kapat
11.01.2002
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
banner
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
banner
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPÜS
 NET YORUM
 HYDEPARK
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 GOOOOL
 DİYET
 TATLILAR
 SAMANYOLU
 CİNSELLİK
 TELE ŞAMDAN
 PAZAR SABAH
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 
Düşman şirketleri arabulucu barıştırdı

Çeşitli müzakere teknikleri kullarak (conflict management) düşman şirketleri uzlaşma masasına oturtan arabulucular iş dünyasında boy gösteriyor. Güle oynaya ortak olup sonra düşman kesilen John Deere ile Hema (Hattat) barışının arkasında arabulucu Müge Gökyay var

İş dünyasında arap saçına dönen anlaşmazlıkları müzakere teknikleri kullanarak çözüveren 'arabulucular'dan haberiniz var mı? Dünyada 'conflict management' olarak bilinen ve bir anlaşmazlığı yöneterek sonuca hukuksal süreçten çok daha çabuk ulaşan arabulucular Türk iş dünyasında da boy göstermeye başlamış.

Hema Endüstri'nin sahibi Mehmet Hattat'ın adeta kanlı bıçaklı olduğu Amerikalı ortağı John Deere ile anlaştığını duyunca inanmam epey bir zaman aldı. Ne de olsa vaktiyle hem Mehmet Hattat'ı hem de 15 milyar dolarlık cirosuyla traktör üretiminde dünya devi olan John Deere'ın Amerikalı yöneticilerini dinlemiş, karşılıklı suçlamalarını, iddialarını birinci ağızdan duymuş ve kimin neyi doğru neyi yanlış söylediği konusunda ne yapacacağımı şaşırmıştım. Karşılıklı dava açan ve hiçbir şekilde anlaşmaya yanaşmayan Amerikalılar'la Türkler'in bir masanın etrafına oturarak anlaştıklarını duyunca şaşırmamak mümkün mü?

Peki Nuh deyip peygamber demeyenler nasıl olmuştu da anlaşmıştı? Bu konuyla yakından ilgilenen bir tanıdığım 'arabulucu sağolsun' dedi. İşi çözen ve eski bir diplomat olan Müge Gökyay'dan böylece haberdar oldum. Gökyay, ODTÜ Uluslararası İlişkiler'den mezun olduktan sonra Cenevre Üniversitesi'nde uluslararası organizasyonlar konusunda master yapmış. Uzmanlık alanı da müzakere teknikleri. Devlette 8 yıl kadar çalıştıktan sonra ayrılarak stratejik danışmanlık yapmaya başlayan Gökyay, yurtdışında yaygın olarak başvurulan arabulucularla, Türkiye'nin henüz yeni tanıştığını anlatıyor.

Birbirleriyle uzun zamandır konuşmaan şirket yöneticilerini buluşturmak Gökyay'ın epey bir vaktini almış. Arabulucu Gökyay, işe hem Amerikalılar'ın hem de Mehmet Hattat'ın güvenini kazanmakla başladığını söylüyor. Dikkatli okurlar hatırlayacaktır, bundan tam bir yıl önce, Mehmet Hattat, John Deere'ın kendilerini yerden yere vuran bir kitapçığı Ankara'da yetkili bütün kurumlara dağıttığından bahsediyordu. Amerikalılar da, Mehmet Hattat'ın kendilerini fabrikaya sokmadığını, etrafta eli silahlı adamlar dolaştırdığını ve durumu noterden tastik ettirdiklerini anlatıyordu. Karşılıklı açılan davaların haddi hesabı yoktu. Hattat, 10 yıldır parça ihracatı yaptığı John Deer'la güle oynaya ortaklık kurmuştu. Hayalleri yılda 500 milyon dolarlık ihracattı. Ama üretime dahi geçemeden ortaklık kabusa dönüşmüştü.

Adalet sistemimizin durumu ortada. Anlaşmazlığın çözülmesi için davaların bitmesi beklense yıllar alacaktı. Oysa ki bir arabulucu sayesinde çok daha çabuk çözülmüş. Üretim için kurulan şirket geçen hafta tasfiye edildi. Fabrika binası Hema'ya kaldı ve Hema'nın John Deere'a 5 yıl için 120 milyon dolarlık parça ihracatı yapması da garantiye alındı. Üstelik Gökyay'ın anlattıklarına bakılırsa, yakında Hattat ile Amerikalılar bir yemekte görülürse kimse şaşırmasın.

'Birbirinize yaptıklarınızı düşünmeyeceksiniz' dedim

Gökyay işi nasıl çözdüğünü şöyle anlatıyor:

John Deere ve Hema (Hattat) iki farklı kültürde şirketler. Yönetim anlayışları farklı. Profesyönel yapıları farklı. Ülke kültürleri çok farklı. İki şirketi bir araya getiriyorsunuz. Üstelik bu şirketler birbirlerini aslında uzun zamandır tanıyorlar ve bu çatışmadan önce çok güzel bir iş ilişkileri varmış. Sonra ortaklığa gidiyorlar ama bu evliliği yürütemiyorlar. Birbirlerine karşı son derece acımasızlaşıyorlar. Hukuk ağır işlediğinden sonuca bir türlü gidemiyorlar. 2001'in Mayıs'ında bu işe başladım. O zamanlar tarafların birbiriyle konuşması bile mümkün değildi. Biz peşin hükümsüz iki tarafı da anlamaya çalıştık. İki tarafı, asgari müşterekleri bulup, nerede buluşturabilirizi ortaya çıkardık. Tarafların iş hedeflerini iyi anladık. En uygun şart, dostane bir şekilde tasfiye yapılmasıydı. Buna ikna etmeye çalıştık. İşlemeyen sistemi öldürün ve güzel iş ilişkinize geri dönün deyince, uzlaşmaya da ulaştık aslında. Konuşabilecekleri ortamı yarattıktan sonra, uzlaşma masasında, 'Dava istemiyoruz. Hukukçu istemiyoruz. Birbirinize yaptıklarınızı düşünmeyeceksiniz. Bundan sonra geleceğe yönelik düşüneceksiniz" dedim ve işe yaradı. Tansiyon yüksekti. Çünkü taraflar arasında güven eksikliği vardı. Biz tarafların olmazsa olmazlarını ve taviz noktalarını iyi anladık. Bunları çakıştırdığımız zaman orta bir yol da buluyoruz.



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır