kapat
11.01.2002
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
banner
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
banner
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPÜS
 NET YORUM
 HYDEPARK
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 GOOOOL
 DİYET
 TATLILAR
 SAMANYOLU
 CİNSELLİK
 TELE ŞAMDAN
 PAZAR SABAH
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 
Kar, bora, fırtına sükun bulacak..

"Kar yağdı, böyle oldu" demeyip İstanbul'un orta yerindeki Petersburg hayatına yavaş yavaş uyum sağlıyoruz.. Öyle ki ahaliden, kutup ayılarına özgü davranış refleksleri edinenler bile var.. Ben şahsen penguen stilinde ısrarlıyım..

Kar, bora, fırtına bize vız geliyor.. Halı saha maçlarına bile yeniden başladık.. Gerçi top oynamak için gittiğimizde saha silme karla kaplıydı.. Ölçtük, yetmişbeş santim kar birikmiş..

Altmış metrelik saha ki İstanbul'un en büyük halı sahasıdır, sporseverlerin el atmasını bekliyor.. Topçularla birlikte otuza yakın adam, sahaya bir giriştik.. İki saat içinde kürelemedik yer bırakmayıp sahayı hazır ettik..

***
Karda kışta top oynaması zevkli oluyor da maç dönüşü alışveriş yapmak istediğimde biraz yadırganıyorum..

Tansaş bizim evin yolunun üzerinde.. Maçtan sonra duşumu da evde aldığımdan top kıyafeti ile arabaya atlıyorum.. Tansaş'ın önünde park edip içeri giriyorum.

Kapıdan adım attığım andan itibaren ne kadar müşteri varsa seyrime duruyor.. Herkes üzerine kalın bir palto giyip kaşkolunu boynuna dolamış.. Ellerinde eldiven, ayaklarında bot, başlarında yün şapka.. Soğuğa karşı yüzde yüz yalıtılmış insanlar..

Ben forma ve şorttan oluşan kıyafetimle aralarında dolaşıyorum, gerçi üzerime dikilmiş bakışların arasında alışveriş arabamı iterken "karakteri titretmemeye" çalışıyorum ama içlerinden "Allah ıslah etsin.." diye geçirdiklerini de biliyorum..

Buzul çağı asfaltı..
Karakış şartlarından pek şikayetim yok, tek sıkıntım benim evin önündeki yokuş.. Buna yokuş demek biraz olayı küçümsemek olur.. Yaklaşık elli derecelik bir bayır..

Sitenin hallerini bilmeyen taksiciler, yazın bile müşteri getirdiklerinde yokuşun başında durup beş on saniye aşağıya bakıyorlar.. Bildiğiniz uçurumdan tek farkı, inişin asfaltlanmış olması..

Kar yağınca asfalt filan da kalmadı.. Bir de semtin bebeleri olaya kızakları ile Kartalkaya tadı katınca, bizim yokuş buzul çağından kalmışa döndü..

Gündüzleri yine iyi.. Araba filan çıkarmıyoruz.. Ağır ağır yokuşu tırmanıp, ana caddeye ulaştıktan sonra bir taksiye biniyoruz.. Akşamın alacası çökmeye başladı mı don olayı da başlıyor.. Yol jilet kesiliyor..

O yüzden illa ki lastik ayakkabı giymek lazım..

Dün akşam bir yemeğe davetliydim.. Süslenelim, dedik.. Kendimize şekil yaptık.. Evden çıkarken lastik tabanlı ayakkabıları kıyafetime yakıştıramadım..

Normal ayakkabıları giydim..

Evden çıkıp da yokuşa adımımı attığımda kösele tabanlı ayakkabının yan etkileri kendini göstermeye başladı.. Bir sağa kayıyorum, bir sola.. Bereket park edilmiş arabaların arasındayım ve el desteği yaptığımdan devrilmiyorum..

***
Sırtımızı eve doğru verip yokuşu tırmanma hamlesini başlattık.. Lakin çıkmak ne mümkün.. Üç dört adım tırmanıyorum, vııjjjt geri geri kayıp, tam arkamda park etmiş minibüse çarpıyorum..

