "Yuh" çekelim...
Fabrikaları Batı'dan Doğu'ya doğru götürelim...
"Kadın memurlar pantolon, erkek memurlar kot pantolon giysin mi, giymesin mi?" gibi abuk tartışmalara boşverelim..
Hak yiyene, hak etmeyene, haksızlığa "Dur" diyelim...
***
SON SÖZ: Bir Sarıgül daha çıkar mı? "Türkiye için göğsümüzü gere gere değişim istiyoruz" kampanyasını başlatır mı?
Bilmiyorum..
Ama bekliyorum...
Sihirli kart!
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan, cebinden bir kart çıkarıp gösterdi:
"Bu kart sayesinde birçok sorunu kökünden halledeceğim..."
Kredi kartı şeklide... Sol üstte bakanın fotoğrafı, arkasında açık kimliğinin dökümü bulunuyor... Ama en önemlisi karttaki çipe kartın sahibi ile ilgili bütün bilgiler giriliyor...
Örnek mi? SSK'lısınız.. Bu kartta SSK numaranız, işe giriş tarihiniz, bugüne kadar kaç gün prim yatırıldığı, geçen dönem sizden kesilen primleri patronunuzun yatırıp yatırmadığı, emekliliğe kaç gününüz kaldığı gibi bilgiler bulunuyor... Kartı bankamatik benzeri SSKmatiklere sokup SSK numarasını yazanlar bütün bu bilgilere ulaşabilecek...
Durun daha bitmedi...
Sigortalının bütün sağlık bilgileri de yine bu kartta ki çipe yüklenecek... Varsayalım ki doktora gittiniz, doktor bu kart sayesinde daha önce geçirdiğiniz hastalıkları, kullanılan ilaçları görecek...
Yaşar Okuyan bu kartın sihrine inanmış, çok umutlu...
Süre veremiyor... Projeye start verildikten 1.5 sene sonra kullanılabileceğini söylüyor..
Sahada kim var?
Ankara, açlık sınırına getirdiği milyonlara kol kanat geren belediyelere her fırsatta kazık atıyor... İller Bankası'ndan gelen paylarını kısıyor.. Yetmiyor, yetkilerini ellerinden alıyor..
Oysa zaten belediyeler, gerçek anlamda belediyecilik hizmeti yapamıyor... Çünkü elindeki kaynakları halka destek olmak amacıyla harcıyor... Aç gezenlere yemek yardımı yapıyor... Aş evleri kuruyor.... İş arayanlara iş bulmak için çabalıyor... Soğukta titreyenlerin evlerine kömür, odun yolluyor...
Kısacası: Ankara tribünlerde otururken sahada belediyeler top koşturuyor... Hatta gol atıyor...
Oysa ben politikacı olsam... Örneğin Başbakan, bakan ve hatta milletvekili konumunda bulunsam, milletin halini daha iyi anlamak ve kavramak için belediyelerle işbirliği yaparım... Belediye Başkanları ile belli periyotlarla toplanırım.. İzlenimlerini, gözlemlerini dinlerim.. Böylece halkın ne durumda olduğunu bilirim...
Ama Ankara'da oturan hazretler bunu yapmıyorlar... Küçük dağları onlar yarattı ya; kimseyi ciddiye almıyorlar...
TV haberciliği
Televizyon haberciliği zordur... Yazılı medyaya benzemez... Çünkü haber daha dumanı tüterken izleyicilere sunulmak zorundadır... Fazla düşünecek, yorum yapmaya kalkacak zamanınız yoktur... Olanı aynen alıp aktarırsınız... Çok geniş kitleler tarafından izlenirsiniz... Ve çok geniş kitleleri de etkilersiniz.
İşte bu nedenle televizyon haberciliğinin zorluğu kadar sorumluluğu da vardır... Öyle her haberi gelişigüzel veremezsiniz... Çıtayı aşağı indiremezsiniz...
Siz Reha Muhtar örneğine bakmayın... O zaten haber sunmuyor, şov yapıyor... Bir cüce çıkarıp göbek attırıyor... İki kişiye, başka televizyonlardan alınmış görüntüleri yırtınarak anlattırıyor...
Bir de gerçek habercilik yapan haber kanalları var... Saygın, inandırıcı, güven verici... "Eğer o kanalda izlediysen doğrudur" dedirten...
Örnek mi atv...
Habercilikteki çizgisini doğru çizen... Tarafsız, inandırıcı, dürüst habercilik yapan kanal...
Haberciliğin ciddi iş olduğunu bilen ve bu bilgisini sergileyen kanal atv... atv ile haber randevusu dün akşamdan itibaren 19.00'dan 19.30'a çekildi...
Sebep mi? Türkiye'nin dört bir yanından "O saatte yolda oluyoruz, haberleri kaçırıyoruz" diyen milyonlar için...
Haberi bekleyenlere haber verebilmek için...
ALKIŞ
"Amerika'nın verdiği, bizim verdiklerimizin KDV'si bile değil... Fedakârlık sırası artık Amerika'da" diyen Ankara Sanayi Odası Başkanı Zafer Çağlayan'ı kutluyorum...
Hay ağzını ÖPEYİM!
Ekmeğimiz küçüldü... İşyerleri kapandı... İşçi, memur, esnaf ve çiftçi perişan oldu.. Yeter artık! Bıçak kemiği geçti iliğe oturmak üzere.. (Deniz Baykal)
Kırmızı kart
Başka kimse yokmuş gibi, cezaevinde çetecilikten yatan bir kişiyi kendilerine başkan seçen İstanbullu minibüsçülere...
Fıkra
Temel sınavda
Temel, demiryolları'na makasçı olmak üzere başvurmuş. Sınava sokmuşlar ve sormuşlar:
- Aynı tren yolunun bir yanından saatte 150 kilometre hızla bir katar geliyor, karşı yönden de 100 kilometre hızla bir başka tren geliyor. Bu durumda ne yaparsın?
- Fadime'yi çağirurum..
- Fadime de kim?
- Benum kari...
- Oğlum, karını çağırmanın sırası mı? İki tren ha çarpıştı, ha çarpışacak...
Temel sırıtmış:
- Eh, o da cörsun cümbüşü daa...
|