
Nazım Hikmet'ten kalan
Bugün Nazım Hikmet'in doğum günü. 1902-1963: Türkçe'nin en önemli şairlerinden Nazım Hikmet bundan tam 100 yıl önce Selanik'te doğmuştu. 2002 dünyada "Nazım Hikmet Yılı" olarak kutlanıyor.
Nazım Hikmet bizim kuşağı da etkiledi elbette. İlkokulda öğrendiğimiz, ezberlediğimiz üç beş vatan millet şiirini saymazsak eğer, bizim şiirle tanışmamız - ki lise yıllarıdır, yani 1970'ler - Nazım Hikmet sayesinde oldu. Ancak ondan sonra diğer şairlere açıldık.
1970'li yıllardan, yani "Sosyalizm Yılları"ndan söz ettiğimize göre, demek ki aradan yuvarlak hesap çeyrek asır geçmiş. Bugün eğer birisi, bir genç arkadaş örneğin, "Bana Nazım Hikmet'i tanıtsana" diye sorarsa... Ona elbette Nazım Hikmet'in, "Memleketimden İnsan Manzaraları", "Kuvayi Milliye Destanı" gibi dev yapıtlarından bahsederim. Ya da "Güneşi İçenler'in Türküsü"nü, "Kerem Gibi"yi okumasını tavsiye ederim. Ve daha birçok şiiri... Görkemli, büyük, gür, çarpıcı şiirler...
Ama, "Sana, kendine ne kaldı" diye sorarsanız... Onca şiir arasından hatırlanan birkaç dize, birkaç bölüm değil de... Tek bir şiir mesela... O vakit cevabım şudur:
HASRET
Denize dönmek istiyorum!
Mavi aynasında suların
Boy verip görünmek istiyorum!
Denize dönmek istiyorum!
Gemiler gider, aydın ufuklara gemiler gider!
Gergin beyaz yelkenleri doldurmaz keder.
Elbet ömrüm gemilerde bir gün olsun nöbete yeter.
Ve madem ki ölüm bir gün mukadder;
Ben sularda batan bir ışık gibi
Sularda sönmek istiyorum!
Denize dönmek istiyorum!
Denize dönmek istiyorum!
|