Yoldan da inmek üzere olan bir araç var.. Direksiyonda bir delikanlı, yanında da arkadaşı.. Kayar, arabanın altına girerim diye durmuşlar, benim geçmemi bekliyorlar..

Çocukcağız başını camdan çıkarıp "Yardım edeyim mi?" diye seslendi.. Ağrıma mı gitti ne? "Teşekkür ederim ama daha ölmedik.. Biz ne yokuşlar gördük.." türünden laflar ettim..

Oğlan üstelemedi.. Ne yapsın, zorla koluma girip çıkaracak değil ya!

Yeniden iki üç adım attım.. Zaten ilk iki üç adımda problem yok.. Dördüncü beşinci adımda ne oluyorsa, kontrol elden çıkıyor.. Vücut geri geri kaymaya başlıyor..

Allahtan sırtımı park etmiş minibüsün gövdesine vermişim.. O minibüse de çarpmasak yokuşun sonuna kadar geri geri ineceğiz.. Artık ayakta mı olur, yerde sürünerek mi orası belli olmaz..

Sinemaya da gittim
Benim üç dört girişimim de minibüsün kaportasında sonuçlanınca seyrime duran oğlanı bir gülme krizi tuttu ki anlatılır gibi değil.. Sanki Kemal Sunal filmi seyrediyor..

Biraz bozuldum tabii.. Eve döndüm, mecburen ayakkabı değiştirip öyle çıktım..

Sokak arasında değilseniz mesele yok.. Rahatça yürünebiliyor.. Gazeteye gittim.. Orada oyalandım, arkadaşlar azdırdılar sinemaya bile gittim..

Nişantaşı'nda bizim gazeteye yakın sinemalar var.. Adını da bilmiyordum, öğrendim.. AFM Teşvikiye Sinemaları..

Robert Redford'un şu sıralarda pek popüler olan "The Last Castle" filmi oynuyor.. Bilet aldık.. Bilet alma işini küçümsemeyin sakın.. Modern teknoloji sinema gişelerine kadar girdiğinden bilet almak için epeyce bekleyeceksiniz..

Neden bu kadar bekliyoruz, diye gişeye sokulup seyretmeye başladım..

Oğlanın önündeki yatık ekrandan salonun oturma düzeni görülüyor.. Boş koltuklar belli.. Şurası diye seçiyorsunuz, bilgisayar mausu ile (mouse) oraları tıklayıp dolduruyor.. Sonra bileti, ardından makinadan çıkan numaraları veriyor.. O da alete benim kadar yabancı olduğundan "şaşırıp bir yanlışlık yapmayayım" diye her işlemden sonra uzun uzun sonucunu izliyor..

Siz de bu arada beklerken sinema bileti değil, sinemanın tapusunu alıyor duygusuna kapılıyorsunuz..

***
Sinema salonları içiçe.. Müşteri hangisine gideceğini karıştırmasın diye herbirine birer isim koymuşlar.. Bizimki "Sevgi" salonuydu.. Yanında da "Tutku" salonu vardı.. Diğer iki salonu göremedim..

Herhalde onların da birine "Arzu" diğerine "Şehvet" adını koymuşlardır..

Sevgi salonunda seyrettiğimiz filmin salonun adıyla ilgisini bulabilmek için biraz gayret etmek lazım.. Herşeyi sinema işletmesinden beklemeyeceksin..

Bizim filmin konusu askeri bir cezaevinde geçiyordu.. Gardiyanlar "kaşının üzerinde gözün var.." deyip, önlerine geleni dövüyorlardı.. Tabii sevdiklerinden..

Mahkumlara o kadar sevgi gösterdiler ki sonunda mahkumlar da karşılık vermek için isyan çıkardı.. Bu arada Robert Redford da karşılıklı sevgi gösterileri arasında kim vurduya gitti..

Toprağı bol olsun.. Yiğit adamdı ama kışı çıkaramadı..



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır