kapat
15.01.2002
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
banner
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
banner
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 GALOP
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPÜS
 NET YORUM
 HYDEPARK
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 GOOOOL
 DİYET
 TATLILAR
 SAMANYOLU
 CİNSELLİK
 TELE ŞAMDAN
 PAZAR SABAH
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 

"Ölüm"ü resminde öldürdü

Cumhuriyet dönemi Türk resim sanatının ustalarından Avni Arbaş, altmış yılın birikimi ürünlerini Türkiye İş Bankası Kibele Sanat Galerisi'nde sergiliyor.

Metinlerini Ferit Edgü'nün yazdığı ve Arbaş'ın tüm bir sanat yaşamını belgeleyen "Avni Arbaş" bir kitap da yine bu sergi nedeniyle Türkiye İş Bankası tarafından yayımlandı.

"Avni Arbaş" kitabı, sanatçının İstanbul'da başlayan, bir dönem özellikle Paris'te, sonra yeniden kendi yurdunda süregelen sanat serüveninin her aşamasına tanıklık etmekte...

Arbaş, 1919 yılında İstanbul'da açıyor dünyaya gözlerini...

1937'de Galatasaray Lisesi'den ayrılarak Güzel Sanatlar Akademisi'ne girecektir. 1946 yılına kadar bu okulda kalır. Bu arada CHP'nin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel'in çabalarıyla düzenlenen yurt gezilerine katılır.

Arbaş'ın şansına Siirt ili düşmüştür.

O yıllarını şöyle anlatacaktır daha sonra:

"Müthiş bir yoksulluk içindeydi Siirt. İki atlı jandarma ile köylere gidiyorduk, tabii ben de atla... Ama köye girdiğimizde, köy sanki boşalıyordu, kimse bizimle konuşmak dahi istemiyordu. Çünkü jandarmadan kaçıyorlardı."

Arbaş, 1966 yılında Paris'te Henry Montherlant'ın toplu oyunlarının üçüncü cildini resimleme işini üstlenir. Büyük ve sorumlu bir iştir.

Bu sırada devlet, Avni Arbaş'ın farkına varır: Askerliğini yapmamıştır.

İzin ister devletten işi bitirmesi için... Çünkü bitiremezse büyük bir tazminat ödeyecektir. Ve dönmez Türkiye'ye. Karşılığında ise yurttaşlıktan çıkarılarak 1977'ye kadar vatansız yaşayacaktır.

Sonrasını anlatıyor Arbaş:

"Neyse İstanbul'a geldim. Bir soğuk gün kapı çalındı. Kapıda iki adam. Beni arıyorlar. Üşümesinler diye içeri buyur ettim. Askere almaya gelmişler beni... Yaşım altmışa gelmiş... O sırada dayımı aradım, eski bir asker, ne yapayım diye... Dayım ne dedi bilir misiniz? Alt tarafı dört ay, gidip yaparsın askerliğini..."

Bir gün insanların hayal kurmaya zamanları yok diye düşünür.

Öyle resimler yapmak ister ki, bakanlar hayal kursunlar...

Ve öteki resimlerinden daha çok uğraşıp çok sade resimler yapar.

Bir gün Kabataş Setüstü'ndeki atölyesine hikâyeci Zeyyat Selimoğlu gelir, bu resimlere bakarak şöyle der:

- Yahu, bunları satamazsın, çünkü bitmemiş sanacaklar...

Arbaş, bir süre sonra bu resimleri sergileyecek ve bunlara uzun uzun bakan bir vatandaş şöyle diyecektir:

- Avni Bey, bu resim bitmiş mi?

Arbaş'ın kimi resimleri de "rüya" üzerinedir, anlatıyor:

"Bir gün rüyamda mahzene kapatılmışım. Telefon kulübesi gibi bir kabin... "Buradan çıkma, bekle, ölüm gelecek" dediler. Beklemekten pek hoşlanmam. Kabinden çıkarak bağırmaya başladım, "Neredesin ölüm, çık ortaya" diye... Karşıma üçgen giysileri ile ölüm çıktı. Şimdi seni öldüreceğim diye üzerine atlatım. O önde, ben arkada koşmaya başladık. Bir yandan da korkuyorum ölümü öldürürsem ben de öleceğim diye... Ter içinde uyandım, sonra da eskizini çizerek resmini yaptım."

Avni Arbaş, şimdilerde 82 yaşının güzelliğiyle Foça'da yaşıyor.

Resimleri ise Kibele Sanat Galerisi'nde...



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır