
Arjantin'de Türk olmak
"Yağmurdan kaçarken doluya tutulduk..." Bu sözleri yıllar önce daha iyi bir yaşam için Arjantin'e giden Türkler söylüyor. Şimdi ise Türkiye'nin krizine bile eyvallah diyorlar
Türkiye krizle boğuşurken, TBMM'den kahve köşelerine kadar her yerde "sosyal patlama" konuşuluyordu. Ancak sosyal patlama Türkiye'de değil, binlerce kilometre uzaklıktaki Arjantin'de oldu. 29 Aralık 2001 günü başkent Buenos Aires olmak üzere dört büyük şehirde halk sokaklara döküldü, meclis binasını bastı. Hayatlarında hiç suç işlememiş insanlar dükkanları yağmalayarak hırsızlık yaptı. Arjantin'deki olayları dehşetle izleyen Türk halkı, sosyal patlamayı yaşamamıştı ama Arjantin'de yaşayan bir avuç Türk, krizin âlâsını gördü.
Eski gazeteci Atilla Atakan 28 yıldır Arjantin'de
28 yıldır Arjantin'de yaşayan Atilla Atakan onlardan biri... 55 yaşındaki Atakan aslen İstanbullu. Gerçek mesleği gazetecilik. Arjantin ile tanışması ise 1974 yılına dayanıyor. Atakan, bir haberi araştırmak için Arjantin'e gidiyor, bir daha da dönemiyor. Söylediğine bakılırsa zaten dönmeyi de pek istemiyor...
Atakan öyküsünü başlıyor anlatmaya: "Efsanevi devlet başkanı General Peron'u izlemek üzere Buenos Aires'e gönderildim. Birkaç haftalık işim vardı. Ancak o dönemde çok hareketli olan ülkeden bir türlü ayrılamadım. Peron öldü, bu kez Dünya Kupası başladı. Sene 1978... Kupa bitti, tam 'döneceğim' diyordum ki Falkland Savaşı patlak verdi."
HABERİ 28 YIL SÜRDÜ!
Atilla Atakan'ın Arjantin'deki gazetecilik macerası 1989 yılına kadar sürüyor. 15 yıl içinde Milliyet, Güneş ve Hürriyet gazetelerinin Güney Amerika temsilciliğini yürütüyor. Ancak 1989 yılında hayatını değiştiren gelişme yaşanıyor:
"Calos Menem, Arjantin Devlet Başkanı seçildi. Ülkenin de ekonomi politikası değişti; neo-liberalizm benimsendi. O dönemde ticarete atılmanın çok iyi olacağına karar verdim ve ithalat-ihracat üzerine kendi firmamı kurdum. Son dört yıla kadar işlerim çok iyi gitti. Türkiye'den gıda maddeleri alıp, Arjantin'de satıyordum. Dolar ve peso eşitti. Dolayısıyla dolar bize ucuza mal oluyordu. O dönemde ithalat çok kazandırıyordu. Öyle ki şirketimin yıllık cirosu ortalama 1.5 milyon doları buldu."
Atilla Atakan'ın Kuzey İrlanda'da bir kızı, Arjantin'de de iki oğlu var. Oğulları hem üniversitede okuyor, hem de babalarına yardımcı oluyor. Atakan çocuklarıyla gurur duyduğunu söylüyor, "Diego Ömer 24 yaşında ekonomi okuyor. Alex Erol 20 yaşında, dış ticaret okuyor. Okuldan arta kalan zamanlarında da bana yardım ediyorlar. Onlara çok iyi ücret veriyorum" diyor.
Arjantin'in kriz yüzünden çok büyük zarara uğradığını dile getiren Atakan, "Kriz dört yıl önce belirtilerini göstermişti. Piyasada hiçbir hareket yoktu. Ama son 15 günde yaşadıklarımız hiçbir şeyle ölçülemez. Bu süre zarfında tam 150 bin dolar kaybettim. Arjantin hükümeti, para piyasasını kontrol edebilmek için, bankalarda hesabı bulunanlara ayda en fazla 1000 dolar vereceğini açıkladı. Bu durum vahim sonuçlara neden olacaktı. Ben de böyle bir uygulamaya geçileceğini önceden öğrendiğim için bütün birikimimi 10 bankaya farklı hesaplar açarak yatırdım. O yüzden bugün biraz rahatım. Ama bunu yapmayan insanlar çok" diye ekliyor.
Atakan, şu anda uygulanan politikayı da eleştiriyor: "Çok değil, önümüzdeki Mart ayında büyük olaylar patlak verecek. Kurtulmamız için zenginlerin bol bol harcama yapması gerek. Onlar da harcama yapmazsa kim yapacak?"
Atilla Atakan 28 yılın üzerine Türkiye'ye dönmeyi düşünüyor mu? "Hayır" diyor... Yaşam kalitesini yükseltmek için ihracat yapmayı planlıyor. "Şimdi dolar pahalandı. İthalat akıl kârı değil, ama Arjantin'den ham soya yağı ve ham ayçiçek yağı alıp Türkiye'de satabilirim. Böylelikle para kazanabilirim" diyerek noktayı koyuyor.
Tecrübe konuşuyor
IMF'i dinleyin
Türkiye Arjantin gibi olmasın; IMF'in programından çıkmayın, belediyelerin dışarıya borçlanmaları kontrol altına alın, AB pazarını iyi kullanın, borcunuzu zamanında ödeyin.
Tüccar Hilmi Akşahin 5.5 yıldır Arjantin'de
Aşkım uğruna buralara geldim
Hilmi Akşahin 1997 yılında kalbinin sesini dinleyerek Arjantin'in yolunu tutmuş. Gazi Üniversitesi Turizm ve Otelcilik bölümünü bitirdikten sonra 5 yıldızlı otellerde çalışan Akşahin, yıllardır Arjantin'de yaşayan Sonya Hadjulian'a aşık olup evlenmiş. Biri iki, diğeri dört yaşında iki kız çocuğu var... Gerisini ondan dinleyelim:
"Herhalde bir avuç Türk'ün yaşadığı bu ülkede Ermeni asıllı bir Türk ile evlenen tek Türk benim. Aşkta kazandım, ama krizden kurtulamadım. 5.5 yıl önce buraya yerleştiğimde bir ayakkabı mağazası açtım. Sonra da ikincisini... Fakat krizle birlikte işlerim bozuldu. Bir yıldır ek gelir olsun diye lokantada çalışıyordum. Eşim de dükkanlarla ilgileniyordu. Son 15 günde her şeyimi yitirdim. Çalıştığım lokanta battı, yağmalanan dükkanlarımı da kapatmak zorunda kaldım. Zararım 100 bin doların üstünde. Üç aile ayda 1000 dolara geçiniyoruz."
Akşahin yağma gününü hayatı boyunca unutamayacağını söylüyor:
"Krizin başladığı gün dükkanım yerle bir olmuştu. Vitrini kıranlar ayakkabıları çiftleri ile değil, tek tek çalmış. Madem dükkanımı yağmalayacaksın, adam gibi yağmala ki işine yarasın!"
34 yaşındaki Akşahin, Arjantin'den ayrılmayı iyice kafasına koymuş; "Burada bir evim var. Satıp ABD ya da Türkiye'ye yerleşmeyi düşünüyorum."
Tecrübe konuşuyor
Özelleştirme sizi de yakmasın
Türkiye'yi yönetenler özelleştirme konusunda çok dikkatli olsun. Yabancı şirketlerle yapılan sözleşmelere "Türkiye'de yatı rım yapma şartı" konsun.
Tiyatrocu İrem Bekter 17 yıldır Arjantin'de
Arjantin halkı için lüks kaçtım
17 yıldır Arjantin'de yaşayan İrem Bekter, tiyatro ve İngilizce dersleri veriyor. Ancak kriz yüzünden 15 gündür cebine bir peso bile girmediğini söylüyor. Durum böyle devam ederse Kanada'ya yerleşecek.
Türkiye İş Bankası eski Genel Müdürü Sadi Bekter'in kızı İrem Bekter'in aylık geliri ortalama 1500 dolar. Ancak kriz başladıktan bu geliri tamamen kesilmiş, şimdi birikimleriyle ayakta durmaya çalışıyor. Bekter, "Aslında insanların bankada paraları var, ama çekemiyorlar. 1000 dolardan fazla çekmek yasak. Ama bu ülkede 1000 dolarla sadece temel ihtiyaç maddeleri alınabiliyor" diyor.
44 yaşındaki sanatçı şöyle devam ediyor: "Yaptığım iş insanların sosyal yaşamlarına hitap ediyor. Kısa vadede tiyatroya gitmeseler de, İngilizce ders almasalar da yaşayabilirler. Bu yüzden para kazanamıyorum. Temel ihtiyaç maddelerine her gün zam geliyor. Lüks tüketim mallarının fiyatları da talep olmadığı için düşüyor. Garip bir kaos oluştu. Durum o kadar belirsiz ki taşınmayı dahi düşünüyorum. Dört ay önce krizin olacağını tahmin ettim, kızımı Kanada'da yaşayan annemin yanına gönderdim. Böyle sürerse ben de İngiltere ya da Kanada'ya yerleşeceğim. Bu ülkeyi çok seviyorum ama krizle yaşayamam."
Tecrübe konuşuyor
Çok çalışın
Arjantin ile Türkiye birbirine çok benziyor. Herkes çok çalışsın, parası olan harcasın ki ekonomi çarkı dönsün.
Öge DEMİRKAN
|